26 Aralık 2011 Pazartesi

Bilişim Teknolojileri öğretmenlerinin İstekleri

Bilişim Teknolojileri öğretmenlerinin sıkıntıları gittikçe artmaktadır. Bu sıkıntılarının giderilmesi için yetkililerden en kısa zamanda çözüm beklemektedirler.Çözüm bekledikleri konular ise şöyledir!


Milletvekili Erdinç vatandaşların sorunlarını dinledi->Bilişim Teknolojileri öğretmeni ve BİTEFO ikilemi ortadan kaldırılmalıdır. Bilişim Teknolojileri öğretmenleri branş değişikliği ile Bilişim Teknolojileri Rehber Öğretmeni olarak ismi ve görev tanımı değiştirilmelidir.
->Geçici görevlendirme ile çalışma ortadan kaldırılmalıdır.
->Normlar Ders saatlerine göre değil de Rehber öğretmen gibi öğrenci sayısına göre belirlenmelidir.
->Mevcut ders içeriğinin değiştirilmesi gerekmektedir.
->Mesai saatleri 09-15 olmalıdır.
->Kendimize ait bir odamız olmalıdır.
->Okul web sitesinin teknik takibinden sorumlu olmalı, web yayın ekibine başkanlık etmelidir
->Nöbet görevi ve diğer hiçbir görevi yürütmemelidir.
->Okul personelinin B.T. araçlarını yeterince kullanmasını sağlamalı ve onlara içerik konusunda yardımcı olmalıdır.
->İlçedeki tüm bilişimciler bir araya gelerek ilçe çapında belli periyotlarla toplantılar yapmalı ve yapılan çalışmalar paylaşılmalıdır.
->Okul BT ekipmanlarının tamirbakım ve servis işlemleri için ilgili firmalarla iletişimi sağlamalı ve çözüm üretme noktasında okul yönetimi ve öğretmenlerine danışmanlık yapmalıdır.
->Bakanlık projelerinde genel koordinatör görevi görmelidir. Bu projelerdeki görev dağılımını ve süreçlerini yönetmelidir.
->Geçici görevlendirmenin ortadan kalkarak her ilde farklı uygulamalara son verilmesi gerekmektedir
->Okullarda bir Ar-Ge yada BT birimi oluşturulması bt faaliyetlerinin bu biriminde yürütülmesi gerekmektedir. Eğitim bölgesi okulun yapısı ve öğrenci sayısına göre burada istihdam edilecek personel sayısı belirlenmeli.
Ar-ge kimliği altında BT faaliyetlerinin daha kurumsal ve ciddi bir biçim kazanacaktır.
-> Bu kadroya kesinlikle Branşı Bilişim Teknolojileri olanlar alınmalıdır. Okullardaki kadroları farklı branşların doldurmasını engelleyecek bir düzenleme yapılmalı. Yapılmadığı takdirde ileride kimsenin yer değiştirememesi gibi daha büyük problemler çıkacaktır.
->Her türlü resmi,bayram,yaz ve sömstr tatilimiz olmalıdır.Okul müdürünün uygun görmesi ve öğretmenin de isteği doğrultusunda yarıyıl ve yaz tatillerinde ek ders karşılığı okulda kalınabilir.
->Bilişim ile ilgili özel kurslarda bilişim öğrertmeni lisans eğitimi almış branşlar öğretici olmaları zorunlu tutulmalı,Bilişim ile ilgili artık başka branştan görevlendirme vs. yapılmamaı,çünkü ülkemizde yeterince bilişim öğretmeni artık var.Artık ülkemizde herkes bizim işimizi yapmamalı,belli krıterler getirilmeli.
->Teknoloji ve Tasarım dersinde olduğu gibi 20'den fazla mevcudu olan sınıflar bölünebilmeli. Öğretmen normu da bu şartları sağlayabilecek okullarda aynı şekilde arttırılmalı.
->Ders-dışı Eğitim (egzersiz) Yönetmeliği güncellenmeli ve Bilişim Teknolojisi Öğretmenlerince yürütülebilecek, web sitesi, elektronik dergi, afiş, eğitsel yazılım, belgesel video, grafik, hazırlama benzeri ders süresince yapılması mümkün olmayan eğitsel çalışmalara yer verilme
->E-bitefo gibi diğer formatörlerde aynı şekilde Bilgisayar öğretmenlerinden oluşmalı
-> Radyasyondon dolayı tüm Bilişim Teknolojileri Öğretmenlerine yıpranma payı verilmelidir.

Eğitim Bir-Sen kahvaltıda bir araya geldi

Eğitim-Bir-Sen Samsun Şubesi, genişletilmiş il divan toplantısını Eğitim-Bir-Sen Genel Basın Yayın Sekreteri Ali Yalçın'ın katılımıyla Bafra'da gerçekleştirdi


Günde 4 saatimizi ekran karşısında geçiriyoruzEğitim-Bir-Sen Genel Basın Yayın Sekreteri Ali Yalçın’ın katılımıyla Bafra’da idarecilerimizle ve üyelerimizle buluştuk . Toplantıda, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ali Yalçın, “1.577 TLmaaş alan öğretmenden daha düşük ücret alan kamu görevlisi neredeyse kalmadı. Üzülerek ifade etmeliyim ki, eğitimciye reva görülen ücret, öğretmenlik mesleğinin toplumdaki itibarını baltalamıştır. Artık kimse eğitimcilere vatan millet edebiyatı yapmasın. Gelir dağılımında adalet falan da kalmamıştır. Yüksekbürokrasi ve meclis kendine Müslüman davranmaya devam ediyor. 3 öğretmen maaşının toplamı bir danışman ya da sekreter maaşına ulaşamamaktadır. Çalışan 5 öğretmen yatan bir vekil etmiyor. Eğitimcilerin sabır taşı çatlatılmıştır artık. Meclise veyüksek bürokrasiye mubah olan, eğitimciye günah mı” dedi. Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kamuda eşit işe eşit ücret politikası gereği aynı unvanda olanların ücretlerinde iyileştirme yapılırken, ‘sizi diğer kurumlarda muadiliniz olamadığı için dışarıda tuttuk’ demenin bir başka ifadesi, ‘sizi dışarıda unuttuk’ demektir. Emekli oldukları kuruma göre 3 ile 5 bin lira arasında maaş alan bakan ve milletvekillerinin emekli maaşlarını bütün partilerin ortak önergesiyle önce 5 bin 600 TL’ye, sonra da ikinci bir önergeyle 7 bin 750 TL’ye çıkarmayı aklından çıkarmayanlar, eğitimcilere sizi aklımıza getiremedik mi demek istiyorlar. Memura toplu sözleşme içeren yasayı 15 aydır hala Meclis’e göndermeye vakit bulamayanlar, ‘şike yasasını’ bir ayda iki kez çıkarmaya nasıl vakit buluyorlar ya da kendine, danışmanına, sekreterine ve şoförüne ücret artışına nasıl vakit buluyorlar merak ediyorum. Hükümet, eğitime en fazla bütçeyi ayırıyoruz, en çok eğitimeönem veriyoruz diyor. Eğitimciler okulları ayakta tutmak için dilencilik, tahsildarlık yapmaya devam ediyorlar. Öğretmenin maaşı ise ortada… Peki, önem nerede?” Ali Yalçın, “eşit işe eşit ücret” sloganı ile aynı unvanda bulunanların aynı ücreti almasını öngören 666 sayılı KHK’nın ek ödeme ile farklı kurumda aynı unvanda çalışanlarınücretlerinin dengelendiğini fakat kapsam dışı bırakılmaları ve unutulmaları dolayısıyla öğretmen ve öğretim elemanlarının sinirlerinin gerildiğini vurgulayarak, “Üst düzey yöneticilere, danışmanına, şoförüne, sekreterine ve kendine kepçe ile alırken, öğretmene kaşıkla bile vermeyip ‘kamu mali dengesi’ bahanesine sığınanlar, kamu mali dengesini bilmem ama öğretmen ve öğretim elemanlarının dengesini bozdular” şeklinde konuştu. Eğitim-Bir-Sen Genel Basın Yayın Sekreteri Ali Yalçın’ın konuşmasından bazı satırbaşları şöyle: Vekile, Danışmana, Sekretere Çok, Öğretmen ve Öğretim Elemanına Yok Ek ödeme oranlarında yapılan artışla genel müdür, genel müdür yardımcısı vedaire başkanı gibi üst kadrolarda görev yapanların ek ödeme oranlarında yapılan iyileştirme, öğretmenin toplam maaşının neredeyse yüzde 74’üne tekabül etmektedir. 9/1’indeki öğretmenin toplam maaşı 1.577 iken, üst yöneticinin bırakın maaşını, sadece ek ödemesi bile 1132 TL olmuştur. Milletvekili danışmanının maaşını 2000 TL’den 5400 TL’ye, 2. danışman statüsü verilen sekreterlerin maaşını 4 bin 705 TL’ye, emekli olduklarında kendi maaşlarını 7 bin 750 TL’ye çıkaranlar, toplu sözleşme masasında eğitimcilere sakın vatan millet edebiyatı yapmasınlar. Vekile, danışmana, sekretere çok, öğretmen ve öğretim elemanına yok, öyle mi? Hükümet masaya hazırlıklı gelsin. Bu Ülkede Eğitimciler İnsanca Yaşayacak Ücreti Hak Etmiyorsa, Hiç Kimse Hak Etmiyor Bu ülkede eğitim çalışanları sadece eğitimle uğraşmıyor. Eğitimciler okullarda aynı zamanda gelir idaresi memuru gibi veliden ‘para dilenmek’ gibi onur kırıcı bir görev daha yürütüyor. Dört duvar olarak teslim edilen okulu ayakta tutmak için tahsildarlık yaparak topladığı paralarla ücretli hizmetli, memur, güvenlikçi çalıştırarak işveren gibi sorumluluk altına giriyor. SGK primini yatıramazsa yakasını kurtaramıyor. Milli Eğitim Bakanı, eğitimcilerin sırtından yük almak yerine, söylemleriyle kırıyor, takdir bekleyenleri soruşturmalarla tahkir ediyor. OECD ortalamasının neredeyse iki katı sınıf mevcutlarıyla eğitimciler güçlü Türkiye için omuz verirken, onların omuzlarına basarak yükselenler karnını ovuştururken; ‘öğretmenlik fedakârlık mesleği’ edebiyatıyla eğitimcilerin sırtını ovuşturmaktadır. Okulda çalıştığı yetmiyormuş gibiakşam eve de iş götüren öğretmenlerin muadili yokmuş. Doğru, bu kadar çalışan ve sömürülen başka kimse yok. Açıkça söylüyorum; eğer bu ülkede insanca yaşayacak bir ücreti eğitimciler hak etmiyorsa, o zaman hiç kimse hak etmiyor, bu böyle bilinmelidir. Nalıncı Keseri Gibi Kendine Yontanlara Sesimizi Yükseltmeyeceğimiz Kimsenin Aklından Geçmesin Güçlü ve başarılı her ülkenin arkasında eğitimcilerin ölçülemeyecek derecede fedakârlığı ve alınteri vardır. Türkiye kabuğunu kırıyor; derin, çukur, paramiliter yapılanmaların ayakbağı olmasından kurtuluyor ve demokrasi korku tünelinden çıkıyorsa, bunda sendika olarak kritik dönemeçlerde onurlu duruşumuzla verdiğimiz destek unutulmamalıdır. Onuru zedelenmiş Meclis’in ve milli iradenin itibarını düşünerek, ‘özgür Türkiye’ için kuruş değil, duruş sendikacılığı ile sesimizi yükseltirken, gelir dağılımında nalıncı keseri gibi kendine yontanlara sesimizi yükseltmeyeceğimiz kimsenin aklından geçmesin."
Eğitim Bir-Sen Samsun Şube Başkanı Necdet Güneysu, bugünlere dostluk kavramı bilinciyle geldiklerini belirterek, ”Bu mücadeleye omuz verenler bugün bir arada. İlgili kişi ve kurumlara sorulması gereken hesaplar var. Bedellerle, zorluklarla mücadele ve dik duruşlarla, gelecekteki umutları yeşertme düşüncesiyle bu günlere gelindi. Bize emanet edilen bu değerleri daha da ileri götüreceğiz” dedi.
 
Bafra’da üye sayısını daha da arttıracaklarını ve bu yıl yetkiyi alacaklarını belirten Bafra İlçe Temsilcisi Hamdi Yıldız, “Eğitim; sosyal hak, hukuk, güvence ve özgürlük gibi konularda Bafra Temsilciliği olarak demokratik sendikacılık faaliyetlerine devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

İŞTE DÜNYADA MİLLETVEKİLİ MAAŞLARI

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Milletvekili emekli maaşlarına ilişkin düzenleme ile ilgili sorulara şu yanıtı verdi:
"(...) Elinizi vicdanınıza koyun, milletvekillerinin giderlerini biliyorsunuz. Mecliste yemek 7 lira da, Başbakanlıkta 30 mu? İçişleri Bakanlığı’nda 60 mı? Dünya parlamentolarını da dikkate alarak bir düzenleme yapılmıştır. Milletvekili maaşları gündeme gelince kaleminizden kan damlamasın. Bu bir ihtiyaçtan ortaya çıkmış uyarlamadır”
CHP'li Ahmet Toptaş da Akşam Gazetesi'ne yaptığı açıklamada şunları söyledi:
BİR HAFTADIR ET YEMEDİM
"Bir haber çıktı, milletvekili 95 ton et yemiş diye. İnanır mısınız, Meclis'te bir haftadır et yemedim. Konuklarım geliyor. Meclis'te 'Çorba için mi' diyeceğim? Bir sene içinde bir vekil en az 200 tane düğüne gidiyor. Meclis civarında 2 bin liradan aşağı kira ücreti olan ev bulamazsınız."
İNSAN GİBİ YAŞAMA HAKKI
"Bir vekilin insan gibi yaşama hakkı olmaz mı bu memlekette? Memleketin sorunlarını üstleniyoruz. Düşünün saat 11.00'den ertesi gün sabah 06.00'ya kadar görüşme sürüyor. Bu insanları Kızılay'da, emekli zabıta memuru gibi dolaştırmaya toplumun gönlü nasıl razı olur?"
Evet, cevaplar ve savunmalar benzer nitelikte...
Peki durum gerçekten Çiçek'in iddia ettiği gibi dünya parlamentolarına uygun mu?
Bu soruya Vatan gazetesi yazarı Güngör Mengi rakamlarla cevap verdi. İşte Mengi'nin kaleminden dünyada ve Türkiye'de milletvekili maaş oranları....
"Türk siyasetçilerin üstün özelliği kıyak emeklilik golleri atmaktaki benzersiz ustalığıdır.
Hemen her yasama döneminin bir “karanlık aralığında” Tevfik Fikret’in “Han-ı Yağma” şiirini hatırlatırlar millete:
Yiyin efendiler, bu han-ı iştiha sizin;
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya
kadar yiyin!
Türkiye önceki akşam saatlerinde Fransa Ulusal Meclisi’nin kabul ettiği küfür gibi yasanın öfkesiyle köpürürken bizim meclis masum bir yasa üstünde müzakereler yürütüyordu.
Sonra dört parti grubunun uzlaştığı bir önerge ortaya çıktı. Önerge milletvekillerinin emekli aylıklarını Cumhurbaşkanı’nın ödeneği ile ilişkili hale getiriyordu.
Böylelikle iki yıl milletvekilliği yapanlar emeklilik hakkı kazandıkları gibi emeklilik aylığı bir katından fazla artarak 7 bin 750 liraya çıkıyordu.
Maaşlar şu anda 11 bin 250 lira olduğuna göre milletvekillerimizin aylık gelirini toplamda 19 bin liraya yükselten bu operasyon millete nasıl açıklanacaktı?
Dünyada benzeri yok
İş sona yaklaşırken parti yöneticileri işledikleri ahlâki suçun altında ezilmeye başlamış olmalılar ki, üç muhalefet partisi başta destek verdikleri halde teklifin tümü oylanırken ret safına geçtiler. 
TBMM üyelerini dünyanın en yüksek aylık alan milletvekilleri yapan teklif 216 AKP ve 1 CHP milletvekilinin oyu ile yasalaştı. 
Millet, Sarkozy’nin attığı Ermeni kazığı yüzünden sinir krizleri geçirirken; 
Meclis Televizyonu’nun yayında olmadığı bir saat bu iş için seçilerek; 
İlgisiz bir tasarıya “kıyak tokadı” yerleştirilerek Meclis tarihimizin en ayıplı operasyonu tamamlandı. 
Dün sabah Ankara’daki gazeteciler cüzdanlarını çaldırmış dar gelirli memur psikolojisi içinde uyandı. 
Ama soru soracak kişileri ara ki bulasın! 
Meclis kıyak emekliliği kotarıp 3 Ocak’a kadar sürecek tatile girdiği için sadece TBMM Başkanı Cemil Çiçek’i bulabildiler. 
O da bu iyileştirmeye ne kadar ihtiyaçları olduğunu filan anlattı. Dünya parlamentolarını da dikkate aldıklarını söyledi. 
Ama Google’da kısa bir gezinti yapan, bu bilginin gerçeği yansıtmadığını görebilir. 
Bu zamlar sus payı mı? 
Mesela Norveç.. Kişi başına gelirin 98 bin dolar olduğu bu ülkede milletvekili aylığı 7 bin 500 dolardır. 
İsveç’te kişi başına gelir 65 bin dolarken parlamenter aylığı 4 bin 200 dolardır. 
İngiltere.. Kişi başına gelir 46 bin dolar parlamenter maaşı 6 bin 200 dolardır. 
İspanya’da kişi başına gelir 37 bin dolar milletvekili aylığı 3 bin 800 dolar. 
Milli geliri Türkiye’ye yakın Polonya’da (kişi başına gelir 14 bin dolar) parlamenter aylığı 1.893 dolar. 
Yeni düzenleme ile Türk parlamenterin aylığı 19 bin liraya yükseldiğine göre bunun karşılığı 10 bin dolardır. 
Kişi başına gelirin 98 bin dolar olduğu Norveç’te bile parlamenter bu parayı almıyor. 
Ulusça hakarete uğradığımız karanlık bir gecede, hileli bir yöntemle adeta yangından mal kaçıran dört parti, bu yasayı hemen şimdi, ikinci bir Büyük Koalisyon yaparak geri almanın, iptal etmenin çaresini bulmalıdırlar. 
Ortada büyük bir ayıp var. 
Hükümetin işçi ve memur aylıklarına yüzde 3 zam önermesini sendikalar bile dilleri tutulmuş gibi izliyor. 
Milletvekillerine yapılan ölçüsüz zamlar “sus payı” mıdır? 
Unutulmasın; kamuoyu önünde savunulamayan bir zam meşru olamaz. 
Mecliste örgütlü suç yöntemi ile artırılan maaşları millet helâl etmez!"
Odatv.com


Devamını Oku: http://www.personelmeb.net/mali-konular/iste-dunyada-milletvekili-maaslari-h10562.html#ixzz1heGgvHEI

2012 yılı vergilerine zam

Vergi Usul Kanunu kapsamındaki vergi cezaları, 1 Ocak 2012'den itibaren yeniden değerleme oranında artacak. Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yeni yılda uygulanacak vergi cezaları ile çeşitli...







Vergi Usul Kanunu kapsamındaki vergi cezaları, 1 Ocak 2012'den itibaren yeniden değerleme oranında artacak.


Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yeni yılda uygulanacak vergi cezaları ile çeşitli had ve tutarlar yeniden düzenlendi.


Buna göre, 2012 yılında fatura, gider pusulası, müstahsil ve serbest meslek makbuzu verilmemesi ve alınmamasının cezası 180 lira olacak. Bir takvim yılı içinde her bir belge nevine ilişkin olarak kesilecek toplam ceza miktarı da 88 bin liraya yükselecek.


En az ceza haddi ise damga vergisinde 8,80 lira, diğer vergilerde 18 lira şeklinde uygulanacak.


-Gelir vergisinde ilk dilim yükseldi-


Gelir Vergisi uygulanacak ilk dilim, 1 Ocak 2012 tarihinden geçerli olmak üzere 9 bin 400 liradan 10 bin liraya yükseltildi.


Yeni yılda 10 bin liraya kadar olan gelirlere yüzde 15, 88 bin liranın üzerindeki gelirlere de yüzde 35 vergi uygulanacak.


Söz konusu düzenlemeye göre, yeni yılda gelir vergisinde şu tarife geçerli olacak:
-10.000 TL'ye kadar : Yüzde 15
-25.000 TL'nin 10.000 TL'si için 1.500, fazlası : Yüzde 20
-58.000 TL'nin 25.000 TL'si için 4.500 (ücret gelirlerinde 88.000 TL'nin 25.000 lirası için 4.500 TL) fazlası : Yüzde 27


-58.000 TL'den fazlasının 58.000 TL'si için 13.410 TL, (ücret gelirlerinde 88.000 TL'den fazlasının 88.000 TL'si için 21.510 TL) fazlası : Yüzde 35


-Veraset vergisi-


Veraset ve İntikal Vergisine tabi tutarlar, 1 Ocak 2012 tarihinden geçerli olmak üzere yüzde 10,26 oranında artırıldı.


Yeni yılda evlatlıklar dahil, füruğ ve eşten her birine isabet eden miras hisselerinde 130 bin 589 lira, (füruğ bulunmaması halinde eşe isabet eden miras hissesinde 261 bin 336 lira), ivazsız intikallerde de 3 bin 10 lira istisna uygulanacak.


İstisna tutarı, Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanunda tanımlanan şans oyunlarında kazanılan ikramiyelerde de 3 bin 10 lira olacak

Devamını Oku: http://www.personelmeb.net/eko/2012-yili-vergilerine-zam-h10633.html#ixzz1heEWVacN

Memura yeni yılda geçici zam

Memura yeni yılda geçici zamMeclis tatile girince memurun yeni yıl zammı netleşmedi. Ara formül bulundu, memura geçici zam verilecek

Yeni yıl için geri sayım başlarken memurun 15 Ocak'ta alacağı zamlı maaş henüz netleşmedi. Toplu sözleşme yetişmeyeceği için memura ara formül uygulanacak. Buna göre, Bütçe Kanunu'nun Bakanlar Kurulu'na verdiği yetkiye dayanılarak memura geçici bir zam belirlenecek. Ardından tahminen Mart'ta yapılacak toplu sözleşme ile gerçek zam, pazarlık sonucu tespit edilecek. Belirlenecek bu oran, 1 Ocak'tan geçerli olacak. Bütçe kanunu ile verilen geçici zammın üstüne, masada karara varılan zam miktarı eklenecek. Aradaki fark, memura geriye dönük olarak ödenecek.

'ÖZEL EMEKLİLİK'

Emekli Sandığı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri sürerken dün gece geç saatlerde verilen bir önerge ile milletvekillerine özel emeklilik sağlayan 5. madde değiştirildi. Yeni madde ile emeklilik prim gününü doldurmuş ve emeklilik koşullarını taşıyan 2 yıl milletvekilliği yapanlar, emekli sandığı üzerinden emeklilik hakkını elde edecekler.

İŞSİZ VEKİLE PRİM

Genel Kurul'da verilen bir başka önerge ise işsiz milletvekillerine yönelik oldu. Dışarıdan bakan olarak atanan ya da milletvekilliği yapmış ancak çalışmayan kişilerin, işsiz kalmalarının ardından 30 gün içinde başvurmaları halinde, sigorta primleri TBMM Bütçesi'nden ödenecek. Bu ödeme 4 yıl boyunca devam ettirilecek. Bu süre içinde işsiz vekil bir işe girip çalışmaya başlarsa prim ödeme farklı hale gelecek. Yine bu 4 yıl içinde emekli olmaya hak kazanırsa ödeme durdurulacak. Meclis'te grubu bulanan bütün partiler oy birliği ile madde haline getirilen önergelere destek verdi.

sabah

YÖNETİCİ ATAMADA DUYURUYA ÇIKAN İLLER

1. Elazığ ili başvuru bilgileri için tıklayınız...

2. Çanakkale ili başvuru bilgileri ve münhalleri...

 
 
Sürekli Güncellenecek...

Öğretmenin Tatili Bir Ay Oldu !

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in, öğretmenlerin artık yazın 3 ay tatil yapmayacaklarını belirttiği konuşması hayata geçiriliyor.
Hatırlanacağı üzere TRT Haber’e konuşan Dinçer, “İhtiyaç duydukları kadar tatil için zaman ayıracağız. Ama onun dışında bir eğitim programı uygulayacağız” demişti. Öğretmenlerin, bütün masrafları bakanlığın karşılayacağı bir eğitimden geçireceklerini dile getiern Dinçer “En az bir ay süre ile öğretmenlerimizi eğitime tabii tutacağız. Bunu her öğretmeni değişik illere, tatil beldelerine taşıyarak yapmayacağız. Herkesi kendi ilinde, ilçesinde olacak” ifadelerini kullanmıştı.
 
 
Dinçer'in projesi hayata geçiriliyor. Afyon İl Milli Eğitim Müdürlüğü afyon.meb.gov.tr adresinde 2012 hizmetici eğitim plani yazisinda belirtildiği üzere ildeki ögretmenlere tüm yaz boyu seminer konulmuş.

LAF DEĞİL İCRAAT BEKLİYORUZ

Haber Resmi
Sendikacılığı meydanlardan lüks otellerin lobilerine ve salonlarına taşıdınız. Dikkat edin sonunuz işçi sendikalarına dönmesin.

Sendikalardan Beklenen Tavır

Dernekler kadar bile etki gösteremediniz. Millet artık kayıkçı kavgalarınızdan bıktı. Sendikacılığı meydanlardan salonlara taşıdınız. 5 yıldızlı lüks otellerde yapmış olduğunuz konuşmaları basınla paylaşmaya sendikacılık diyorsanız yanılıyorsunuz. Üyelerinizin hayalini bile kuramadığı 5 yıldızlı lüks otellerde devlet memurlarının sorunlarını tartışıyorsunuz. Sendikacılığı meydanlardan lüks otellerin lobilerine ve salonlarına taşıdınız. Dikkat edin sonunuz işçi sendikalarına dönmesin.


HER EYLEM YENİDEN DİRİLTİR BENİ”
Mehmet Akif İNAN
Eğitimbirsen Kurucu Genel Başkanı
Sendikacılığın özünde eylem vardır. Muhalefet vardır. Memursen’in kurucu Genel Başkanı ,
sendikacılığın ve dava adamlığının ender örneklerinden olan rahmet ve minnetle andığımız Mehmet Akif İNAN’ın “ Her eylem yeniden diriltir Beni.”  sözü üzerine inşa ettiği Eğitimbirsen, Filistin zulmü için meydanlarda oldu. İsrail için meydanlara indi. Başörtüsüne özgürlük eylemlerinin baş mimarı. Ortak akıl mitingleri ile darbecilere ders verdi. Bütün bu eylemlerini takdirle karşılıyoruz ve alkışlıyoruz. Sivil toplum örgütü olmanın vermiş olduğu sorumluluk içerisinde demokrasi ve insan haklarının savunuculuğunu yaptığı eylemler Eğitimbirsen’i yüceltmiş ve takdir kazanmıştır.
Ancak mevcudiyetinin ve varoluş sebebinin üyesi olan öğretmenler ve devlet memurları olduğunu bilen Memursen, devlet memurları ve öğretmenler için son 9 yılda büyük bir eyleme imza atmış mıdır ?
Öğretmenlerden ve devlet memuru üyelerinden almış olduğu aidatlarla yukarıda ki eylemlere imza atan Memursen, üyesinden aldığı aidatla neden üyesinin hakkını korumak için bir eylem yapmadı ?
Masa başında sorunları çözeceğiz diyen sendika yetkilileri yıllardır memurları temsil ediyorsunuz. Son iki yıldır yetkili sendikasınız. Sorunlar eğer ki masa başında çözülmüş olsaydı, bugün en düşük devlet memur maaşı öğretmenlerin olmazdı. 1530 Tl ile görev yapan bir öğretmenin hakkını siz savunmayacaksanız kim savunacak ?
Memursen Genel Başkanı Ahmet Bey, öğretmen kökenli bir sendikacıdır. Sınıf tozu yutmuş öğretmenlikten gelen bir sendikacı, kendi meslektaşının sorunlarını herkesten daha iyi bilir. Öğretmenlik mesleğinin sadece özlük hakları noktasında geriye gittiği yönünde itirazımızın yanında önüne gelen siyasi ve bürokratın öğretmenleri azarlaması, küçük düşürmesi ve hakarete varır nitelikte sözler sarf etmesi kabul edilemez bir davranış olup bu tavırlara tepki koymamanız ise yadırganmaktadır.
Yıllardır yetkili sendika olarak hükümetle toplu görüşme masasına oturmuş olan Kamu-Sen’in de öğretmenlerin ve memurların gelmiş olduğu bu noktada vebali vardır. Sendika aidatlarını devlet ödediği için toplu görüşmelere imza atılan dönemler unutulmadı. Ayrıca 9 yıl Kamu-Sen’i yöneten Bircan Bey’in sendikacılığı bir basamak olarak görüp hemen MHP’DEN vekil adayı olup Meclise zıplamak istemesini de bu millet gördü. Sendikacılığı kendi ikbali ve geleceği için yapan sendika başkanları maalesef ülkemizde sendikacılığın gelişmesine bir katkı sağlamadığı gibi sendikalara olan güveni de sarsmaktadırlar.
Yine bunun yanında her Çarşamba Maliye Bakanlığı önünde eylem kararı alan Kamusen’in 30-40 kişi Maliye Bakanlığı önüne gitmesi yakışık alıyor mu ?
Yaklaşık 500 bin üyesi olan bir sendikanın genel anlamda büyük bir eylem planlaması ve ülke genelinde ses getirecek bir eyleme imza atması gerekmez mi ?
Üstelik bu konuda Memursen’den eli daha rahat olan Kamusen’in , bütün imkanlarını seferber ederek Kızılay Meydanında milyonlarca memur adına haykırması çok mu zor..
Geçtiğimiz hafta ve yine bu hafta Antalya ilinde yapmış olduğunuz toplantılar iptal edilerek giderleri bu eylem için harcanamaz mıydı ?
Türkiye’nin iki büyük memur sendikası Memursen ve Kamusen’in özelliklede Eğitim İş kolunda faaliyet gösteren federasyonları Eğitimbirsen ve Türkeğitimsen öğretmenler adına son 9 yılda ekstra bir kazanım sağlamış mıdır ?
Buna karşın 500-1000 arasında üyesi olan dernekler bile kendi üyeleri için kazanımda bulunmuşlardır.
Örneğin ; Müfettişler Derneği ve bu derneğin başkanı Doğan CEYLAN, sürgün yemesine rağmen yılmamış ve müfettişlerin sorunlarını her ortamda gündeme getirmiştir. Ankara’da büyük bir eyleme imza atmıştır. Meclis’de ve Bakanlıkta yapmış oldukları kulis çalışmaları ve basını da etkili kullanmaları ile 3600 ek göstergeyi müfettişlere kazandırmışlardır. Yine son düzenleme de müfettişlerin ek ödeme oranları artırılmıştır.
Yine daha kurulalı 2 yıl bile olmamasına rağmen İlçe Müdürleri ve Şube Müdürlerinin kurmuş olduğu dernek üyelerinin sorunlarını her platformda gündeme getirmiş ve son ek ödeme düzenlemesinde en yüksek ek ödeme oranını almışlardır. Dikkat ederseniz zaten ek ödeme oranlarının açıklanmasından sonra bu derneğin tepkileri ve istekleri de azalmıştır.
Buna karşın yüz binlerce üyesi bulunan öğretmen sendikalarımız sizler öğretmenler için nasıl bir kazanım elde ettiniz ?
Sendikaların tabana da yayarak yapmış olduğu kayıkçı kavgaları artık kabak tadı vermektedir.
Bir sendikanın diğerini yandaşlıkla suçlaması, diğerinin öbürünü darbecilikle ve Ergenekonculukla suçlaması bu söylevlerin taban nezdinde itibar görmesi ve öğretmenlerin kendi meslektaşlarına ağza alınmayacak hakaretler ve suçlamalar yapması arasında tam 9 yıldır öğretmen maaşları eriyor. Sonuç olarak da en düşük maaş öğretmenlere ait oldu ve öğretmenlerin birden sesi yükselmeye başladı.
Ak Parti hükümetinin son 9 yıllık programı ve yaptırımları sayesinde öğretmen maaşları son sıraya geriledi. Bu konuda hükümetin uygulamalarına salonlardan ve basından ses veren sendikalarda en az hükümet kadar suçludur.
Öğretmen kökenli olan iki sendika genel başkanına açıkça soruyor ve çağrıda bulunuyoruz.
Sayın GÜNDOĞDU ve Sayın KONCUK :
İki sendikanın da ortak amacı  üyelerini uğramış olduğu haksızlığı dile getirmek ve buna çözüm aramak değil mi ?
Şu anda ortada iki sendikanın üyeleri ve yüz binlerce öğretmeni ilgilendiren bir sorun var. Bu sorun öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılması ve özlük hakları olarak öğretmenlerin yoksulluk sınırına getirilmesidir.
İki sendika bu konuda ortak bir tavır ve duruş sergileyemez mi ?
Bölünmeden , parçalanmadan; öğretmenlerin özlük hakları konusunda tabanda üyeniz olan yüz binlerce öğretmen sizlerden feryatlarına kulak vermenizi ve bu konuda ortak bir duruş sergilemenizi istemektedir.
Sonuç olarak Dünya’da ve ülkemizde sendikacılığın çıkış noktası olan işçiler ve işçi sendikalarının gelmiş oldukları son durumu gözünüzün önüne alın. Memur sendikacılığı şu anda zirvede ki dönemini yaşamaktadır. Eğer ki sizlerde işçi sendikalarının patronları gibi tabana kulak vermezseniz ve bildiğiniz yolda kulaklarınızı tıkayarak yürümeye devam ederseniz sizlerin de sonu işçi sendikalarından farklı olmayacaktır.
Lütfen üzerine bindiğiniz dalların budanmasına ve kesilmesine göz yummayınız. Unutmayınız ki sizleri üzerinde taşıyan o dallar her geçen gün güç kaybetmekte ve daha fazla zarar görmektedir. Üzerlerine bastığınız bu dalların artık sizleri taşıyacak gücü kalmamıştır. Bu dalların artık sizlere gülleri değil de dikenleri bir anda yönelirse işte o zaman işiniz çok zor.
Zaman kaybetmeden sendikalar olarak öğretmenlerin özlük hakları noktasında ortak tavır belirlemeniz ve yaşanan bu trajediye son vermeniz temennisiyle…
Mustafa YILDIZ
Kamudanhaber