4 Ocak 2012 Çarşamba

Öğrenciye 'Senden bi b. olmaz' diyen öğretmene aylıktan kesme cezası

Haber ResmiÖğrenciye 'Senden bi b. olmaz' 
diyen öğretmene aylıktan kesme cezası






Habertürk

TÜM ÖĞRETMENLER SÖZLEŞMELİ OLACAK!

Haber ResmiMilli Eğitim Şurası'nda önemli kararlar alındı. Zorunlu eğitimin süresi lise dahil 13 yıla çıkarılıyor.. Ders saatleri azalıyor, teneffüs süresi artıyor.


Milli Eğitim Şurası'nda, zorunlu eğitim süresinin lise dahil 13 yıla çıkarılması, ilköğretim okullarında zorunlu eğitimin eskisi gibi 5+3 şeklinde kademeli olması, ortaöğretimde sınıf geçme yerine ders geçme sistemi getirilerek okulu erken bitirme olanağı verilmesi, haftalık ders saatlerinin azaltılarak teneffüslerin süresinin uzatılması konuları komisyon kararı olarak benimsendi.

İlköğretim ve Ortaöğretimin Güçlendirilmesi, Ortaöğretime Erişimin sağlanması” konularını tartışan komisyon, raporunu tamamladı.

8 yıllık zorunlu eğitimin tartışıldığı komisyonda, “Gelişim özellikleri bakımından farklı düzeylerdeki öğrencilerin bir arada bulunmasının ortaya çıkardığı pedagojik sorunların ortadan kaldırılması için ilköğretim okullarında 8 yıllık zorunlu eğitim, öğrencilerin yaş ve gelişim özellikleri dikkate alınarak kademelendirilmeli. Fiziksel mekanlar bu kademelere göre öğrencilerin ayrı alanlarda eğitim görmelerini sağlayacak biçimde bölümlendirilmeli” önerisi kabul edildi.

Komisyon ayrıca, zorunlu eğitimin süresinin lise dahil 13 yıla çıkarılması kararı da aldı.

Komisyonda dün tartışılan “Milli Güvenlik dersi müfredatı yenilenmeli, derse branş öğretmenleri girmeli” önerisi, “Milli Güvenlik dersi müfredatı yenilenmesi ve derse öğretmenlerin girmesi için yasal düzenleme yapılması” şeklinde değiştirildi.

DERS SAATLERİ AZALIYOR TENEFFÜS SÜRESİ ARTIYOR

Komisyonda, öğrencileri sevindirecek bazı maddeler de kabul edildi. Bu çerçevede, ortaöğretimde haftalık ders saatlerinin azaltılması, teneffüs süresinin uzatılması, ortaöğretimde sınıf geçme yerine ders geçme sistemi getirilerek okulu daha erken bitirmeye imkan sağlanması” gibi konularda görüş birliğine varıldı.

Kız öğrencilerin okullaşma oranlarının artırılmasının da tartışıldığı komisyonda “kız öğrencilerin ortaöğretime devamlarına ilişkin teşviklerin artırılması, yeni yatılı liseler açılması ve kız çocuklarının okula erişimi için pozitif ayrımcılık yapılması” benimsendi.

“Ortaöğretimde forma yerine kıyafetin serbest olması” konusunun da tartışıldığı komisyonda, Milli Eğitim Bakanlığı'nın serbest kıyafet uygulaması yönünde bir çalışması bulunduğu belirtilerek, karar alınmasına gerek bulunmadığı belirtildi.

SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLİK

Öğretmenin Yetiştirilmesi, İstihdamı ve Mesleki Gelişimi konulu komisyonda da sözleşmeli öğretmenlik uygulaması nedeniyle yapılan tartışma gerginliğe yol açtı.

Komisyonda, öğretmen adaylarına yönelik Kamu Personeli Seçme Sınavı'nda veya bununla ilgili yapılacak sınavlarda, “Öğretmenlik mesleğiyle ilgili genel kültür sorularının yanında mezun oldukları özel alanlarla ilgili sorular da yöneltilmesi” konusu karara bağlandı.

Komisyon ayrıca, Öğretmenlerin istihdamında kullanılan kadrolu, sözleşmeli ve ücretli gibi farklı uygulamaların kaldırılarak tek bir istihdam modeline geçilmesi, bir perspektif plan çerçevesinde özendirici yöntemlerle personelin kademeli olarak sözleşmeli hale getirilmesi” maddesi de kabul edildi ve komisyon çalışması tamamlandı.

Bu maddenin komisyondan geçmesine karşı çıkan Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, “Tüm öğretmenlerin sözleşmeli hale getirilmesi” uygulamasını kabul etmeyeceklerini belirtti. Koncuk'un, “Bu yaptığınız haksızlık. Milli Eğitim Bakanlığı bürokratları ve özel öğretim kurumları yöneticilerinin görüşleri doğrultusunda rapor hazırlanıyor” sözlerine, Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Mehmet Küçük “Artislik yapma” şeklinde tepki gösterdi.

Küçük ve Koncuk birbirlerinin üzerine yürürken, Öğretmen Yetiştirme Genel Müdürü Ömer Balıbey ile diğer komisyon üyeleri araya girerek, sakinleştirmeye çalıştı.

İsmail Koncuk, tartışmanın ardından yaptığı açıklamada, şunları söyledi:

“Sayın Bakan söz vermişti, sözleşmeli öğretmenlerin kadrolu hale getirileceği konusunda. Ancak öğretmenliğin kademeli olarak zaman içinde sözleşmeli hale getirilmesi teklifini kabul ettiler. Biz de buna tepkimizi ortaya koydu. Biz ilgililerle görüşme yaptık, bunu Şura Genel Kurul toplantısı sırasında kaldırtmaya çalışacağız. Öğretmenlerin haklarıyla ilgili bir karar veriyorsunuz burada öğretmen yok. Özel okulların yetkilileri, özel okulların müdürleri, akademisyenler benim öğretmenimin sözleşmeli öğretmen olmasına karar veriyor. Böyle bir demokrasi anlayışına saygı duymam. Benim bunları kınama hakkım var ve kınadım.”

Koncuk, tartışmanın ardından Mehmet Küçük ile görüştüklerini belirterek, “Bunu uzatmak bize yakışmaz. Görüştük, barıştık, hatta öpüştük. İşi düzelttik. Zaten bir yanlış anlama olmuş” dedi.

TÜM ÖĞRENCİLERE ENSTRÜMAN

Sanat ve Beceri ile ilgili oluşturulan alt komisyonda da ilköğretim sonuna kadar her öğrencinin bir enstrüman çalması önerisi yapıldı. İlköğretimde resim ve müzik ders saatlerinin yeni öğretim yöntem ve teknikleri dikkate alınarak artırılmasının istendiği alt komisyonda, ders dışı eğitim faaliyetlerinin artırılması ve “Sanat İnsanı Yetiştirme Projesi” hazırlanarak uygulamaya konulması önerildi.

18. Milli Eğitim Şurası'nda bugün öğleden sonra Genel Kurul çalışmalarına geçilecek.

HABER7

450 bin memura iyileştirme zammı


Eşit işe eşit ücret kapsamında üst düzey devlet memurlarına yapılan ek ödemelerin ayrıntıları netleşti. Yeni zamlardan yaklaşık 450 bin memur yararlanacak. Geri kalan yaklaşık 2 milyon memurun ek ödemesi ise toplu sözleşmeyle netleşecek.
 
Böyle hesaplanacak
 
Maliye Bakanlığı’nın eşit işe eşit ücretmantığıyla çıkarılan 666 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ayrıntılarını belirleyen tebliği Resmi Gazete’nin önceki günkü sayısında yayınlandı. Memurların mali haklarında köklü değişiklikler yapan KHK’nın nasıl uygulanacağını anlatan tebliğde, genel müdür ve diğer bazı bürokratların maaşlarının nasıl hesaplanacağından halen ek ödeme alan yada almayan memurlara yeni sistemde nasıl ek ödeme yapılacağına kadar her konuya açıklık getirildi.
 
Uzmanlara da zam
 
Tebliğe göre, devlette çalışan genel müdürlerin maaşı 15 Ocak’ta 5 bin 750 TL’ye çıkacak. Böylece halen yaklaşık 5 bin liramaaş alan genel müdürler yeni yıla 750 liralık zamla adım atmış olacak. Zamlı maaşlarla birlikte 15 günlük farklar da ödenecek. Yeni maaş hesaplama yöntemi genel müdürlerin ödeyeceği vergiyi de yükseltti. Daha önce yaklaşık 250 lira tutarında gelir vergisi ödeyen genel müdürler;makam tazminatı ve temsil tazminatı başta olmak üzere yan ödemeler de vergiye tabi olduğu için yeni dönemde 530 lira vergi ödeyecekler. Yeni maaş sistemiyle kamuda 4’üncü derecenin 1’inci kademesinde çalışan uzmanlarınmaaşı 3 bin 406 lira, 9/1 uzman yardımcılarınınmaaşı da 2 bin 608 lira oldu.Hazine uzmanları 3 bin 722 lira iç denetçiler 3 bin 917 liramaaş alacak. Uzmanların ödeyeceği vergi 315 TL’ye, yardımcıların vergisi de 242 TL’ye yükseldi.
 
Kaymakama 44 lira 5 kuruş
 
Yeni ek ödeme sistemi,mevcut ek ödemelerle döner sermayelerden alınan ek ödemelerden düşülerek ödemeyi öngördüğü için, zaten ek ödemesi olan memurlara ilave zam getirmedi. Örneğin 5’in 1’inden maaş alan memurlara 669 lira 16 kuruş ek ödeme getirildi. Ancak bu ek ödeme mevcut ek ödemelerin 273 TL altında kaldı. Dolayısıyla bumemurlar ek ödemeyi alacak ancak farkı alamayacak. Kaymakamlara da yeni sistemle bin 216 lira ek ödeme getirildi. Ancak mevcut ek ödemeler nedeniyle kaymakamların cebine sadece 44 lira 5 kuruşluk ilave fark girecek.
 
Vekiller yaşadı
 
Tebliğle kamuda bir üst makamı vekaleten yönetenlere ödenecek ek ödeme de netleşti. Buna göre genel müdür yardımcıları genel müdürlüğe vekalet etmeleri halinde kendi ek ödemeleri dışında 734 TL de ilave vekalet ücreti alacaklar. Şube müdürleri daire başkanlığına vekalet etmeleri halinde 405 lira, şube müdürlüğüne vekalet eden şefler de 334 TL ilave ücret alacak.
 
Kaynak: Bugün

GEÇİCİ GÖREVLİLERE MÜJDE!


 Sitemizde yayınlanan öğretmen atama ve yer değiştirme taslağında göze çarpan en önemli değişiklik geçici görevdekilerin çalıştıkları sürelerin yer değiştirmeye esas kabul edilmesidir.

Bilindiği gibi en son yönetmeliğe göre kişinin il içi tayin isteyebilmesi için "kadrosunun bulunduğu kurumda toplam 3 yıl görev yapması" gerekiyordu.

Yapılan değişiklikle kadrosunun bulunduğu görev yanında il içinde geçici görevle çalıştığı süreler de kişinin tayin istemesine esas teşkil edebilecek.

Haber Kaynağı: www.personelmeb.net


Devamını Oku: http://www.personelmeb.net/atama/gecici-gorevlilere-mujde-h12302.html#ixzz1iVQEnYLA

ÖĞRETMENLER MAKİNE DEĞİL İNSANDIR!

 Hükumetin  MEB’den kan kaybettiği herkesçe malum. 30 yılda 7 hukukçu, 2 maliyeci, 2 işletmeci, Hukuk ve Edebiyat alanından 2 Öğretim üyesi,1 inşaat mühendisi bakan gördü MEB. Tek eğitimci bakanımız rahmetli Avni AKYOL’du. Biricik yüz akımız oldu. Eğitimi, eğitimciye bırakmadı bunca hükumet... 


Kim neyi iyi bilirse onu yapar, tereci tere satar. 
Sporcudan Milli Eğitim Bakanı olursa okulları, spor kulübüne çevirir. 
Sağlıkçıdan Milli Eğitim Bakanı olursa okulların birincil amacı hijyen olur. Avukattan Milli Eğitim Bakanı olursa eğitimin şaftı kayar, okullar çocuk bakım evine dönüşür. 
Zannedilmesin ki her üniversite hocası eğitimcidir. 
Fen-Edebiyat hocası eğitimci değil bilim adamıdır. 

Fen bilir, edebiyat bilir! Fen bilen laboratuar görür okulları, edebiyat bilenin duvar gazetesidir ilgi alanı.

Sözün işletmecilere geleceği belli. 
Uzatmayalım lafı. İşleyen demir ışıldar elbet. 
Ancak; okullar  bir hizmet örgütüdür ve öğretmenler insandır, makine değil!   
Kırılan gönüller kaynak tutmaz, bozulan morallerin parça değişimi yoktur.
 
Doğan CEYLAN


Devamını Oku: http://www.personelmeb.net/ozluk-haklar/ogretmenler-makine-degil-insandir-h12308.html#ixzz1iVPhsEgt

60 Bin Öğretmen Ataması Yapılsın


Çalışma Hayatı Tamamen Değişiyor!Eğitim Bir Sen tarafından açıklanan 2011 yılına ilişkin değerlendirmede 60 bin öğretmen ataması yapılması gerektiğini belirtti.
 
Eğitim Bir Senden yapılan açıklama;
 
Öğretmen yetiştiren programlardan mezun olup, atama bekleyen 270 binin üzerinde öğretmen adayı bulunmaktadır. Eğitim kurumlarında ise 130 binden fazla öğretmene ihtiyaç duyulmaktadır. Bu tablo, bir çarpıklığın göstergesidir. Söz konusu çarpıklık düzeltilmediği sürece sıkıntılar devam edecektir. Bu konuda köklü bir çözüme gidilmelidir. Bakanlığın öğretmen ihtiyacı konusunda gerekli hizmeti sunamaması ya da eksik hizmet sunması, eğitim ve öğretimin bütün aşamalarında birçok sorunun kaynağını oluşturmaktadır. Bu konuda köklü bir çözüme gidilmesi ve öğretmen ihtiyacı olan yerlere öğretmen adaylarının dengeli bir şekilde atanması konusunda bir planlama yapılması gerekmektedir.  Öğretmen ihtiyacının 130 binin üzerinde olduğu ülkemizde, 2011 yılında 33 bin öğretmenin atanması yetersiz olmuştur. 2012 yılında ücretli öğretmenlik uygulamasına son verilerek, 60 bin öğretmenin kadrolu olarak atamasının yapılmasını istiyoruz.

Memurlar ücretlerde adalet istedi

ERZURUM (CİHAN)- Kamu Sen Erzurum İl Temsilciliğine bağlı sendika şube başkanları, memur ücretlerinde iyileştirme talebiyle Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü binası önünde basın açıklaması yaptı.
Kamu Sen Erzurum İl Temsilcisi Müfit Bayraktar, kamuda 'Eşit işe eşit ücret' talebinde bulundu. Bayraktar, geçen Kasım ayında eşit işe eşit ücret getireceği beklentisiyle çıkartılan 666 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname'nin kamu çalışanları arasında infiale neden olduğunu öne sürdü. Kamuda çalışanlar arasında ücret adaletsizliğinin acilen giderilmesini isteyen Bayraktar, "Memur ücretlerindeki adaletsizlik acilen giderilsin. Eşit işe eşit ücret istiyoruz." dedi. Kamu Sen İl Temsilcisi Müfit Bayraktar, maaş zamlarının enflasyon karşısında eridiğini ve aldıkları ücretle geçinemez olduklarını ileri sürerek, "Doğalgaza, elektriğe, suya gelen zamlar ortalama yüzde 15, memura yapılan zam ise yıllık yüzde 6. Bu zamlar karşısında memur aldığı ücretle nasıl geçinsin. Hükümet memurlara enflasyon farkı vermek zorundadır." diye konuştu. CİHAN

MEMUR ve EMEKLİNİN ZAMMI BÖLÜNÜYOR MU?

Muş'ta kasaplar birleşti, et fiyatı 15 TL'ye indi2012 yılı için  memur ve emeklilere 3+3 zam  öngörüldüğü ve hükümetin bu oranın üzerine çıkmayı düşünmediği ifadeleri, yazılı ve görsel basın aracılığı ile dillendirilmektedir.
 
Peki bugün itibarı ile ülkemizde enflasyon kaç ?
 
Yıllık TÜFE Yüzde 10.45
 
Yıllık TÜFE ;10.45 çıkmış ise, 2011 yılında giderek yükselen  enflasyonun 2012 yılı için de,  bu trend de seyredeceği  düşünüldüğünde; çalışanlara ve emeklilere,   2012 yılı içinmutlaka çift haneli bir zam yapılmalıdır.
 
O zaman hiç başka söze gerek bırakmadan, enflasyon oranı olan  % 10 veya üzerinde (en az 5+5 =10 ) bir zam memura verilmelidir.
 
Bu zam, memurun en doğal hakkıdır. Memur tarafından istenilmeden, pazarlık payı edilmeden verilmelidir.
 
TÜFE (Yıllık)   :10.45 olmuş
ÜFE (Yıllık)    :13.33 olmuş
 
Hal böyle iken, neden memura 3+3=6 zam telaffuz ediliyor. Enflasyon baz alınsa dahi yaklaşık %10-12 civarında zamverilmesi gerekirken bunun tam da yarısı olan %6 memurlara reva mıdır?
 
Az bir fark değil bu, yüzde 40-50 ‘ye  varan bir fark var arada.
 
Bunun sebebi şu düşünce olabilir mi acaba ?
 
Memurlar zaten enflasyon gereği en az yüzde (5+5 ) 10 zammı hak ediyorlar.  Şimdi bunu verirsek, memurlar toplusözleşme yapılacağı zaman pazarlık masasında da mutlaka bir şeyler isteyecekler. Bu yönde  bir beklenti oluşacak ister istemez memurlarda.  Toplu sözleşmelerde,  ek zam beklentileri  karşılanmaz ise bu yüzden memurların sesi yükselebilir.
 
Onun için 3+3 verebilir de bu dönem atlatılabilirse şimdilik, toplu sözleşme masasında da memurun zaten hakkı (hakkının geri kalan kısmı) olan 2+2 zam burada verilir.Böylece bir taşla iki kuş vurulmuş olur.
 
Toplu  sözleşme  masasındaki beklenti de karşılanmış olacak.
 
Memurun 1 defada beklediği çift  haneli zam ikiye bölünerek 2 hassas dönem atlatılmış mı olacak ?.
 
Hatta aynı taşla üçüncü kuş da vurulabilir.
 
O da işin sendika tarafıdır ki; toplu sözleşme ile verilecek sözde ek zammı sendikalar kazanmış olacak. Mesela 2+2 zam kazandık diye  sendikalar,  sendika üyelerinin gözünden düşürülmeyerek, bedava kahraman ilan edilecek.
 
Bölünmüş olan zammın ikinci kısmı sendikaların büyük başarısı olarak mı karşımıza çıkacak?

DANIŞTAYDAN ÖĞRETMENE BECAYİŞ HAKKI

Kardeş okul öğrencilerini misafir ettilerÇatalca Boyalık Örfi Çetinkaya İlköğretim Okulu’nda sınıf öğretmeni olarak göreve yapan EĞİTİM-BİR-SEN üyesi Abdulsamet Koç’un, Elazığ Kovancılar İlçesi’nde bulunan Ekinözü İlköğretim Okulu’nda sınıf öğretmeni olarak görev yapan Oya Çam ile karşılıklı yer değiştirmek (becayiş) amacıyla yaptığı başvuruyu, İstanbul Valiliği’nin, öğretmenlerin atama ve yer değiştirme yönetmeliğinde öğretmenlerin yer değiştirme (becayiş) yapmaları ile ilgili bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle reddetmesi üzerine, işlemin iptali istemiyle 5. İstanbul İdare Mahkemesi’nde açtığı davada, mahkeme; valiliğin, yönetmelikte becayiş hakkı olmadığı gerekçesiyle talebin reddine ilişkin işlemini hukuka aykırı bularak iptal etti.

Valilik, kararı Danıştay’a taşıyarak, temyiz başvurusunda bulundu. Yürütmenin durdurulması talebiyle yapılan başvuru Danıştay tarafından reddedildi. Bunun üzerine Milli Eğitim Bakanlığı, mahkeme kararının uygulanması için Abdulsamet Koç’un valilikçe reddedilen becayiş talebine dair başvuru dilekçesinin Bakanlığa gönderilmesini istedi.

Danıştay’ın verdiği kararla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 73. maddesindeki karşılıklı yer değiştirmeyi sağlayan hükme rağmen salt atama ve yer değiştirme yönetmeliğinde becayişe ilişkin hüküm bulunmadığı gerekçesiyle bu yöndeki taleplerin reddinin hukuka ve kanuna uygun olmadığı ortaya konuldu.

Milli Eğitim Bakanlığı, atama ve yer değiştirme yönetmeliği öncesine kadar öğretmenler arasında yapılan becayiş taleplerine dönem dönem izin vermekte ve talep gereği karşılıklı yer değiştirme yapmaktaydı. Bu işlemin yasal dayanağı ise 657 sayılı Kanun’un 73. maddesiydi. Bu kanunun ilgili hükmü halen yürürlükte olmasına rağmen, 06.05.2010 tarihinde yürürlüğe giren öğretmen atama ve yer değiştirme yönetmeliğinde karşılıklı yer değiştirme hakkına hiçbir gerekçe gösterilmeksizin yer verilmedi. Gerek 657 sayılı Kanun’a gerekse kazanılmış haklara aykırılık teşkil eden bu uygulama nedeniyle öğretmenler mağdur olmaktadır. Mahkemenin bu kararıyla becayiş konusunda yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi noktasında Danıştay’ın geçit verebileceğine dair iyimser bir kanaat oluştu.

Bireysel karşılıklı yer değiştirme talepleri nedeniyle gelecek ret cevaplarına açılacak benzer davalar sonucunda da Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlere karşılıklı yer değiştirme hakkını tanımak zorunda kalabilir.
AYRINTILAR GELİYOR

Kaynak: Memurlar.biz

MEB ÖĞRETMEN ATAMA VE YER DEĞİŞTİRME YÖNETMELİĞİ DÜZENLENMİŞ HALİ

-İl içi  tayinlerde çalışma süresi 3 yıla çıkıyor...


Daha önce 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile İl içi tayinler 3 yıla çekilmişti. Yönetmelikte yapılan değişiklikle il içi tayinlerde ilde çalışma süresi 3 yıla çıkarılıyor..Daha önce il içi tayinlerde ilde çalışma süresi 2 yıl idi.

-il içi tayinlerde görevlendirme öğretmen ve idareci olarak kadrosunun bulunduğu kurumların dışında öğretmen ve idareci olarak görev yapanların çalışma süresi il içi tayinlerde hizmet süresi hesabına dahil edilecek..

Ancak öğretmen ve idareci sıfatı dışında bakanlık merkez ve taşra teşkilatı ile diğer kamu kurulşlarında görev yapanların çalışma süresi il içi tayinlerin hesabında hizmet süresine dahil edilmeyecektir.






http://www.memurlar.biz/haber/meb-ogretmen-atama-ve-yer-degistirme-yonetmeligi-duzenlenmis-hali-237091.html

YÖNETİCİ ATAMADA MÜLAKAT OYUNU !

 Öncelikle ortalıkta dolaşan Yönetici Atamada “Mülakat” konusunu özetlemek gerekirse, “Kaynağı meçhul Yönetmelik Taslağından” başlamak konunun nirengi noktasını oluşturmaktadır. Nitekim eğitim sosyal medyasının arşivleri tıpkı bunun gibi kaynağı meçhul gayri resmi yönetmelik taslağı çöplüğüne dönmüş durumdadır. Hülasa alışık olduğumuz türden bir Yönetici Atama Taslağı bugünlerde eğitim sosyal medyasında boy göstermekte ve yönetmeliğin kırılma noktasını da “Mülakat, eş anlamıyla söylemek gerekirse sözlü sınav” oluşturmaktadır. Efendim rivayet odur ki ocak ve şubat aylarında yönetici atamalar yapılacağı içinbugünlerde Milli Eğitim Bakanlığında hummalı bir yönetmelik çalışması varmış ve yeni bir Yönetici Atama Yönetmeliği bu atamalara yetiştirilecek şekilde süratle hazırlanıyormuş. Bu yönetmeliğin çıkarılma nedeni ise sınav kazanan yönetici adaylarının mülakatla ya da sözlü sınavla atanmalarını sağlamakmış, bir başka ifadeyle yangından mal kaçırmakmış. Bu mülakatı ise il milli eğitim müdürü, atamadan sorumlu yardımcı ya da şube müdürü, iki ilçe milli eğitim müdürü ve bir okul müdüründen oluşan beş kişilik komisyon yapacakmış. Kriterler ise aşağı yukarı tüm mülakat sınavlarında kullanılan daha ziyade sübjektif nitelikli, ucu açık, daha doğrusu komisyonun istediği kişiyi istediği okula atamasına çanak tutar türden bir torpil mekanizmasıymış. Haliyle yazılı sınavın zaten uygulamada pek bir anlamı kalmayacağı için de ayıp olmasın kabilinden % 50’sini de lütfedip değerlendirmeye dahil edeceklermiş. Miş, miş, miş.. Vesaire vesaire hep torpile dair…     
             Bu torpil mekanizmasının yasal dayanağının ise 632 sayılı KHK’ye konulan “Sözlü sınav” oluşturmaktaymış. Dahası Kanun Hükmünde Kararnameler konusunda  Danıştay’a değil de Anayasa Mahkemesine dava açılabildiği için, bu mahkemeye de yalnızca Cumhurbaşkanı, iktidar ve muhalefet partileri dava açabildikleri için de iş işten geçmişmiş…konu medyada işlendiği şekliyle özetle durum aşağı yukarı bundan ibaret.
             Efendim konuya biraz ironik yaklaşmam ve de fazla ciddiye almıyor olmam bu konuyla yakından ilgilenenleri biraz rahatsız etmiş olabilir ki kastım asla bu değildir, bu sitenin ve şahsımın bu konudaki hassasiyetini ve mücadelesini “Başta önden giden atlılar olmak üzere ki onlara selam olsun!” bilenler bilir…  Birazdan gerekçelerimizi sıraladığımızda sizin de kuşkuyla yaklaşacağınızı zannediyorum. Nitekim yönetici atama sorununun doğurduğu www.memurlar.biz sitesinde ta başından beri tüm mücadele süreçlerinin içinde yer almış, beş yıldır bu konuda kafa yormuş, kalem oynatmış ve hatta Eğitim Yönetimi alanındaki yüksek lisans tez konusunu da “Yönetici Atama” konusundan yazmış olan birisi olarak elbette bizim de naçizane bu konuda düşüncelerimiz, şüphelerimiz ve uzun süre içinde yer aldığımız sosyal medyadan gelen kokuları alma yetimiz vardır.
           Bizi bu konuda bu şekilde düşündüren daha doğrusu şüphelendiren nedenlere gelince aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür:   
1) Öncelikle bu konuyu ciddiye almamızı gerektirecek bir resmi taslak ya da açıklama mevcut değildir. Ortalıkta dolaşan taslak ise kaynağı belli olmayan, gerçekten böyle bir taslak olup olmadığı konusunda kesin bir bilgi bulunmadığı ve de bu iş için kullanılan entrika yöntemlerinden olduğunu bildiğimiz için şüpheyle bakılmasını gerektiren, yukarıda da bahsettiğim gibi şimdiye kadar ortaya çıkan kaynağı meçhul taslaklardan biri olup, sitelerin arşivlerindeki taslak çöplüğündeki yerini almayı beklemektedir.
2) 632 sayılı KHK’de yer alan “Sözlü sınav” ibaresi her ne kadar bu iş için en azından şüphelenmeye sebep olacak nitelikte mide bulandırsa da üst yasal düzenlemelerde bulunan her hükmün alt yasal düzenlemelere aynen yansıdığı ve uygulamaya konulduğu şeklinde bir literatürümüz bulunmamaktadır. Zira eğer öyle olsaydı 1739’da yer alan “Uzman öğretmenlik” konusu -en azından yargıya takılmadan önce- şimdiye kadar defalarca yapılmış olması gerekirdi. Dolayısıyla bu sözlü sınav ibaresinden hareketle evhama kapılıp, hayali yönetmelikler yazmak olsa olsa hezeyan olur bence. Ayrıca sözlü sınav konusu KHK ile düzenlendiği için Danıştay’ı da aştığı için artık yargı engeline de takılmayacağı şeklindeki saptama ise galiba öncelikle Danıştay’ın belli kesimin beklentilerine göre karar verdiği şeklindeki önyargıdan ve yine hukuk bilgisi eksikliğinden olsa gerek. Zira bu KHK hükmüne göre çıkarılacak olan Yönetmelik pekâlâ Danıştay’a götürülür. Yargıçlar da kararlarını sadece bir tane KHK hükmüne göre değil, 657, Anayasa ve diğer yasal düzenlemelerle birlikte, Hukuka ve vicdanlarına göre verdiklerine göre eğer adaletsiz bulurlarsa pekâlâ iptaline karar verebilirler.  Kaldı ki hafızam beni yanıltmıyorsa CHP 632 sayılı KHK’yi Anayasa Mahkemesine götürdü diye biliyorum.
3. Bu konuya şüpheyle bakmamı gerektiren en önemli gerekçe ise bu konunun başından beri bilindiği üzere yönetici atama konusu, sendikaların en büyük reklam malzemesi olmuş, -yerinde açılan davaların hakkını teslim etmekle beraber- adı sanı duyulmadık sendikalar bu konuda olur olmaz sebeplerle davalar açarak kendi reklamlarını yapmış olmalarıdır. Ayrıca yine sendikalar, sendikacılığı yönetici atamadan ibaret zannederek tüm mesailerini bu işe harcama yanılgısına düşmüşlerdir. Dahası üye toplamak için herkese mavi boncuk dağıtır gibi yöneticilik vaadiyle üye toplayan sendikacıların önünde elini ovuşturup peşlerinden ayrılmayan dalkavuk tayfası da artık bunlardan ümidi kesip sınavlara yönelince deyim yerindeyse sendikacılar işsiz, işlevsiz, polemiksiz ve reklamsız kalmışlardır. İşte tam da bu noktada bu tür taslak entrikalarıyla yeniden kendilerine bir iş ve reklam malzemesi üretmek adına böyle bir oyuna başvurmuş olabilecekleri konusunda şüphelenmekteyim doğrusu. Buna paralel olarak da sendikaların verdiği sipariş üzerine bu konuda kalemşorluk yapan ya da sitelerine misyon biçen yorumcular için de hem bir malzeme hem de sivrilip sendika basamaklarını tırmanmak adına bir ganimet gibi algılanıyor olabilir. Hülasa bu konuda bir entrika varsa eğer, bu paragrafta yazdıklarım önceki tecrübelerden hareketle hiç de yabana atılacak tahminler değildir.
             Sonuç olarak mevcut yönetmelik tüm eğitim camiası tarafından kabul gören, şu ana kadar çıkarılmış olan yönetmeliklerin en adili olan, EK-2 hariç objektiflik kriterlerine uyduğu için de aklı başında kimsenin eleştiremeyeceği son derece güzel bir yönetmeliktir. Böylesi bir yönetmeliğe “Mülakat ya da sözlü sınav” gibi daha önce yargıdan dönmüş olan hatta geçtiğimiz yıllarda kördüğüm olan yönetici atama sorununun da fitilini ateşlemiş olan bu saçmalığı eğer Bakanlık arpalık peşinde koşan sendikaların oltasına takılır da geri getirme gafletinde bulunursa –ki ben asla ihtimal vermiyorum- bu defa baltayı hepten taşa vurmuş, bu konuda en az on yıl geri gitmiş ve tüm eğitim camiasını karşısına almış olur ve aynı zamanda zaten üyelerinden aidat toplamaktan başka bir misyonları ve aktiviteleri de kalmamış olan, işlerini sosyal medyaya kaptırmış olan ve torpil arpalığından kendine varlık zemini oluşturmaya çalışan sendikaları da eğitim camiasının gözünde tarihin çöplüğüne atmış olur.
             Böylesi akıllara ziyan, faciayı andıran bir tablonun gerçekleşme ihtimali resmi olarak gün yüzüne çıkarsa bu yazdıklarımdan ötürü özür dileme erdemini gösterdikten sonra, tıpkı daha önce yönetici atama yönetmeliğinin çıkması sürecinde “Önden giden atlılarla” birlikle yaptığımız mücadele örneğinde olduğu gibi kolları sıvayıp bu konuda da memurlar biz sitesi aracılığı ile mücadele edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.
            Nitekim en adaletli yönetmelik çıkması  konusunda ve diğer konularda yukarıda bahsettiğim entrikacılara rağmen, sendikaların da fersah fersah önünde olmuş olan memurlar.biz sitesinin mücadele edip de başarılı olmadığı bir konu yoktur. Örnek mi?  Mevcut Yönetici Atama Yönetmeliği ve Rotasyon konusu ... Peşinden de uzman öğretmenlik konusunun geleceğine inancım tamdır. Sabırla bizi desteklemeniz yeterlidir. 04.01.2012
                                                                                                           
                                                                                                                      Cafer GÜZEL

Bakan hakkında bomba iddia! Gidiyor!


Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Alım İlanıGazeteci-Yazar Erver Aysever, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in görevden alınacağını, yerine ise Yalçın Akdoğan'ın getirileceğini iddia etti.
AK Parti kulislerinden aldığı bilgiyi aktaran Enver Aysever, şubat ayında yeni bir hükümetin kurulacağını iddia etti.
Aysever, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in yerine BaşbakanErdoğan'ın çok güvendiği bir isim olan AK Parti Genel Başkan Danışmanı ve Ankara milletvekili Doç. Dr. Yalçın Akdoğan'ın getirileceğini söyledi.

Kaynak: haber61.net

Toplu sözleşme yetişmezse zam tarihi belli oldu


MEB ÖĞRETMEN ATAMA VE YER DEĞİŞTİRME YÖNETMELİĞİ DÜZENLENMİŞ HALİANKARA (CİHAN)- Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, toplu sözleşmenin yetişmemesi durumunda memur maaş artışlarının 1 Ocak'tan itibaren geçerli olacağını bildirdi.

Şimşek, 2012 ikinci yarı için yüzde 2,68'lik bir ilave enflasyon farkı artışı verileceğini kaydetti. Hiçbir kesimi enflasyona ezdirmeyeceklerini taahhüt ettiklerini aktaran Şimşek, ''O çerçevede, gereken neyse maliyete katlanırız. Maliyet, muhtemelen 2,5 milyar lira civarında olacak.'' dedi.
Bakan Şimşek, Trakya Elektrik Dağıtım AŞ'nin hisse devir törenin ardından gazetecilerin sorularını cevapladı. 2011 yılında enflasyonda bir sapma olduğunu kaydeden Şimşek, bu çerçevede yılın ikinci yarısı için yüzde 2,68'lik bir ilave enflasyon farkının artışı olacağını söyledi. Şimşek, düzenli artışlara gelince 2012 için memurlara artış konusunda bir tasarı üzerinde çalışıldığını dile getirdi. Tasarı ile birlikte anayasa değişikliğine uyum sağlanmış olacağını ifade eden Şimşek, şöyle konuştu:
''Ondan sonra da bir toplu sözleşme süreci yaşanacak. Bu sürecin sonucunda artış belirlenecek. Dolayısıyla Maliye Bakanı olarak benim bugünden herhangi bir oran zikretmem söz konusu değil. Bu taraflar arasında yapılacak müzakereler sonucunda ortaya çıkacak. Bu müzakerelerle memurlarımızın yüzde kaçlık bir ücret artışı alacağı belli olacak. Dolayısıyla önce bir yasal alt yapıyı oluşturacağız. Ona ilişkin çalışmalar neredeyse son aşamaya gelmiş durumda. Ama daha detaylı bilgiyi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız sizlerle paylaşır. Anayasaya uyum mevzuat çalışması bittikten sonra, taraflar arasında bir müzakere olacak ve masada belirlenecek.''
Şimşek, yasanın yetişmemesi durumunda ise, şu aşamada yetişmezse de gerekli hazırlıkları belli bir çerçevede yapmış durumda olduklarını söyledi. Şimşek, şöyle devam etti:
''Yetişmezse de herhangi bir artış ne zaman olursa olsun 1 Ocak'tan itibaren geçerli olacak. Dolayısıyla o konuda en ufak bir sıkıntı yok. Dolayısıyla, memurlarımız hiçbir şekilde herhangi bir sorunla karşılaşmamış olacaktır."
Mehmet Şimşek, ek zammın maliyetine ilişkin bir soru üzerine de hiçbir kesimi enflasyona ezdirmeyeceklerini taahhüt ettiklerini hatırlatarak, ''O çerçevede gereken neyse maliyete katlanırız. Maliyet muhtemelen 2,5 milyar lira civarında olacak.'' ifadelerini kullandı. CİHAN

Memur maaşı 45 TL eridi.

İşte enflasyon farkı eklendiğinde maaşlar ve unvanlara göre erime rakamları…
 
 
  


ÜNVAN

Derece
Aralık 2011Enflasyon Farkı
Sosyal Yardımlar
Hariç
Sosyal Yardımlar
Dahil
Sosyal Yardımlar HariçSosyal
Yardımlar
Dahil
BAŞBAKANLIK MÜSTEŞARI
(25 YIL)
1/45312,275514,295460,755668,41
PRATİSYEN TABİP (16 YIL)1/12162,522332,312222,962397,50
AVUKAT (16 YIL)2/12091,862261,652150,332324,86
MÜHENDİS (16 YIL)2/22471,062640,852540,132714,66
ÖĞRETMEN (16 YIL)3/11696,541866,331743,961918,49
ŞUBE MÜDÜRÜ (16 YIL)3/21603,781773,571648,611823,14
MEMUR (YÜKSEKOKUL) (16 YIL) 3/21384,311554,101423,001597,54
MÜEZZİN, KAYYIM, İMAM, HATİP, K.K.ÖĞRETİCİSİ (16 YIL)3/21579,151748,931623,291797,81
MEMUR (LİSE) (16 YIL)6/11322,201491,991359,161533,69
ŞOFÖR (LİSE) (16 YIL)6/11322,201491,991359,161533,69
HEMŞİRE, EBE, SAĞLIK MEMURU (MESLEK LİSESİ) (16 YIL)6/31509,861679,651552,061726,60
HİZMETLİ (İLKOKUL) (16 YIL)9/21278,541448,331314,281488,81
HİZMETLİ (YENİ İŞE GİREN)15/11259,141428,931294,331468,87
 
 
Not: Maaşlara 2012 yılında ödenecek ek ödeme farkı ve 2012 yılı maaş artışları dahil değildir.


MEMUR MAAŞI 2011 YILINDA AYLIK 44,91 TL ERİDİ
 
 
Hükümetin enflasyonu yanlış tahmin etmesi nedeniyle memur maaşları 2011 yılının ikinci altı aylık diliminde ortalama 44,91 TL eridi.
 
Hatırlanacağı gibi 2011 yılı başında yıllık enflasyonun %8 olacağı tahmin edilmişti. Türkiye Kamu-Sen ise dünyada yaşananekonomik gelişmelerin, 2011 yılı enflasyonunu çift haneli rakamlara çıkaracağını belirtmiş ve memur maaşlarına bu yönde bir artış talep etmişti. Ancak hükümet, 2010 yılında yapılan toplu görüşmelerde yandaş sendikasının da desteği ile memur maaşlarına %4 + %4 artış getiren öneriyi uygulamaya koymuştu.  
 
2011 yılı enflasyonunun şekillendiği bugün ise Türkiye Kamu-Sen’in tespit ve önerilerinde ne denli haklı olduğu bir kez daha ortaya çıktı ve 2011 yılı enflasyonu %10,45 olarak açıklandı. Böylece memur maaş artışları ile gerçekenflasyon arasında %2,795 puan fark oluştu. Buna göre de memur maaşlarının aylık ortalama 44,91 TL eridiği görüldü.
 
Erime, Pratisyen Tabip maaşlarında 60,44 TL, Avukatın maaşında 58,47 TL, Mühendis maaşında 69,07 TL, Öğretmen maaşlarında 47,42 TL, Memur maaşında 38,69 TL, yeni işe giren Hizmetli maaşında ise aylık 35,19 TL oldu.
 
Buna göre memurların maaşları günden güne eridi ve 2011 yılını resmi rakamlara göre hükümetten alacaklı olarak kapattı.  
 
Genel Başkan İsmail Koncuk; Gerçek Erime %15; İktidarla Kolkola Girerek Memur Maaşlarını Erimeye Terk Edenler Bunun Hesabını Vermelidir
 
Konu hakkında açıklama yapan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk; Son bir ayda gıda fiyatlarının %5,2 oranında arttığını belirterek, “memurlarımız kuru soğan, ekmeğe muhtaç bırakıldılar” dedi. Genel Başkan, TÜİK’in verilerine göre memur maaşlarının son 6 ayda %2,795 eridiğini vurguladı. Zorunlu tüketim harcamalarında yaşanan artışlar ve 2011 yılındaki ekonomik büyüme dikkate alındığında, gerçekte erimenin %15 dolayında olduğunu ifade eden Koncuk, 2010 yılındaki toplu görüşmelerde bu tehlikeyi dile getirdiklerini ve bu nedenle emekliliğe de yansıyacak olan taban aylığa ayrıca artış talep ettiklerini ancak bazı sendikaların seçim öncesinde Hükümeti yıpratma kaygısıyla hareket ederek, alel acele toplu görüşme metnine imza attıklarını hatırlattı ve “memur maaşlarını erimeye mahkûm edenler, mutlaka bu davranışlarının nedenini de dürüstçe açıklamalıdırlar” dedi.  
 
Ücretlerde adalet sağlayacağı iddiası ile çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamenin ise beklentileri karşılamaktan uzak kaldığını belirten Koncuk, Kararname ile öğretmen, öğretim görevlisi, polis, asker, KİT çalışanı, tazminat ve ikramiye alan personelin mağdur edildiğini, 2 milyonun üzerindeki kamu görevlisinden yalnızca 400 binin bu haklardan faydalanabileceğini, bunun da yeni adaletsizlikler doğurduğunu söyledi. İsmail Koncuk, “Hükümet şu anda memura %2,795 borçludur. Hükümet memurlara enflasyon farkı vermek zorundadır. Ancak henüz 2012 maaşları dahi belirlenememiştir ve toplu sözleşme hakkımızı düzenleyecek kanun 1,5 yıldır çıkarılmamıştır.” dedi.