26 Aralık 2011 Pazartesi

LAF DEĞİL İCRAAT BEKLİYORUZ

Haber Resmi
Sendikacılığı meydanlardan lüks otellerin lobilerine ve salonlarına taşıdınız. Dikkat edin sonunuz işçi sendikalarına dönmesin.

Sendikalardan Beklenen Tavır

Dernekler kadar bile etki gösteremediniz. Millet artık kayıkçı kavgalarınızdan bıktı. Sendikacılığı meydanlardan salonlara taşıdınız. 5 yıldızlı lüks otellerde yapmış olduğunuz konuşmaları basınla paylaşmaya sendikacılık diyorsanız yanılıyorsunuz. Üyelerinizin hayalini bile kuramadığı 5 yıldızlı lüks otellerde devlet memurlarının sorunlarını tartışıyorsunuz. Sendikacılığı meydanlardan lüks otellerin lobilerine ve salonlarına taşıdınız. Dikkat edin sonunuz işçi sendikalarına dönmesin.


HER EYLEM YENİDEN DİRİLTİR BENİ”
Mehmet Akif İNAN
Eğitimbirsen Kurucu Genel Başkanı
Sendikacılığın özünde eylem vardır. Muhalefet vardır. Memursen’in kurucu Genel Başkanı ,
sendikacılığın ve dava adamlığının ender örneklerinden olan rahmet ve minnetle andığımız Mehmet Akif İNAN’ın “ Her eylem yeniden diriltir Beni.”  sözü üzerine inşa ettiği Eğitimbirsen, Filistin zulmü için meydanlarda oldu. İsrail için meydanlara indi. Başörtüsüne özgürlük eylemlerinin baş mimarı. Ortak akıl mitingleri ile darbecilere ders verdi. Bütün bu eylemlerini takdirle karşılıyoruz ve alkışlıyoruz. Sivil toplum örgütü olmanın vermiş olduğu sorumluluk içerisinde demokrasi ve insan haklarının savunuculuğunu yaptığı eylemler Eğitimbirsen’i yüceltmiş ve takdir kazanmıştır.
Ancak mevcudiyetinin ve varoluş sebebinin üyesi olan öğretmenler ve devlet memurları olduğunu bilen Memursen, devlet memurları ve öğretmenler için son 9 yılda büyük bir eyleme imza atmış mıdır ?
Öğretmenlerden ve devlet memuru üyelerinden almış olduğu aidatlarla yukarıda ki eylemlere imza atan Memursen, üyesinden aldığı aidatla neden üyesinin hakkını korumak için bir eylem yapmadı ?
Masa başında sorunları çözeceğiz diyen sendika yetkilileri yıllardır memurları temsil ediyorsunuz. Son iki yıldır yetkili sendikasınız. Sorunlar eğer ki masa başında çözülmüş olsaydı, bugün en düşük devlet memur maaşı öğretmenlerin olmazdı. 1530 Tl ile görev yapan bir öğretmenin hakkını siz savunmayacaksanız kim savunacak ?
Memursen Genel Başkanı Ahmet Bey, öğretmen kökenli bir sendikacıdır. Sınıf tozu yutmuş öğretmenlikten gelen bir sendikacı, kendi meslektaşının sorunlarını herkesten daha iyi bilir. Öğretmenlik mesleğinin sadece özlük hakları noktasında geriye gittiği yönünde itirazımızın yanında önüne gelen siyasi ve bürokratın öğretmenleri azarlaması, küçük düşürmesi ve hakarete varır nitelikte sözler sarf etmesi kabul edilemez bir davranış olup bu tavırlara tepki koymamanız ise yadırganmaktadır.
Yıllardır yetkili sendika olarak hükümetle toplu görüşme masasına oturmuş olan Kamu-Sen’in de öğretmenlerin ve memurların gelmiş olduğu bu noktada vebali vardır. Sendika aidatlarını devlet ödediği için toplu görüşmelere imza atılan dönemler unutulmadı. Ayrıca 9 yıl Kamu-Sen’i yöneten Bircan Bey’in sendikacılığı bir basamak olarak görüp hemen MHP’DEN vekil adayı olup Meclise zıplamak istemesini de bu millet gördü. Sendikacılığı kendi ikbali ve geleceği için yapan sendika başkanları maalesef ülkemizde sendikacılığın gelişmesine bir katkı sağlamadığı gibi sendikalara olan güveni de sarsmaktadırlar.
Yine bunun yanında her Çarşamba Maliye Bakanlığı önünde eylem kararı alan Kamusen’in 30-40 kişi Maliye Bakanlığı önüne gitmesi yakışık alıyor mu ?
Yaklaşık 500 bin üyesi olan bir sendikanın genel anlamda büyük bir eylem planlaması ve ülke genelinde ses getirecek bir eyleme imza atması gerekmez mi ?
Üstelik bu konuda Memursen’den eli daha rahat olan Kamusen’in , bütün imkanlarını seferber ederek Kızılay Meydanında milyonlarca memur adına haykırması çok mu zor..
Geçtiğimiz hafta ve yine bu hafta Antalya ilinde yapmış olduğunuz toplantılar iptal edilerek giderleri bu eylem için harcanamaz mıydı ?
Türkiye’nin iki büyük memur sendikası Memursen ve Kamusen’in özelliklede Eğitim İş kolunda faaliyet gösteren federasyonları Eğitimbirsen ve Türkeğitimsen öğretmenler adına son 9 yılda ekstra bir kazanım sağlamış mıdır ?
Buna karşın 500-1000 arasında üyesi olan dernekler bile kendi üyeleri için kazanımda bulunmuşlardır.
Örneğin ; Müfettişler Derneği ve bu derneğin başkanı Doğan CEYLAN, sürgün yemesine rağmen yılmamış ve müfettişlerin sorunlarını her ortamda gündeme getirmiştir. Ankara’da büyük bir eyleme imza atmıştır. Meclis’de ve Bakanlıkta yapmış oldukları kulis çalışmaları ve basını da etkili kullanmaları ile 3600 ek göstergeyi müfettişlere kazandırmışlardır. Yine son düzenleme de müfettişlerin ek ödeme oranları artırılmıştır.
Yine daha kurulalı 2 yıl bile olmamasına rağmen İlçe Müdürleri ve Şube Müdürlerinin kurmuş olduğu dernek üyelerinin sorunlarını her platformda gündeme getirmiş ve son ek ödeme düzenlemesinde en yüksek ek ödeme oranını almışlardır. Dikkat ederseniz zaten ek ödeme oranlarının açıklanmasından sonra bu derneğin tepkileri ve istekleri de azalmıştır.
Buna karşın yüz binlerce üyesi bulunan öğretmen sendikalarımız sizler öğretmenler için nasıl bir kazanım elde ettiniz ?
Sendikaların tabana da yayarak yapmış olduğu kayıkçı kavgaları artık kabak tadı vermektedir.
Bir sendikanın diğerini yandaşlıkla suçlaması, diğerinin öbürünü darbecilikle ve Ergenekonculukla suçlaması bu söylevlerin taban nezdinde itibar görmesi ve öğretmenlerin kendi meslektaşlarına ağza alınmayacak hakaretler ve suçlamalar yapması arasında tam 9 yıldır öğretmen maaşları eriyor. Sonuç olarak da en düşük maaş öğretmenlere ait oldu ve öğretmenlerin birden sesi yükselmeye başladı.
Ak Parti hükümetinin son 9 yıllık programı ve yaptırımları sayesinde öğretmen maaşları son sıraya geriledi. Bu konuda hükümetin uygulamalarına salonlardan ve basından ses veren sendikalarda en az hükümet kadar suçludur.
Öğretmen kökenli olan iki sendika genel başkanına açıkça soruyor ve çağrıda bulunuyoruz.
Sayın GÜNDOĞDU ve Sayın KONCUK :
İki sendikanın da ortak amacı  üyelerini uğramış olduğu haksızlığı dile getirmek ve buna çözüm aramak değil mi ?
Şu anda ortada iki sendikanın üyeleri ve yüz binlerce öğretmeni ilgilendiren bir sorun var. Bu sorun öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılması ve özlük hakları olarak öğretmenlerin yoksulluk sınırına getirilmesidir.
İki sendika bu konuda ortak bir tavır ve duruş sergileyemez mi ?
Bölünmeden , parçalanmadan; öğretmenlerin özlük hakları konusunda tabanda üyeniz olan yüz binlerce öğretmen sizlerden feryatlarına kulak vermenizi ve bu konuda ortak bir duruş sergilemenizi istemektedir.
Sonuç olarak Dünya’da ve ülkemizde sendikacılığın çıkış noktası olan işçiler ve işçi sendikalarının gelmiş oldukları son durumu gözünüzün önüne alın. Memur sendikacılığı şu anda zirvede ki dönemini yaşamaktadır. Eğer ki sizlerde işçi sendikalarının patronları gibi tabana kulak vermezseniz ve bildiğiniz yolda kulaklarınızı tıkayarak yürümeye devam ederseniz sizlerin de sonu işçi sendikalarından farklı olmayacaktır.
Lütfen üzerine bindiğiniz dalların budanmasına ve kesilmesine göz yummayınız. Unutmayınız ki sizleri üzerinde taşıyan o dallar her geçen gün güç kaybetmekte ve daha fazla zarar görmektedir. Üzerlerine bastığınız bu dalların artık sizleri taşıyacak gücü kalmamıştır. Bu dalların artık sizlere gülleri değil de dikenleri bir anda yönelirse işte o zaman işiniz çok zor.
Zaman kaybetmeden sendikalar olarak öğretmenlerin özlük hakları noktasında ortak tavır belirlemeniz ve yaşanan bu trajediye son vermeniz temennisiyle…
Mustafa YILDIZ
Kamudanhaber

Hiç yorum yok: