25 Aralık 2011 Pazar

YÖNETİCİ ATAMALARI BAŞLADI

01-02/10/2011 tarihinde müdür, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcılığı sınav sonuçlarına göre bazı iller yönetici atama duyurularına başladı.








Elazığ İl Milli Eğitim Müdürlüğü sınav sonucuna göre okul ve kurum yöneticiliklerine atamalara başladı.

Sınav Sonucuna Göre Okul ve Kurum Yöneticiliklerine Atama ile ilgili Müdürlüğümüz Yazısı, Takvim ve Halen Münhal Müdürlüğü Münhal Drurumda Bulunan Okul ve Kurumlara Ait Liste 

EŞİT İŞE EŞİT ÜCRETE ÖĞRETMEN GİRMEZ

Eşit işe eşit ücret düzenlemesinde başta profesörler olmak üzere, akademik personeller, öğretmen ve polisler kapsam dışı kaldı. Onlar için bir ek ödeme gündeminizde var mı?



UĞBA KARAGÜLLE / SAMANYOLUHABER.COMEşit işe eşit ücretten ziyade çalışmanın adı aslında eşit ünvana eşit ücret. Yaptığımız düzenleme böyle. Şefler aynı ücreti alıyor, daire başkanları aynı ücreti alıyor. Genel müdür yardımcıları, Genel müdürler, müsteşarlar, il müdürleri gibi ana kademelerdeki ücret farklılıklarını ünvan itibariyle gidermeye yönelik bir çalışma idi. Öğretmenler bu kapsama girmediler. Sağlık çalışanları, polis teşkilatı gibi. Bir ücret farklılığı olmadığı için bütün öğretmenler aynı ücrete tabi oldukları için orada bir eşitleme ihtiyacı olmadı. Çalışmanın kapsamına girmemiş oluyor. 

ÖĞRETMENE EK ÖDEME GÜNDEMDE YOK

Bizim gündemimizde öğretmenlere ek ödeme yok. Ama toplu sözleşme masasında konuşulur. Nasıl şekillenir masada göreceğiz.

Haberin devamı için tıklayınız...

Yeni maaş sistemine göre memurların vergi dilimi artıyor mu?

 666 sayılı KHK ile eşit işe eşit ücret sisteminin temelleri atılmış oldu. Yeni sisteme göre yapılacak ödemeler 15.01.2012 tarihinde yürürlüğe girecektir. Daha önceki yazılarımızda örneklerle maaş hesabı ve birçok unvandaki personelin alacakları maaşlar açıklanmaya çalışılmıştır. Bu yazımızda yeni sisteme göre vergi matrahında artış olup olmadığı ile bu durumun hangi gruptaki memur maaşlarına olumlu hangilerine de olumsuz olarak yansıdığını ele alarak açıklamayacağız.


666 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK ya eklenen ek 10 uncu maddeye göre ödenecek ücretin detayları verilmiştir. Buna göre (II) ve (III) sayılı listelerde unvanlar gruplar halinde yer almakta olup, bu unvanların alacakları ücret göstergeleri ve tazminat göstergeleri bulunmaktadır. Ücret göstergeleri ve tazminat göstergelerinin maaş katsayısı ile çarpımından oluşan tutarın toplamı personelin alacağı brüt tutarı oluşturmaktadır.


Tazminat göstergesinin maaş katsayısı ile çarpımından oluşacak tutardan sadece damga vergisi kesilmektedir. Ücret göstergesi ile maaş katsayısının çarpımından oluşacak tutardan ise gelir vergisi ve damga vergisi kesilmektedir. Emekli kesenekleri ise daha önce hangi kalemlerden oluşuyorsa yine o kalemler üzerinden kesilmektedir. Daha önceki yazılılarımızda bu konuya ilişkin birçok örnek verildiği için merak edenler o yazılarımıza bakabilirler.
Burada üzerinde durulması gereken önemli bir konu ise vergi dilimlerinin kısa sürede yükseleceği gerçeğidir. Çünkü, daha önceki maaş hesaplamasına göre vergi matrahına giren unsurlar daha düşüktü ve birçok maaş kalemi vergi matrahına dahil değildi. Maaşın önemli bir unsuru olan özel hizmet tazminatı, makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, ek ödemeler gibi birçok ödemeden gelir vergisi kesilmemekteydi. Şimdi ise maaşın önemli bir unsuru olan ücret göstergesi doğrudan vergi matrahına ilave olmaktadır. Bu durum ise vergi dilimini kısa sürede tavana yükselterek sonuçta bir yıllık dilimdeki alınan ortalama ücreti dürmektedir.


Bu durum bütün memurlar için geçerli midir?


666 sayılı KHK ekinde yer verilen (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan unvanların vergi dilimleri kısa sürede artacağı için bunların maaşlarının yıl başındaki tutarları ile yıl sonundaki tutarları çok farklılaşacağı için yıllık ortalaması düşecektir. Bunların dışındaki unvanlar için ise eski maaş hesabı geçerli olacağı için bunların vergi matrahlarında eski durumla yeni durum arasında değişiklik olmayacaktır. Dolayısıyla vergi matrahındaki yükselmeden kaynaklanan maaş düşmesinin bütün memurları kapsadığını söyleyemeyiz.


KİT'lerdeki sözleşmeli personel yeni sisteme göre mağdur oldu mu?


KİT personeli 399 sayılı KHK'nin I ve II sayılı cetveline göre çalışmakta. II sayılı cetvele tabi personel 4. aydan itibaren farklı vergi dilimine girmekte ve vergi oranı %15'ten %20'ye; 11-12 ayda ise vergi dilimi %20'den % 27 ye çıkmaktadır. Oysa Müdürün (I sayılı cetvel) maaşı bizden yüksek olmasına rağmen bu vergi dilimine girmemektedir. Zira "eşit işe eşit ücret" uygulamasının pratiğe döküldüğü şu günlerde gelir üzerinden alınan vergi matrahının 657'lerin lehine düzenlendiği; 399 Sayılı KHK tabi personelin ise aleyhine düzenlendiğini değerlendirmekteyiz. Öyle ki uygulamada 399'a yapılan zam neredeyse maaşa hiç yansımamakta; hatta zam yapılmasına rağmen maaşta düşme olmaktadır. Bu konuyu değerlendirebilir misiniz ?


Yeni maaş sitemine göre bir çok kamu kurumunda ek ödeme alamayan ya da çok düşük ek ödeme alan bir çok memurun yeni ek ödemeler nedeniyle maaşlarında ciddi bir iyileşme olmuştur. Bunun yanında yüksek ücret alan bir çok kamu kurumunun memurlarının da ücretleri donacaktır. Diğer bir tabirle yüksek ücret alma durumları ücretlerinin dondurulması nedeniyle sona ermiştir.


Değerlendirme yapılırken durduğunuz yer çok önem arz etmektedir. Yüksek ücret grubunda iseniz ve ücretiniz dondurulmuşsa göreceli olarak mağdur gruptasınız demektir. Yok eğer ücretiniz yeni sistemden önce düşükse bu durumda da sevinen gruptasınız demektir.


KİT'lerdeki sözleşmeli personelinin yeni sistemden hiçbir şekilde olumsuz etkilenmediğini net bir şekilde söyleyebiliriz. Ayrıca mevcut maaş sistemlerine göre kamudaki emsaline göre KİT'lerdeki sözleşmeli personelin daha yüksek ücret aldıklarını da rahatlıkla söyleyebiliriz. Velev ki vergi dilimleri kısa süre sonra yükselse dahi yıllık ortalama ücretleri diğer kamu kurumlarındaki emsallerine göre yine yüksektir. O yüzden KPSS tercihlerinde yüksek ücret alanların KİT'leri tercih etmelerini önermiştik. Bu köşede çıkan yazılarımıza bakılabilir.


Yanlışı yapana göre yanlış olma durumu değişmez ama sonuçları ağırlaşabilir


Bizlerin kalemi yanlışı kim yaparsa yapsın onu yazmaktan çekinmez. Bu nedenle okuyucularımız bu konuda rahat olsun. Yanlışı yapana göre yanlışın yanlışlığı değişmez. Ama yanlışı yapanın durumuna göre sonuçlarının ağırlığı değişebilir. Birisinin bilmeden yaptığı yanlışla diğerinin bilerek ve isteyerek ve de sonuçlarını bilerek yaptığı yanlışın ağırlığı ve sonuçları farklıdır.


Basına yansıdığı kadarıyla Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun yapmış olduğu ve daha sonra bazı hatalı işlemlerden dolayı iptal edilen sınavda yanlış varsa burada yapılan yanlış da yanlıştır. Eğer bir sınav iptal ediliyorsa iptal edilmesinden sorumlu kişiler olabileceği gibi öngörülemeyen olağanüstü durumlarda olabilir. Bu durum ise yapılacak soruşturma neticesinde ortaya çıkacaktır. Daha önce büyük çaplı sınav organizasyonu yapmayan kurumların çok sayıda kişinin katılacağı sınavları yapmaya kalkışmaları yanlış yapmayı baştan göze almaları demektir. Bunun için en kısa ve rasyonel yol bu sınavlarda profesyonel hale gelen kurumların kullanılmasıdır.


Bu sınavla ilgili basın yayın kurumlarından tutun da Meclise kadar gündeme taşınmayan yer kalmamıştır. Herhalde ilgili kurumlar konuyla ilgili kamuoyunu tatmin edici bir soruşturma açmıştır. Bizim önerimiz 20 yıl öncesinde Moğultay'ın yaptığı sınavdaki durumla şimdiki durumlar karıştırılmamalıdır. Bakan değişikliğinde dahi ciddi değişimlerin yaşandığı bir süreci herhalde hatırlatmaya gerek yoktur. Hâsılı kelam gök kubbenin altında gizli bir şey kalmaz vesselam.


Devamını Oku: http://www.personelmeb.net/mali-konular/yeni-maas-sistemine-gore-memurlarin-vergi-dilimi-artiyor-mu-h10503.html#ixzz1haI3cB13

2011 MÜDÜR VE MÜDÜR YARDIMCILIĞI SINAV TARİHİ ERTELENMEYECE


Meb Personel Genel Müdürlüğü tarafından 2011 müdür be müdür yardımcılığı sınavı tarhileri hakkında açıklama yaptı.
Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nün 08.03.2011 tarih ve 15504 sayılı yazısında, “Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğünce Eğitim Kurumları Müdür ve Müdür Yardımcılığı Seçme Sınavının tarihi 02.10.2011 olarak belirtilmiş, sendikamız da sınavın ertelenmesini istemişti.



Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen sınav tarihinin öğretmenlerin yaz tatili dönüşüne denk gelmesi, yönetici adayı öğretmenlerin yapılacak müdür ve müdür yardımcılığı sınavlarına yeteri kadar hazırlanamayacak olmaları nedeniyle sınav tarihlerinin Ekim 2011’in son haftasına veya Kasım 2011’e alınması isteğimize Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü’nden yanıt geldi.



Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü gönderdiği yazıda: “Bakanlığın yıllık sınav uygulama takvimi göz önüne alınarak Genel Müdürlüğümüzden erteleme talep edilen eğitim kurumu müdür yardımcılığı seçme sınavı 01 Ekim 2011, müdürlük seçme sınavının da 02 Ekim 2011 tarihlerinde yapılması Bakanlığımız Sınav Komisyonu tarafından uygun görülmüştür” dedi.



ATAMASI YAPILAN ÖĞRETMENLERİN DİKKATİNE


ATAMASI YAPILAN ÖĞRETMENLERİN DİKKATİNE
- Atama kararnameleri, PDF formatında il millî eğitim müdürlüklerine internet aracılığıyla gönderilecektir. İletişim adresine geleceği söylense de bunu kesinlikle beklemeyiniz.


2- Tebligat tarihi itibari ile 15 gün içerisinde göreve başlamanız gerekmektedir. 



3- 5 Eylül pazartesi itibari ile göreve başlanabilecektir. 



4- Göreve ilk defa başlayacak öğretmenlerimizin, bulundukları illerde 06/09/2011 tarihinde başlayacak olan oryantasyon programına (uyum eğitimi alınacaklarından, EK-1 “Atama Takvimi”nde belirtilen 05/09/2011 tarihinde göreve başlamaları gerekmektedir. (1-2 Günlük geçikme bayram dönüşü ulaşım sorunu olduğundan çok sorun olmaz gibi ama İl meb le bağlantıya geçin yine de)



Göreve Başlamada İstenilecek Belgeler



a) Başvuru esnasında istenilen belgeler, (Diploma,Formasyon belgesi, nüfus cüz fotokopisi vd.)

b) Son altı ay içinde çekilmiş vesikalık fotoğraf (2 adet),

c) Mal bildirimi (İl millî eğitim müdürlüklerinde verilecek, başvuruda dolduruluyor),

d) Elektronik Başvuru Formu’nun onaylı örneği, 

ç) Millî sporcular, yukarıdaki belgelerin yanında, elektronik ortamda beyan ettikleri 12/05/2011 tarihli ve 27932 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Milli Sporcu Belgesi Verilmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde 12/05/2011 tarihi ve sonrasında düzenlenen/denklik işlemleri yapılan ve sınıfı (A) ya da (B) olarak belirlenmiş millî sporcu belgesi/belgeleri veya kurumca onaylı örneği,

e) Başvuru esnasında Pedagojik Formasyon Belgesi yerine resmî yazı verenlerden Pedagojik Formasyon Belgesi,



NOT: Atamalar için elektronik tercih ekranında "adli sicil kaydı" bölümü beyan üzerine işaretlendiği ve onaylandığı için tekrar adli sicil kaydı istenmeyecektir. Başvuru ekranında adli sicil kaydı bulunanlardan bu evrak istenecektir.

Öğretmenler İçin KPSS Yetmez!


Güneş gazetesi bugün birinci sayfasında Öğretmen adaylarına seslenen Sayın Dinçer'in sözlerine değindi.
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer in KPSS kalkmalı sorularına tam ters cevap vererek"Öğretmen olmak için sadece KPSS yetmez, Singapur da olduğu gibi yeni sınavlar gerek" dedi.
 
İşte o haber;

ÖĞRETMEN ADAYLARI YANDI!

Güneş gazetesi bugün birinci sayfasında Öğretmen adaylarına seslenen Sayın Dinçer'in sözlerine değindi.
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer in KPSS kalkmalı sorularına tam ters cevap vererek"Öğretmen olmak için sadece KPSS yetmez, Singapur da olduğu gibi yeni sınavlar gerek" dedi.

İşte o haber;

ÖĞRETMENLİĞİN İTİBARINI BALTALADINIZ

Eğitim-Bir-Sen Samsun Şubesi, genişletilmiş il divan toplantısını Eğitim-Bir-Sen Genel Basın Yayın Sekreteri Ali Yalçın’ın katılımıyla Bafra’da gerçekleştirdi.

Haber ResmiToplantıda, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ali Yalçın, “1.577 TL maaş alan öğretmenden daha düşük ücret alan kamu görevlisi neredeyse kalmadı. Üzülerek ifade etmeliyim ki, eğitimciye reva görülen ücret, öğretmenlik mesleğinin toplumdaki itibarını baltalamıştır. Artık kimse eğitimcilere vatan millet edebiyatı yapmasın. Gelir dağılımında adalet falan da kalmamıştır. Yüksek bürokrasi ve meclis kendine Müslüman davranmaya devam ediyor. 3 öğretmen maaşının toplamı bir danışman ya da sekreter maaşına ulaşamamaktadır. Çalışan 5 öğretmen yatan bir vekil etmiyor. Eğitimcilerin sabır taşı çatlatılmıştır artık. Meclise ve yüksek bürokrasiye mubah olan, eğitimciye günah mı” dedi.
Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kamuda eşit işe eşit ücret politikası gereği aynı unvanda olanların ücretlerinde iyileştirme yapılırken, ‘sizi diğer kurumlarda muadiliniz olamadığı için dışarıda tuttuk’ demenin bir başka ifadesi, ‘sizi dışarıda unuttuk’ demektir. Emekli oldukları kuruma göre 3 ile 5 bin lira arasında maaş alan bakan ve milletvekillerinin emekli maaşlarını bütün partilerin ortak önergesiyle önce 5 bin 600 TL’ye, sonra da ikinci bir önergeyle 7 bin 750 TL’ye çıkarmayı aklından çıkarmayanlar, eğitimcilere sizi aklımıza getiremedik mi demek istiyorlar. Memura toplu sözleşme içeren yasayı 15 aydır hala Meclis’e göndermeye vakit bulamayanlar, ‘şike yasasını’ bir ayda iki kez çıkarmaya nasıl vakit buluyorlar ya da kendine, danışmanına, sekreterine ve şoförüne ücret artışına nasıl vakit buluyorlar merak ediyorum. Hükümet, eğitime en fazla bütçeyi ayırıyoruz, en çok eğitime önem veriyoruz diyor. Eğitimciler okulları ayakta tutmak için dilencilik, tahsildarlık yapmaya devam ediyorlar. Öğretmenin maaşı ise ortada… Peki, önem nerede?”
Ali Yalçın, “eşit işe eşit ücret” sloganı ile aynı unvanda bulunanların aynı ücreti almasını öngören 666 sayılı KHK’nın ek ödeme ile farklı kurumda aynı unvanda çalışanların ücretlerinin dengelendiğini fakat kapsam dışı bırakılmaları ve unutulmaları dolayısıyla öğretmen ve öğretim elemanlarının sinirlerinin gerildiğini vurgulayarak, “Üst düzey yöneticilere, danışmanına, şoförüne, sekreterine ve kendine kepçe ile alırken, öğretmene kaşıkla bile vermeyip ‘kamu mali dengesi’ bahanesine sığınanlar, kamu mali dengesini bilmem ama öğretmen ve öğretim elemanlarının dengesini bozdular” şeklinde konuştu.
Eğitim-Bir-Sen Genel Basın Yayın Sekreteri Ali Yalçın’ın konuşmasından bazı satırbaşları şöyle: 
Vekile, Danışmana, Sekretere Çok, Öğretmen ve Öğretim Elemanına Yok
Ek ödeme oranlarında yapılan artışla genel müdür, genel müdür yardımcısı ve daire başkanı gibi üst kadrolarda görev yapanların ek ödeme oranlarında yapılan iyileştirme, öğretmenin toplam maaşının neredeyse yüzde 74’üne tekabül etmektedir. 9/1’indeki öğretmenin toplam maaşı 1.577 iken, üst yöneticinin bırakın maaşını, sadece ek ödemesi bile 1132 TL olmuştur. Milletvekili danışmanının maaşını 2000 TL’den 5400 TL’ye, 2. danışman statüsü verilen sekreterlerin maaşını 4 bin 705 TL’ye, emekli olduklarında kendi maaşlarını 7 bin 750 TL’ye çıkaranlar, toplu sözleşme masasında eğitimcilere sakın vatan millet edebiyatı yapmasınlar.Vekile, danışmana, sekretere çok, öğretmen ve öğretim elemanına yok, öyle mi? Hükümet masaya hazırlıklı gelsin.
 Bu Ülkede Eğitimciler İnsanca Yaşayacak Ücreti Hak Etmiyorsa, Hiç Kimse Hak Etmiyor
Bu ülkede eğitim çalışanları sadece eğitimle uğraşmıyor. Eğitimciler okullarda aynı zamanda gelir idaresi memuru gibi veliden ‘para dilenmek’ gibi onur kırıcı bir görev daha yürütüyor. Dört duvar olarak teslim edilen okulu ayakta tutmak için tahsildarlık yaparak topladığı paralarla ücretli hizmetli, memur, güvenlikçi çalıştırarak işveren gibi sorumluluk altına giriyor. SGK primini yatıramazsa yakasını kurtaramıyor. Milli Eğitim Bakanı, eğitimcilerin sırtından yük almak yerine, söylemleriyle kırıyor, takdir bekleyenleri soruşturmalarla tahkir ediyor. OECD ortalamasının neredeyse iki katı sınıf mevcutlarıyla eğitimciler güçlü Türkiye için omuz verirken, onların omuzlarına basarak yükselenler karnını ovuştururken; ‘öğretmenlik fedakârlık mesleği’ edebiyatıyla eğitimcilerin sırtını ovuşturmaktadır. Okulda çalıştığı yetmiyormuş gibi akşam eve de iş götüren öğretmenlerin muadili yokmuş. Doğru, bu kadar çalışan ve sömürülen başka kimse yok. Açıkça söylüyorum; eğer bu ülkede insanca yaşayacak bir ücreti eğitimciler hak etmiyorsa, o zaman hiç kimse hak etmiyor, bu böyle bilinmelidir.
Nalıncı Keseri Gibi Kendine Yontanlara Sesimizi Yükseltmeyeceğimiz Kimsenin Aklından Geçmesin
Güçlü ve başarılı her ülkenin arkasında eğitimcilerin ölçülemeyecek derecede fedakârlığı ve alınteri vardır. Türkiye kabuğunu kırıyor; derin, çukur, paramiliter yapılanmaların ayakbağı olmasından kurtuluyor ve demokrasi korku tünelinden çıkıyorsa, bunda sendika olarak kritik dönemeçlerde onurlu duruşumuzla verdiğimiz destek unutulmamalıdır. Onuru zedelenmiş Meclis’in ve milli iradenin itibarını düşünerek, ‘özgür Türkiye’ için kuruş değil, duruş sendikacılığı ile sesimizi yükseltirken, gelir dağılımında nalıncı keseri gibi kendine yontanlara sesimizi yükseltmeyeceğimiz kimsenin aklından geçmesin.
Hakan SöğütEğitim-Bir-Sen Basın Danışmanı

KANAATİMCE ŞUBAT ATAMASI OLACAK!

Ak Parti Gaziantep Milletvekili & TBMM Plan ve Bütce Komisyonu Üyesi Nejat Koçer, twitter üzerinden takipçilerinin sorularını yanıtladı.
Ataması yapılmayan bir öğretmenin sorusu üzerine, 2012 Şubat ayında kendi kanaatine göre öğretmen ataması yapılacağını söyledi. İşte o mesaj:





Haberkamu.Com / İlker ÖZTÜRK Özel Haber

BÜTÇEDE ÖĞRETMEN KADROLARI NİYE AZALTILDI?

Haber ResmiTürkiye'de hep kamu personel sayısının çok fazla olduğu ileri sürülür. Oysa yeterli ve kaliteli kamu hizmeti almak için de kamu personel sayısını çoğaltmak gerekiyor.

Bütçede öğretmen kadroları niye azaltıldı?
 
Son dokuz yılda eğitimde büyük başarı sağlandı. Çünkü Cumhuriyet tarihinde ilk defa AK Parti hükümetleri döneminde eğitim harcamaları savunma harcamalarının üzerine çıktı.
 
Hatta 2012 bütçesinde savunma ödenekleri 16.9 milyar liradan 18.2 milyar liraya artırılırken, eğitim ödenekleri 34.1 milyar liradan 39.1 milyar liraya yükseltildi ve böylece geçen yıla göre savunma ödenekleri yüzde8, eğitim ödenekleri de yüzde 15 artırıldı. Bu artış hükümetin eğitime verdiği önemi gösteriyor. Ama bir sorun var. Öğretmen kadroları 2012 bütçesinde geçen yıla göre azaltıldı.
 
Geçen yıl 713 bin 359 olan öğretmen kadro sayısı, 2012 bütçesinde 713 bin 159'a geriledi. Tabii kadro azaltılması sadece öğretmenler içingeçerli değil, emniyet ve din hizmetleri kadroları da daraltıldı. SağlıkBakanlığı kadroları ise 326 binden 339 bine çıkarıldı. Üniversite öğretim elemanı kadroları da yine 150 binden 164 bine yükseldi.
 
Peki öğretmen kadrolarının azaltılması doğru mu? Değil. Hemen bazı rakamları verelim. Son on yılda Türkiye'de okullaşma oranı orta öğretimde yüzde 64'ten yüzde 93.3'e, yüksek öğretimde yüzde 28'den yüzde 72'ye çıktı. İlköğretim ise yüzde 100 seviyesinde bulunuyor. Okul öncesi eğitimde on yıl önce okullaşma oranı yüzde 10.1 seviyesindeyken 2011'de yüzde 45.3'e ulaştı.
 
O halde okul öncesi eğitimde öğretmen ve okul ihtiyacı var. Bu açığın acilen giderilmesi şart. Zira eğitimde her gecikme ileriki yıllar için büyük bir soruna dönüşüyor. Şimdi "bütçede yeterli kaynak yok" gerekçesiyle yapılan kısıtlamalar, gelecekte kaçınılmaz olarak Türkiye ekonomisine ağır bir maliyet ödetiyor. Niye derseniz... Çünkü Türkiye'de 15 yaş üzerindeki kadınların 3 milyon 115 bini, erkeklerin 697 bini hâlâ okuma yazma bilmiyor.
 
Bütçe görüşmeleri sırasında Maliye Bakanı, bu konuya değindi ve okuma yazma bilmeyenlerin nedeninin on yıl öncesinde olduğunu belirtti. İleride eğer aynı soru başka bir maliye bakanına sorulursa, o da "bizden önceki hükümetler okul öncesi eğitimi yüzde yüze ulaştıramadıkları için şimdi kalifiye eleman sıkıntısı çekiyoruz" diyebilir.
 
Cumhuriyet bütçelerinde askeri harcamaları azaltarak eğitim ve sağlık harcamalarını çoğaltan ve bu konuda bir devrim yapan AK Parti hükümetlerinin okul öncesi eğitim sorununu da hemen halletmesi gerekiyor. Acilen gezici ya da sabit derslikler oluşturup 4-5 yaş arasındaki çocukları eğitime almaları şart. Bunun imkânları var. Binlerce öğretmen atama bekliyor. Bu öğretmenler kısa bir eğitimin ardından okul öncesi eğitime yöneltilebilir. Hatta okul öncesi eğitim kamu-özel ortaklığı modeliyle de verilebilir.
 
Gelelim bir ezberin bozulmasına... 
 
Türkiye'de hep kamu personel sayısının çok fazla olduğu ileri sürülür. Oysa yeterli ve kaliteli kamu hizmeti almak için de kamu personel sayısını çoğaltmak gerekiyor. Hemen bir örnek verelim... İngiltere'nin nüfusu 63.1 milyon ve kamu personeli sayısı 6 milyonu buluyor. Türkiye'nin nüfusu 74.8 milyon. Kamuda çalışan personel sayısı ise 2012 bütçesiyle birlikte 3 milyon 64 bin kişi olacak. Türkiye'de sanılanın aksine kamu personel sayısı fazla olmak bir yana yeterli değil. Daha fazla elemana ihtiyaç var.
 
Unutulmamalı ki, eğitim harcaması aslında bir yatırım harcamasıdır. Kamuya öğretmen almak yatırım yapmak anlamına geliyor. 2023'te 500 milyar dolar ihracat hedefini tutturmak için emek becerisi yüksek elemanlara ihtiyaç var. İşte bu nedenle öğretmen atamalarını yapmaktan çekinmeyelim.
 
Ayrıca bütçede ödenek ayırmak harcamak anlamına gelmez, gerekirse savunma ve diğer kamu hizmet birimlerine ödenek tavanına kadar harcama yaptırmayarak tasarruf edilen nakit, öğretmen ve derslik yapımına harcanabilir. Öğretmen kadroları ek bir kadro yasasıyla hemen artırılabilir. Onların hizmeti bu ülkede milli geliri ve refahı, askeriyeden daha fazla artıracaktır, bunu unutmayalım.
 
Sabah - Süleyman Yaşar

BU MAAŞA GÜLER MİSİN AĞLAR MISIN!

Haber ResmiÖğretmen maaşlarının en düşük memur maaşı olduğunu defalarca duyurmamıza rağmen sadece öğretmen maaşına yapılan zam oranı söylendi ama diğer memurlarla kıyaslanmadı.
Öğretmenler sadece öğretmenler gününde beylik laflar duymak istemiyor, öğretmenler kendilerine verilen de
ğerin hastalık getirdiğini savunuyor. Bir İtalyan atasözünde "Parasız sağlık, yarı yarıya hastalık demektir." sözü tamda Türkiye deki öğretmenler için söylenmiştir.

Şimdi bir öğretmen arkadaşımızın sitemize gönderdiği bütçesini açıklıyoruz. Bu haber öğretmenlerimiz için değil kendilerine güncelleme yapan vekillerimiz içindir.


BEKAR BİR ÖĞRETMEN ARKADAŞIN GİDERİ:
350 TL Kira
250 TL Kömür
80 TL Kaloriferci+kapıcı
200 TL Telefon + VINN 3G
500 TL Kredi kartı
60 TL Ulaşım
250 TL Giyim
TOPLAM GİDER 1690 TL
BEKAR BİR ÖĞRETMEN ARKADAŞIN GELİRİ:
1550 TL Maaş + 450 TL Ek Ders Kalan 310 TL


NOT:  
 Ek ders her öğretmene göre değişiyor. Öğretmenimiz en yüksek ek dersi ele almış. Öğretmenimiz ek ders aldığı için şanlı yalnız evli, çocuğu olan ve ek ders alamayan öğretmenlerimizin durumu ise ek hesaplarını kullanarak bir sonraki ayın maaşını da kullanmış oluyorlar. 

Kaynak: Mebpersoneli.Com 
Editörün Notu: Haberlerimizi kendi haberleri gibi gösteren sitelere inat, ahlaklı ve ilkeli habercilik adına kaynak göstermeye devam ediyoruz

Gündoğdu: Taleplerimiz Karşılanmazsa Alanlar Bizi Bekliyor

Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu referandumdan bu yana 15 ay geçmesine rağmen halen çıkmayan yasanın meclis yılbaşı tatiline girerken gündeme gelmesini eleştirdi. Gündoğdu, yasa 15 Ocak’a yetişemediği için tüm çalışanların, memurların zamlı maaş alama
yacağını söyledi. Gündoğdu, “Meclis çok çalışıyor 15 ayda bizim yasamız meclise hala gelmedi, ama bir ayda iki kez çıkan yasalar var. Şimdi de meclis çok yoruldu tatile giriyor. 15 Ocak geliyor. Şu anda hem işçiler, yasaları dolayısıyla, beklenti içerisinde; hem 2.5 milyon memur, milyonlarca emekli beklenti içerisinde. Milyonlarca memur 15 Ocak maaş bordrosuna bakacak; ama şu anda bunun 15 Ocak’a yetişmeyeceği neredeyse kesinleşmiş gözüküyor. Bu ne kadar işi ciddiye almak. Bir taraftan meclisi tatil ederken diğer taraftan da yasayı bugün gönderiyoruz yaklaşımı ne kadar uyumlu bunu da kamuoyunun vicdanına bırakıyorum” diye konuştu. Memur maaşlarının, toplu sözleşme masasının işi olduğunu belirten Gündoğdu, “Eğer uzlaşabilirsek uzlaşma sonucu 1 Ocak’tan geçerli olarak yansıtılmalıdır; uzlaşamazsak Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun vereceği karar kesin olmalıdır. Eğer bu taleplerimiz karşılanmazsa alanlar bizi bekliyor” dedi.

Memurların beklediği haber

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, memura toplu sözleşme hakkı tanıyan kanun tasarısının önümüzdeki hafta TBMM'ye gönderileceğini açıkladı.
Bakan Çelik, Türkiye İş Kurumu'nun 6. Olağan Genel Kurulu'na katılmak üzere geldiği otelde gazetecilerin sorularını cevapladı. Çelik, memura toplu sözleşme hakkı getiren kanun tasarısının ne zaman Meclis'e sevk edileceği sorusu üzerine, bu akşam kamu çalışanları konfederasyonlarının temsilcileri ile nihai görüşmeyi yapacaklarını belirterek, tasarının önümüzdeki hafta Meclis'e sevk edileceğini açıkladı.

Siyasi Partiler İntihar Ediyor

Siyasi Partiler İntihar Ediyor
Demokratik sistemin olmazsa olmazı olan siyasi partilere Türkiye’de bir haller oluyor. Halkın oylarıyla halkın hak ve menfaatlerini koruması, kollaması, savunması gereken partiler akıl almaz işlere imza atmaya başladılar. Haydi iktidar %50’lik oyun zafer sarhoşluğunu hala atlamadı diyelim, ya mecliste grubu bulunan diğer partilere ne demeli?
Sözde demokrasiden çok çeken Ak Parti, son seçimlerden önce aldığı KHK çıkarma yetkisiyle tam 34 KHK çıkararak meclisi resmen bypass etti.632 Sayılı KHK ile umutlanan kamu çalışanları, 652 ve 666 sayılı KHK’larla adeta şok yaşadı. 652 Sayılı KHK ile il müdürlüğü ve daha üst düzey yöneticilikler, hükümet memurluğuna dönüştürülerek deyim yerindeyse kapıkulu sistemi geri getirildi. Böylece aşağının sesinin yukarıda manipüle edilmesinin yolu açıldı. Yine yargı elinde zebun olan iktidar, daha fazla dava kaybetmemek uğruna yargıya başvurma koşullarını ağırlaştırarak yargı yoluyla hak aramak isteyen insanların önüne bariyer koyup yasa dışı yollarla hak aranmasına kapı araladı. 666 sayılı KHK ile birlikte eşit işe eşit ücret adı altında üst düzey yöneticilerle onların emrinde çalışan personel arasındaki makasın genişletildiği yetmezmiş gibi muadili olmadığı gerekçesiyle bir milyondan fazla memur ek ödeme mağduru pozisyonuna düşürüldü. Halkın en fazla memnun göründüğü sağlık konusunda atılan ya da atılmak istenen adımlar şaşırtıcı bir hal aldı. Milli Eğitim Bakanlığı’nda yaşanan akıllara ziyan gelişmeler eğitimcileri çileden çıkardı.
Listeyi kabartmak mümkünse de eline yeni geçirdiği muktedirlik şansını hoyratça kullanan iktidarın anketlerdeki yükselişi de, çok sürpriz sayılmamalı ve bu yükseliş yanlış yorumlanmamalıdır. Bir kere iktidarın ciddi bir alternatifi üç dönemdir hiç olmadı, olacak gibi de görünmüyor. İkincisi ise son dönemde terörle mücadelede gösterilen önemli bir başarı var. İktidar, bu başarının semeresini topluyor.
Gelelim muhalefete: Maalesef güven vermiyor. Güven vermemesi bir tarafa son dönemde muhalefetin varlığı bile tartışılır hale geldi. Neredeyse her konuda iktidarla birlikte hareket edecek. Halkın büyük çoğunluğu tarafından hiç de hoş karşılanmayan bedelli askerlik yasa çıkarılırken sözde muhalefet yapılarak dostlar alış verişte görsün türünden bir tepki verildi. Kamu vicdanını sızlatan şike yasası, bir ay içinde iktidar ve muhalefetin el ele vermesiyle güle oynaya iki defa meclisten geçirildi. Kamu çalışanları on beş aydır toplu sözleşme yapabilmek için uyum yasasının çıkarılmasını beklerken muhalefet oralı bile olmadı. Biz, “Aileleriyle birlikte sekiz milyon insan, bir Aziz Yıldırım etmiyor mu? diye sorarken muhalefet adeta kulaklarını tıkadı. Hele hele milletvekili şoför, sekreter ve danışmanlarının maaşlarına yapılan %170’lik zam, çalışan kesimin sinirlerini oynatırken muhalefet “ne oluyor?” bile demedi. Bu da yetmiyormuş gibi milyonlarca emekli, işçi ve memur %10’luk zammı bile hayal edemezken, emekli milletvekillerine bir gecede %100’lük hiçbir yerde görülmeyen bir zam yapıldı. Üstelik milletvekili emekli aylığına hak kazanmak için iki yıl yeterli sayılırken; istifa etmesi durumunda bir memurun 15 yıldan daha az olan hizmeti, bir kuruşluk ikramiyeye bile layık görülmedi.
Muhalefetle ilgili dikkat çekici başka bir nokta ise: İktidara bir şey olur diye ödleri kopuyor. İktidar içindeki küçük dalgalanmalardan ciddi biçimde rahatsız oluyorlar. Sayın Başbakanın rahatsızlığında oluşan atmosferden paniğe kapıldılar, söylemleriyle iktidarı bile şaşırttılar. Şike yasasıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanının attığı pası değerlendirmekten aciz kaldılar.
İktidar ve muhalefetin son altı aylık icraatında maalesef öne çıkan şeyler bunlar.Yapılanları alt alta koyduğumuzda akıl ve mantıkla kavranması mümkün görünmüyor. Hem iktidar hem de muhalefet sanki akıl tutulmasına uğramış vaziyette. Galiba hepsi kendilerine biçilen rolden çok memnun. Bu düzenin böyle sürüp gideceğine dair ellerinde en az yirmi yıllık senetleri var gibi davranıyorlar. Al gülüm, ver gülüm. Ne ala memleket. Gel keyfim gel.
Hem iktidara hem de muhalefete sesleniyoruz: Aklınızı başınıza toplayın. Titreyin ve kendinize gelin. Bu millet çantada keklik değil. Hepiniz, tarihin çöp sepetine atılmak istemiyorsanız, biraz da geniş halk yığınlarının sesine kulak verin. Memnun ettiğiniz kesimlerin her bir oyu binle çarpılmıyor. Sandığın kurulma zamanı göz açıp kapayıncaya kadar geçer. Herkes hesabını kitabını iyi yapsın. Çünkü biz, niyeti bozacak duruma geldik. Haberiniz olsun.
 
 
 
          Erol ERMİŞ
Eğitim-Bir-Sen
                       İstanbul 3 No’lu Şube Başkanı

Bütün Sözleşmeliler Bu Haberi Bekliyor!

İstanbul'da 50 bin kişiye iş imkanı doğuyorBütün Sözleşmeliler Bu Haberi Bekliyor!


Sözleşmelilere müjde!
CHP, seçimlerden önce çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnamede kapsam dışı kalan, belediye ve il özel idaresinde çalışan 16 bin 500 sözleşmelinin devlet memuru olabilmeleri için yasa teklifi verdi.
 
CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran ve arkadaşlarının imzası ile TBMM Başkanlığına sunulan kanun teklifi, Devlet Memurları Yasası'nda tek maddelik değişiklik yapılması ve kadro alan 205 bin sözleşmeli ile aynı şekilde belediye ve il özel idare çalışanlarının da kadroya alınmasını öngörüyor.
 
Sözleşmeliler teknik personelden oluşuyor
 
Teklifle kapsam içine alınan 4-B'li sözleşmeliler arasında mühendis, avukat, programcı, çözümleyici, tekniker, teknisyen gibi teknik personel yer alıyor.
 
Teklifin gerekçesinde şu ifadelere yer verildi:
 
''4 Haziran 2011 tarihli ve 632 sayılı 'Devlet Memurları Yasası'nın 4. Maddesinin (B) fıkrası ile 4924 sayılı Yasa Uyarınca Sözleşmeli Personel Pozisyonlarında Çalışanların Memur Kadrolarına Atanması Amacıyla Devlet Memurları Yasası'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname' (KHK) ile 4 (B) denilen statüde çalışan sözleşmeli personel kadroya geçirilmiştir. Ancak 11 Haziran 2011 seçimleri öncesinde bizzat Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın tüm sözleşmelilerin kadroya alınacağını açıklamasına karşın 632 sayılı KHK ile 5393 Sayılı Belediye Yasası'nın 49. Maddesi ile 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Yasası'nın 36. Maddesi'ne göre çalışan sözleşmeliler kapsam dışı tutulmuştur. Bu teklif ile kapsam dışı tutulan söz konusu personelin yaşadığı mağduriyetin giderilmesi sağlanacaktır.
 
Madde ile 5393 Sayılı Belediye Yasası'nın 49. Maddesi ile 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Yasası'nın 36. Maddesi'ne göre norm kadro karşılığı, istisnasız 'tam zamanlı' olarak çalışan, mimarmühendis, avukat, programcı, çözümleyici,tekniker, teknisyen gibi çoğunluğu 'teknik personellerden' oluşan, alanlarında uzman olan 16 bin 500 kişi civarındaki sözleşmeli personelin de Devlet organına olan güvenin zedelenmemesi ve aileleriyle birlikte 100 bin kişiye yaklaşan yurttaşlarımızın mağduriyetinin giderilmesi amaçlanmaktadır.''
 
 
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik Samanyoluhaber'in sorularını cevapladı
 
Belediye ve İl Özel İdare çalışanlarına kadro verilecek mi?
 
Bizim hükümetimiz kadro vermekten neredeyse yorulan hükümet diyebilirim çok kişiye biz kadro verdik.
 
Bir tek bu kesim kaldı
 
Bu personel rejimimizin dağınıklılığından geliyor 227 bin işçimizi kadroya aldık. 4B'lileri kadroya aldık. Al babam al. Fakat personel rejimimizde gerçekten sıkıntılar var. 657 ile ilgili çalışmamız var ancak henüz gün yüzüne çıkmış değil, toparlayıp, taslak haline getirip sonra da oturup sosyal taraflarla bu konuyu çözmemiz gerekiyor. Bu kadar A-B-C alfabetik harflere dönen çalışma hayatını biz nasıl daha da dar kapsamlı A-B diyeceğimiz işçi-memur diyebileceğimiz statülere nasıl kavuştururuz bu da gündemimizde.
 
Takvim Gazetesi

Milli Eğitim, bol sinkaflı kitabı liselilere tavsiye etti

Milli Eğitim, bol sinkaflı kitabı liselilere tavsiye etti


Öğretmenlere ek ödeme gündemde yok

Haberturk

Dinçer'den Bilgisayar Müjdesi


Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, ''Ülke genelinde önümüzdeki 4 yıllık süre içinde tüm öğrencilerimize bilgisayar dağıtmayı planlıyoruz'' dedi.




Dinçer ile Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanı Nihat Ergün, Kocaeli Büyükşehir Belediyesince 2009 yılında başlatılan ''Her Öğrenciye Bir Bilgisayar Projesi'' kapsamında Uluslararası Fuar Merkezi'nde düzenlenen ilköğretim 6. sınıf öğrencilerine dizüstü bilgisayar dağıtım törenine katıldı. 
Dinçer, burada yaptığı konuşmada, Büyükşehir Belediyesinin bilgisayarlı eğitime, bilişim teknolojilerinin eğitimde kullanılmasına verdiği desteğin her türlü takdirin üzerinde olduğunu söyledi. 
Bu uygulamanın, çocukların merak etme, öğrenme, keşfetme, girişimde bulunma, dünya ile iletişim kurma, geniş bir ufuk kazanma gibi pekçok niteliğini geliştirmesine kapı açacağını dile getiren Dinçer, 3 yıl önce başlatılan proje kapsamında bu yıl alacaklarla birlikte 80 bin öğrenciye bilgisayar dağıtıldığını belirtti. 
''Bir çocuğun bilgisayarla buluşmasının, önünde ne büyük imkanlar, fırsatlar için pencere açtığını en iyi çocuklarımız bilir'' diyen Dinçer, şöyle devam etti: 
''Teknoloji kullanımında da çocuklarımız bizlerden çok daha becerikli, çok daha mahir, hepimizin önüne geçmiş bulunuyorlar. Bizler de çocuklarımızın ve zamanımızın gerisine düşmemek içinkendimizi yenilemek zorunda hissetmeliyiz. Bilgisayar teknolojilerindeki sürekli değişme ve gelişmeler, donanım ve yazılımdaki okur yazarlık tarzındaki sürekli değişiklikler hep beraber değişmemizi gerektiriyor. Bir bilgisayara sahip olmak kullanıcılarına sadece bir kapı aralamıyor, aynı zamanda geniş bir ufuk açıyor.'' 
-Fatih Projesi- 
Dünyadaki değişme ve gelişmelerin ülkede yansıması ve eğitim sektöründe bilişim teknolojilerinin kullanılması noktasında ciddi tedbirler aldıklarını belirten Dinçer, şunları söyledi: 
''Bu vesileyle, Türkiye'de uygulamaya koyduğumuz Fatih Projesi hakkında ayrıntılı bilgi vermek istiyorum. Fatih Projesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin eğitim tarihinde belki de en önemli değişikliklerden biri olmaya hazır bir proje olarak görülebilir. Ülke genelinde önümüzdeki 4 yıllık süre içinde tüm öğrencilerimize bilgisayar dağıtmayı planlıyoruz. Bu bilgisayarlar tablet türünde olacak ve içinde eğitim ve öğretimle ilgili her türlü malzemeyi taşıyor olacak. Kendibünyesinde her türlü internet hizmetini ücretsiz verebilir konumda olacak. Aynı zamanda her sınıfta akıllı tahtalarımız olacak. Bu tahtalar aslında LCD panellerle televizyon ekranı gibi sınıfta bizim geleneksel tahtalarımız yanında, tebeşirli ya da kalemli tahtalarımız yanında büyük ekran bilgisayarlar şeklinde olacak. Öğretmenin ders anlatımı ve eğitim malzemeleri, öğrencilerimizin tablet bilgisayarlarında da bulunacak.'' 
Gelecek şubat ayında ikinci döneme başlarken pilot uygulamayla 17 ildeki okullarda akıllı tahtaları döşemeye ve kullanmaya başlayacaklarını anlatan Dinçer, akıllı tahta uygulamasına geçilen okullarda öğrencilere de tablet bilgisayar dağıtılacağını vurguladı. 
''Orada hem bir pilot uygulamayı başlatmış olacağız hem de yavaş yavaş Türkiye için düşündüğümüz projenin ilk adımlarını atmış olacağız'' diyen Dinçer, Kocaeli'nin de Fatih Projesi için pilot olarak seçilen illerden biri olduğunu bildirdi.

Öğretmenlere ek ödeme gündemde yok


2012 Araç Verginizi Görmek İçin Tıklayınız





Memur maaşı kesinlikle Toplu sözleşmeye göre belirlenecek. ANcak Ocak 15'e yetişip yetişmeyeceği net değil. Sosyal ve Çalışma Bakanı Faruk Çelik, Samanyoluhaber.com'un Toplu sözleşme ve Kıdem tazminatıyla ilgilisorularını yanıtladı


MEMUR MAAŞI KESİNLİKLE TOPLU SÖZLEŞMEYLE BELİRLENECEK
Memurun maaşı kesinlikle toplu sözleşmeyle belirlenecek. Biz Anayasa değişikliği yaptık ve milletin %58 ekseriyetiyle Anayasa kabul edilmiş. Ve Anayasada toplu görüşmeden toplu sözleşmeye geçtiğimizi biz paylaştık. O yüzden Toplu sözleşmeyle ilgili bir tereddüt oluşuyormuş gibi bir yaklaşım kesinlikle söz konusu değil. Bir an önce yasa meclise geliyor yasa geçecek ayın 15'ini geçebilirçok sorun değil ama geriye dönük de memurlarımız o zamları alacaklar. Memurların ücret artışı kesinlikle masadaki pazarlıkta neticelenecek olan zamlardır
EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET KAPSAMINA ONLAR GİRMİYORLAR


Eşit işe eşit ücret düzenlemesinde başta profesörler olmak üzere, akademik personeller, öğretmen ve polisler kapsam dışı kaldı. Onlar için bir ek ödeme gündeminizde var mı?
Eşit işe eşit ücretten ziyade çalışmanın adı aslında eşit ünvana eşit ücret. Yaptığımız düzenleme böyle. Şefler aynı ücreti alıyor, daire başkanları aynı ücreti alıyor. Genel müdür yardımcıları, Genel müdürler, müsteşarlar, il müdürleri gibi ana kademelerdeki ücret farklılıklarını ünvan itibariyle gidermeye yönelik bir çalışma idi. Öğretmenler bu kapsama girmediler. Sağlık çalışanları, polis teşkilatı gibi. Bir ücret farklılığı olmadığı için bütün öğretmenler aynı ücrete tabi oldukları için orada bir eşitleme ihtiyacı olmadı. Çalışmanın kapsamına girmemiş oluyor.
ÖĞRETMENE EK ÖDEME GÜNDEMDE YOK
Bizim gündemimizde öğretmenlere ek ödeme yok. Ama toplu sözleşme masasında konuşulur. Nasıl şekillenir masada göreceğiz.