4 Aralık 2011 Pazar

Norm Fazlası Öğretmenler Atanıyor

Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’ne göre görev yaptıkları okullarda norm kadro fazlası olan öğretmenlerin il içerisinde atamaları yapılacak.

Osmaniye İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 14.11.2011 tarih ve 903.02/17910 sayılı yazısı ile duyuruya çıkılmış olup, norm kadro fazlası öğretmenlerin 28.11.2011 Pazartesi akşamına kadar bir dilekçe ile müracaat etmeleri istenmiştir.
İlimizde 2011-2012 öğretim yılında ilk olarak eylül ayı içinde norm kadro fazlası olup atanma talebinde bulunan 13 öğretmenin ataması yapılmıştı. Ekim ayı içerisinde de Milli Eğitim Bakanlığı’nca norm kadrolar yeniden güncellenmiş olup, güncelleme sonrasında fazlalık durumuna düşen öğretmenler için kasım ayında tekrardan duyuruya çıkılmıştır.
Norm fazlası öğretmenlerin atamalarına ilişkin olarak MEB Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 41.maddesinde gerekli düzenlemeler yapılmıştır.
41.madde;
İhtiyaç fazlası öğretmenlerin yer değiştirmeleri
MADDE 41 – (1) Eğitim kurumunun ya da bölümün kapanması, program değişikliği, Talim ve Terbiye Kurulunun öğretmenliğe atanacakların tespitine ilişkin kararıyla ders kaldırılması ya da norm kadro esasları gereğince yapılacak düzenlemeler sonucu öğretmen fazlalığı oluşması hâlinde; eğitim kurumunun ya da bölümün kapatılması veya program değişikliği sonucunda bu eğitim kurumlarında görevli öğretmenler, yeni eğitim kurumu açılarak öğrencilerin taşınması hâlinde bu eğitim kurumlarına, öğrenci azlığı nedeniyle kapatılan eğitim kurumlarında ya da bölümlerde görevli olanlar ise açık norm kadro bulunması hâlinde öncelikle öğrencilerin taşındığı eğitim kurumları olmak üzere il içinde alanlarında ihtiyaç duyulan eğitim kurumlarına özür durumları ve tercihleri de dikkate alınmak suretiyle atanırlar.
(2) Bu şekilde yapılan atamalarla fazlalığın giderilememesi hâlinde bu durumdaki öğretmenler tercihleri de dikkate alınmak suretiyle öncelikle il içinde alanlarında ihtiyaç duyulan eğitim kurumlarına atanırlar. Bunlardan il içinde alanlarında ihtiyaç bulunmayanlar, bulundukları ilde çalışılması gereken süre şartı aranmaksızın tercihleri doğrultusunda yer değiştirme döneminde il dışına atamaları yapılabilir. Bunlardan zorunlu çalışma yükümlülüğü bulunanlar, alanlarında ihtiyaç bulunan zorunlu çalışma yükümlülüğü öngörülen hizmet alanlarına atanırlar.
(3) Herhangi bir nedenle istihdam alanı daralan öğretmenler ile görevli oldukları eğitim kurumlarında norm kadro esasları çerçevesinde öğretmen norm kadro sayısının azalması üzerine hizmet puanı üstünlüğüne göre yapılacak değerlendirme sonucunda hizmet puanı en az olandan başlamak üzere norm kadro fazlası olarak belirlenir. Norm kadro fazlası olarak belirlenen bu öğretmenler; öncelikle görevli oldukları yerleşim yerindeki ya da ilçedeki eğitim kurumları olmak üzere il içinde alanlarında norm kadro açığı bulunan eğitim kurumlarına tercihleri de dikkate alınarak hizmet puanı üstünlüğüne göre atanırlar.
(4) Genel hayatı etkileyen deprem, sel, yangın ve benzeri doğal afetler nedeniyle olağanüstü durumların oluştuğu yerlerdeki eğitim kurumlarının öğretmen ihtiyacı öncelikle bu madde kapsamında bulunan ihtiyaç fazlası öğretmenlerle karşılanır. İhtiyacın bu şekilde karşılanamaması durumunda valiliklerce gerekli önlemler alınır.
(5) Bu madde kapsamında il içinde yapılan atamalarla fazlalığın giderilememesi durumunda valiliklerce fazlalığın giderilmesine yönelik il içinde yapılacak yer değiştirmeler, zamana bağlı olmaksızın ancak öğretim yılının başladığı tarihten itibaren en geç mart ayı sonuna kadar tamamlanması gerekmektedir. Bu şekilde yapılacak yer değiştirmeler, duyurusu yapılan eğitim kurumlarına öğretmenlerin tercihleri de dikkate alınarak hizmet puanı üstünlüğüne göre yapılır.Fazla konumdaki öğretmenlerden herhangi bir kuruma atanmak üzere başvuruda bulunmayanların görev yerleri, il içinde valiliklerce isteklerine bakılmaksızın belirlenir.
Norm Kadro Fazlası Olan Öğretmenlerimize Uyarılar;
1-    Fazlalık durumuna düşen öğretmenlerimiz, kadrolu oldukları okul müdürlüklerine bir dilekçe ile başvurarak atanma talebinde bulunacaklardır.
2-    Açık olarak belirtilen eğitim kurumlarından istediklerini tercih sırasına koyarak istedikleri sayıda tercihte bulunabileceklerdir.
3-    Atamalar; öncelikle görevli oldukları yerleşim yerindeki ya da ilçedeki eğitim kurumları olmak üzere il içinde alanlarında norm kadro açığı bulunan eğitim kurumlarına tercihleri de dikkate alınarak hizmet puanı üstünlüğüne göre yapılacaktır.
4-    Dilekçe vermeyerek atanma talebinde bulunmayan öğretmenler, 41. maddenin 5. fıkrasına göre il içerisinde komisyonca herhangi bir okula atanabileceklerdir.

Öğretmenler Memur ve Hizmetli Olmak İçin Dilekçe Verecek

Öğretmenler Memur ve Hizmetli Olmak İçin Dilekçe Verecek





Milli Eğitim Bakanlığında görev yapan öğretmenlerin durumu içler acısı. 4 yıllık Lisans mezunu bir öğretmen İlkokul mezunu hizmetliden 150 TL , Lise mezunu Memurdan 200 Tl ve Lise mezunu şeflerden tam 400 Tl eksik ücret alıyor.
Eşit işe eşit ücret düzenlemesinin ardından Kamuda en düşük memur maaşı öğretmenlerin oldu. Göreve yeni başlayan bir öğretmen 1530 TL maaş alacak. Bunun yanında aynı okulda görev yapan hizmetli maaşı bile 1700 TL civarındadır.
Öğretmenler ek ders alıyor sözleri ise gerçekleri tamamen yansıtmıyor. Yüzbinlerce öğretmen ek ders ücreti alamıyor. Bunun yanında yaz tatillerinde , 15 tatilde ve haftada bir iki gün sevk aldıklarında neredeyse öğretmenin o haftaki ücretinin tamamı gidiyor.
Milli Eğitim Bakanlığında görev yapan öğretmenlerin ek ders ücretleri tamamen kaldırılmadır. Öğretmenler de 8- 5 mesaisine tabi olmalı ve ücretleri MEB’de görev yapan şube müdürlerinin dengine getirilmelidir.
MEB’de görev yapan şube müdürlerinin ücretleri 2700 TL civarındadır. Milli Eğitim Bakanlığında görev yapan bütün öğretmenlerin taban aylığı bu seviyeye çıkarılmalıdır. Bu ücretin yanından öğretmenlere hafta içi 8 – 5 mesaisi uygulanmalıdır. Öğretmenlerimiz ders dışı zamanlarını okullarında öğrencilere ayırmalıdır. Yine bunun yanında evine iş taşımak zorunda kalan tek meslek grubu olan öğretmenlerimiz bu işlerini ders saatleri dışında okullarda halledebilir.
Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer DİNÇER’in , hizmetli, memur ve şeflerin bile ücret olarak gerisine düşen öğretmenlerine sahip çıkması gerekmektedir.
kamudanhaber.com

ÖĞRETMENLERDEN MUTEMET ÜCRETİ ALINAMAZ

Haber ResmiSitemize gelen maillerde öğretmenlerin maaşlarında mutemet ücreti kesildiği bilgisi ulaşıldı. Mutemet ücretinin kesilme nedeni olarak da okulda memur olmaması gösterildi.
Milli Eğitim Bakanlığının genelgesinde açıkça mutemet ücretinin kesinlikle olmadığı mutemet ücreti kesenlerle ilgili yasal işlem yapılacağı bildirilmiştir. Öğretmenlerimizin konuyu kurum atlamadan sırayla sorunun çözülmesi için bildirmeleri gerekmektedir. Eğer kurumlarından gelen cevap mutemet ücretinin kesilmesi yönünde ise son olarak Milli Eğitim Bakanlığına bildirme hakları bulunmaktadır.

İşte o genelge;
T.C.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI
Personel Genel Müdürlüğü
SAYI : B.08.0.PGM.0.23.04.03 / 73896 27 EYLÜL 2004
KONU : Mutemetlik Ücreti 
................VALİLİĞİNE
(Milli Eğitim Müdürlüğüne)

Bakanlığımıza bağlı her derece ve türdeki okul ve kurumlarda görevli personelin aylık ve diğer parasal haklarının, hak sahiplerine gerek bankalar yoluyla gerekse nakdî olarak ödenmesi işlemleri, görevli mutemetler vasıtasıyla yapıldığı bilinmektedir.

Ancak Bakanlığımıza gelen yazılı ve sözlü şikayetlerde; öğretmenlere ödenen parasal haklarından mutemediye ücretinin kesildiği bildirilmektedir.

657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 146 ncı maddesinin 2 nci fıkrasında “Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez, hiçbir yarar sağlanamaz...” hükmüne yer verilmiştir.

Bu itibarla, okul ve kurumlarımızda mutemet olarak görevlendirilen memur veya müdür yardımcılarının; tahakkuk ve ücret ödemelerinde, Maliye Bakanlığının bu konudaki görüşleri de dikkate alınarak, öğretmen veya diğer personelden söz konusu ödemeler karşılığında para almaları (mutemediye ücreti) mümkün değildir.

Bilgilerinizi ve gereğini önemle rica ederim.
 
 

MebPersoneli.Com

2001'DEN 2011'E ÖĞRETMEN OLMAK...

Bu ara ''Öğretmenlerimiz sürekli gündemde, haberlerin çoğu onlarla ilgili, neden?'' diye soruyor herkes.
Nedenini açıklayalım. Öğretmensiniz diye diploma veriliyor ama öğretmenlik mesleğine başlayamıyorlar.
Peki neden başlayamıyorlar? Onu da açıklayalım. Eğitim fakültelerine çok fazla öğrenci alınıyor fakat öğretmenlik için açılan kadrolar alınan öğrenci sayısının yanında çok az kalıyor.
Sonra ortaya ne çıkıyor. 200 bin öğretmen başka iş bulsun...
Peki bundan 10 sene önce neden öğretmenler başka iş bulmuyordu da şimdi başka iş bulmaya başlayacaklar. 2001 ile 2011 KPSS öğretmenlik minimum puanlarına bir bakalım:
Tabloda gördüğünüz gibi, yanlış eğitim politikaları nedeniyle atama puanları tavan yapmış durumda. 2011 puanlarına bakınca ben nasıl öğretmen olacağım diye düşünüyor tüm mezunlar.
Bu onların suçu değil. O yüzden öğretmen arkadaşlarımıza öğüt vermek, yeter artık sizden başka mağdur mu yok bu ülkede demek yerine, biraz onları anlamaya çalışalım.
Bir de şu var. Öğretmen olmak bu kadar zorlaşırken, nedense öğretmenlerin kıymeti git gide düşüyor. Yani ortada bir ters orantı var...
Bunu anlamak da mümkün değil. Çeşitli nedenleri var fakat en önemli nedeni kendi camiasının öğretmenlere sahip çıkmaması. Başta Milli Eğitim Bakanlarımız...
Öğretmen olmanın bu kadar zor olmadığı ve öğretmenlerin hak ettiği değeri gördüğü günleri görmek dileğiyle...

İlker ÖZTÜRK
Haberkamu.Com Eğitim Haber Editörü

300 BİN MEMURA KÖTÜ HABER!

Haber ResmiKamuda bir süre çalıştıktan sonra ayrılarak SSK veya Bağ-Kur'lu statüsünde emekli olanlara kamudaki çalışmalarına ilişkin ikramiye ödenmesini engelleyen yasa hükmünün Anayasa Mahkemesi tarafından ikinci kez iptaliyle umuda kapılan yaklaşık 300 bin kişinin beklentisi yine boşa çıktı.

İptal kararının gereğini yerine getirmek üzere hazırlanan yeni yasa taslağında ikramiye ödenebilmesi için kamuda en az 15 yıl çalışma ve 65 yaş koşulu öngörüldü. Emekli ikramiyesi almayı bekleyen eski memurların sayısı 293 bin kişiyi aşıyor. Bunların kamudaki ortalama çalışma sürelerinin ise 9.5 
yıl olduğu bildirildi. Çalışılan her yıl için bir maaş tutarında ikramiye ödenmesi gerekiyor. Aylık ortalama bin lira üzerinden kişi başına on bin lira olmak üzere toplamda 3 milyar lira dolayında ödeme yapılması söz konusu olacak. 
Bu haberwww.diyanethaberler.comadresinden kopyalanmıştır

HABERTÜRK

TÜM ÖĞRETMENLERE SEYYANEN ZAM GELİYOR!!

Tüm öğretmenlere 380 TL seyyanen zam verileceği iddia edildi.

Öğretmenlere müjde!
Aldığımız bilgilere göre 15 Ocak 2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere tüm öğretmen  maaşlarına  380 TL seyyanen zam yapılacağı iddiası ortaya atıldı.
TurkiyeEgitim.Com 

MEMURA TOPLU SÖZLEŞME MÜJDESİ!

Haber ResmiArınç, "Memur-Sen'in görüşleri, mücadelesi doğrultusunda yasa değişikliği yapılıp toplu sözleşme imzalanacak." dedi.





























Memur-Sen Bursa Temsilciliği hizmet binasının açılış törenine katılan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Şimdi bütün hazırlıklarımız tamamdır. Yasada değişiklik yapılacak ve Memur-Sen'in görüşleri, mücadelesi doğrultusunda yasa değişikliği yapılıp toplu sözleşme imzalanacak. Bundan kimsenin endişesi olmasın'' dedi.
Arınç şöyle konuştu:
"Olacak bu iş. AK Parti demişse bu iş olacak, kimsenin kafası karışmasın. Çalışanları üzmeyin. Çalışanların arasına fitne fesat sokmayın. Memur-Sen hiçbir siyasi partiyle organik bağı olan sendika değildir. Doğrusu da budur. Ama başka sendikalar başka partilerin il merkezleri, ilçe merkezleri gibi çalışıyor''
TRT











BAKANLARIN ÇEKİŞMESİ, EĞİTİMDE KIYIM GETİRDİ

Cihan Haber Ajansı Ön GündemiMilli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Hüseyin Çelik’in bakanlığı döneminde etkin görevlere getirilenlerin tamamını almaya başladı. Hükümete yakınlığı ile bilinen öğretmen sendikasından sonra, Perşembe günü de başka bir öğretmen sendikası “kıyımları” ve öğretmen olmayanların üst görevlere getirilmesini protesto için eylem yapacak.
Atamalarda kıdem-liyakat, başarı gibi kıstasların dikkate alınmıyor. 700 bine yakın personeli bulunan Milli Eğitim Bakanlığı’na, üst görevlere başka bakanlık mensuplarının atanmaya başlanmasına tüm öğretmen sendikaları karşı çıkıyor. Bine yakın bakanlık üst düzey görevlisi ise “açığa çıktıkları” için bundan böyle “bankamatik memuru” oldu.
Milli Eğitim Bakanlığı Teşkilat Kanunu değiştirilerek, bütün kadroların boşa çıkarıldığını, buna göre kadrolaşmanın da yolunun açıldığını belirten sendikacılar, yeni kadrolara atamalarda cemaatlere yakınlıkların da dikkate alındığını öne sürdüler.

Ticaretle uğraşanlar var
Bakan Ömer Dinçer’in, Çalışma Bakanlığı’nda çalıştığı kişileri, Başbakanlık Müsteşarlığı dönemindeki özel kalem müdürünü de genel müdür olarak atamak üzere kararnamesini gönderdiği bildirildi. Doğu ve Güneydoğulu bürokrat bırakmayan Bakan Dinçer’in, yeni atadıkları bürokratlar arasında Alevi kökenli olanların bulunmaması da dikkat çekti.
Bakanlıktaki kadrolaşma ve kıyımı protesto için Perşembe günü bakanlık binası önünde eylem yapacak olan öğretmen sendikasına, il ve ilçelerden gelecek eğitimciler de destekverecek. Sendikanın Genel Sekreteri Musa Akkaş, “Milli Eğitime, eğitim konularından uzak farklı bir yönetim anlayışı yerleştirilmek isteniyor. Bunun için de önemli mesafeler alındı. Teşkilat Kanunu’nda, eğitimciler dışından da atamalar yapılacağına ilişkin hüküm konulmuş. Buna dayanarak atamalar hızla yapılıyor. Üst göreve getirilenler arasında ticaretle uğraşanlar bile var. Deneyimli isimler uzaklaştırılıyor. Bu duruma seyirci kalınamaz” dedi.

Atamalar tam gaz sürüyor
 Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, atamaları “tamgaz” sürdürüyor. Yazar Hüseyin Kocabıyık’ın eşi Funda Kocabıyık’ın eşi bakanlığa adımını müfettiş olarak attı, OkulÖnceszi Eğitim Genel müdürlüğü’nde kısa bir süre çılıştıktan sonra şimdi de Temel Eğitim Genel Müdürlüğü’ne getirildi.
Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala’nın yakın akrabası olan Atıf Ala da, müfettiş yardımcılığından merdivenleri hızla çıktı ve Ortaöğretim Grup Başkanı yapıldı. Bir üst düzey yetkilin komşusu olan öğretmen Mehmet Kocatürk de, Temel Eğitim Grup Başkanı yapıldı.
Sıra 81 il müdüründe
 Bakanlık merkez örgütünde ki atamaların tamamlanmasından sonra, sıra 81 il müdürlüğüne yapılacak atamalara geliyor. Halen bu görevlere “geçici” olarak bakan eski müdürlerin, önemli bir bölümüne yeni kararnamelerde yer verilmeyecek.
Daire Başkanlığının adı Grup Başkanı olarak değiştirilirken, 90 birimden 60’ına atama yapıldı. 30 Grup Başkanının da bu ay içinde atanması öngörüldü. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’na Emin Karip görevlendirilirken, halen 15 olan üye sayısı da 10’a indirilecek. Yeni düzenlemede mevcut 15 üyeden kaçının kalacağı ise belli değil.

Kaynak: saygiozturk.net

Kamuda 23 bin özürlü kadrosu boş

Yargıtay üyeliği seçimlerinde 39 kişi adaylıktan çekildiTürk Sağlık-Sen'in raporuna göre, Türkiye'de kamudaki özürlü istihdamı 20 bin 829 kişi ile yüzde 47 seviyesinde bulunuyor. Kamudaki boş özürlü kadrosu ise 23 bin kişiyi aşıyor

Açıklanan rapora göre istihdam edilmesi gereken özürlü kadrosunun yüzde 53'üne denk gelen 23 bin 360 kişilik kısım boş durumda. Türk Sağlık- Sen Genel Başkanı Kahveci bu eksikliğin bir an önce giderilmesi gerektiğini söyledi

Türk Sağlık-Sen tarafından, 3 Aralık Dünya Özürlüler günü dolayısıyla, Devlet Personel Başkanlığı verilerine dayanılarak yapılan açıklamaya göre devletin 23 bin 360 özürlüyü istihdam etmesi gerekiyor. Ağustos 2011 verileri dikkate alınarak hazırlanan çalışmada, kamu kurumlarında yüzde 3 oranına göre çalıştırılması gereken özürlü personel sayısının 44 bin 189 olduğu, ancak 4 bin 232'si kadın 16 bin 597'si erkek olmak üzere sadece 20 bin 829 özürlünün kamuda memur olarak istihdam edildiği belirlendi. Rakamlara göre devletin çalıştırması gereken toplam özürlü personelin sadece yüzde 47'sini istihdam ettiği kadroların yüzde 53'sinin boş durduğu kaydedildi.

ÖZEL SEKTÖR ZORLANSIN

Devlette özürlü kontenjanlarının yüzde 53'nün boş olmasının üzücü olduğunu kaydeden Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci; "Son yıllarda özürlü istihdamında bir artış yaşansa da hala kadroların yüzde 53'nün boş olması üzüntü vericidir. Devlet özürlü istihdamı konusundaki bu eksikliğini gidermeli ve özel sektörü de özürlü istihdamı konusunda zorlamalıdır" dedi.

HEDEF 120 BANK24

Halkbank ise 3 Aralık Dünya Engelliler Günü'nde, engelli bireylerin bankacılık işlemlerini ATM'den kolay ve güvenli şekilde yapabilmesini sağlayan Erişilebilir Bank24'lerin sayısını artıracağını açıkladı. İlk Erişilebilir Bank24'ü İstanbul'un Mecidiyeköy semtinde açan Halkbank, bugün Erişilebilir Bank24'leriyle 18 noktada görme engellilere, 12 noktada bedensel engellilere hizmet veriyor. Halkbank, 2012 yılsonunda görme engellilere yönelik Erişilebilir Bank24'lerin sayısını 120 adete çıkarmayı hedefliyor. Tüm engelli vatandaşların 3 Aralık Dünya Engelliler Günü'nü kutlayan Halkbank Bireysel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı İsmail Hakkı İmamoğlu, "Erişilebilir Bank24 projemizle, engelli vatandaşlarımıza yardımcıya ihtiyaç duymadan, tek başlarına ATM bankacılık işlemlerini özgürce yapabilme imkanı sağlıyoruz" dedi.

Yeni Şafak

YÖK Başkanı Özcan: Katsayı eşitliğe aykırıydı

KOSGEB KOBİ Uzman ve Uzman Yardımcılığı sınav, atama, yetiştirilme, görev ve çalışma usul ve esasları hakkında yönetmelikYÖK’ün başta imam hatip liseleri olmak üzere meslek liseleri ile genel liselerin katsayı farkını eşitleyen kararıyla ilgili konuşan Başkan Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, “Fırsat eşitliğine aykırı bir uygulamayı sonlandırdık” dedi.


YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, imam hatip liseleri başta olmak üzere meslek liseleriyle genel liseler arasındaki katsayı farkını eşitleyen YÖK kararıyla ilgili, “Danıştay engeline takılan çabalarımız neticesinde, tamamen kaldıramasak da en azından katsayı farkını azaltmıştık. Şimdi tamamen ortadan kaldırarak fırsat eşitliğine aykırı bu uygulamayı sonlandırmış oluyoruz” diye konuştu. Özcan, şunları söyledi:

İtiraz olabilir

“Neticede yaşanan bütün olumsuzluklar ortada. Bizde kafamıza göre bir düzenlemenin peşinde değiliz. Eğitim yöneticileri olarak milletin bu noktada nabzını ve taleplerini tutuyoruz ve bu doğrultuda bir karar alıyoruz. Diğer taraftan, farklı katsayı uygulamasının kaldırılmak istendiği her dönemde buna itiraz eden çevreler olduğu gibi şimdi de çıkabilir.

Israrla imam hatip

Israrla sadece meslek lisesi veyahut imam hatip lisesi öğrencilerinin karşılaştığı bir problemmiş gibi yansıtılmak istenen katsayı probleminin, aslında lisede eğitim aldığı alan dışında yükseköğrenim görmek isteyen bütün öğrencileri kapsadığını bir kez daha vurgulamak istiyorum. Katsayı alanlar arasındaki farklılıklardan ortaya çıkmaktadır, liseler arasındaki farklılıklardan değil. Diğer taraftan, bu uygulamadan en fazla etkilenen lise türlerinin bu iki lise türü olduğunu kabul etmek durumundayız.

Zarar doğdu

Katsayı uygulamasının fırsat eşitliğine ve öğrenme özgürlüğüne aykırı olduğunu her fırsatta dile getirmeye çalıştım. Kendi alanı dışında yükseköğrenim görmek isteyen bütün öğrenciler zarar gördü. En fazla meslek liseleri etkilendi. Katsayı uygulamaya konulduğu yıldan itibaren, meslek liselerine yönelim azalmıştır. Bu uygulamayı kaldırarak olumsuzlukları sonlandırmak istiyoruz. Bu karar, meslek liselerine kaliteli öğrencilerin yöneliminin önünü açacak.

Puanlar artabilir

Bunlara ek olarak, sayısal ve sözel alanlardan mezun olan öğrencilerin diğer alanlarda tercih yapma ihtimaline binaen, mezun oldukları-olacakları alanların dışındaki derslere ağırlık vermeleri ve dolayısıyla genel olarak bütün alanlarda puanlarda bir artış olması beklenebilir. Aksi de olabilir tabii. Çünkü, normalde LYS sınavında sadece kendi alanında giren öğrenci şimdi farklı alanda tercih yapma ihtimalini göz önünde bulundurarak çalışmasa da o alanın sınavına girebilir ve çalışmadığı için ortalamayı düşürebilir.”

Hürriyet

HANGİ BRANŞTA KAÇ KİŞİ ATAMA BEKLİYOR?

Bakan Çağlayan: Suriye yönetimi müteşebbislerini cezalandırıyorStar Gazetesi haber editörü NEVİN BİLGİN in Bakan Dinçer le yaptığı röportajda hangi branştan kaç kişinin atama beklediği belli oldu.




Atama bekleyen öğretmen sayısı şöyle;

1. Sosyal bilgiler öğretmeni 18 bin 80
2. Türk Dili ev Edebiyatı öğretmeni 17 bin 917
3.İngilizce öğretmeni 17 bin 659
4. Sınıf öğretmeni 17 bin 240
5. Beden eğitim öğretmeni 15 bin 922
6.Matematik öğretmeni 15 bin 169
7. Okul öncesi öğretmenliği 15 bin 81
8.Tarih öğretmenliği 14 bin 235
9. Fen ve teknoloji öğretmeni 13 bin 624
10.Türkçe öğretmenliği 13 bin 569

Milli Eğitim Bakanlığının öğretmen ihtiyacı ise şöyle;

1. Rehber öğretmeni 19 bin 730
2. Okul öncesi öğretmeni 13 bin 122
3. Beden eğitimi 10 bin 966
4. Din kültürü ve ahlak bilgisi 8 bin 822
5. İngilizce 8 bin 465
6. Teknoloji tasarım öğretmeni 8 bin 383
7.Zihin engelliler sınıf öğretmeni 7 bin 129
8. Sınıf öğretmeni 6 bin 726
9.Türk dili ve edebiyatı öğretmeni 6 bin 195
10. Müzik 6 bin 19

Şubatta Özür Grubu Ataması Yapacak mısınız?

Sayı 300 Değil 3000 ise Şubatta Özür Grubu Ataması Yapacak mısınız?


Suriye'de bugün 17 kişi öldürüldüBilindiği üzere Sayın Bakanımız geçtiğimiz günlerde TRT 3 de yaptığı açıklamada 780.000 eğitim çalışanından sadece 300 kişinin özür durumu atmalarından mağdur olduğunu ve ülke gündemini meşgul ettiğini belirtmişti. Dün de başka bir kanalda Şubat özür grubu ataması yapmayacaklarının altını çizdi. Açıklamanın içeriğine dönük eleştirilerimizi sıralamadan önce Sayın Dinçer’e bir soru yöneltmek istiyoruz:

-Sayın Bakan, daha yönetmelik güncellenmeden, kılavuz yayınlanmadan, başvuru ekranı açılmamışken bu sayıyı nereden aldınız?

Gerek alana, gerekse teşkilata yabancılık çektiğini düşündüğümüz bakanımızı özür grupları hakkında sendika olarak bir daha bilgilendirmek isteriz:

Sağlık Özrü:
Evrensel hukuk içinde ve kendi anayasamızda da tanımını bulan en kutsal hak kuşkusuz yaşam hakkıdır. Öğretmenin kendisinin ya da bakmakla yükümlü olduğu 1. derece yakınlarının yaşamlarını sürdürmesi alacakları tedavi ve bakıma bağlı olduğunda değil bir yıl, bir gün bile beklenmemesi gerekir. Geçtiğimiz günlerde Hakkari’de bir öğretmenimiz bakmakla yükümlü olduğu kanser hastası annesini maalesef kaybetti, evlat olarak görevini yapamaması, yanında olmaması vicdanları kanatmalıdır. Hayata dair endişesi olan bir öğretmeni sınıfında verimli çalıştırabilmek mümkün değildir. Sağlığı ve işi arasında tercih yapmaya zorlanan çoğu öğretmen ücretsiz izin veya istifa noktasında bir karar almakta, çok daha zor durumlara düşmektedir. 14 Eylül KHK si ile hükümsüz kalan MEB Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde takvime bağlı olmadan her an yapılabilen sağlık özrünün yeni yönetmelikte de aynı şekilde korunması gerekmektedir.

Eş Durumu Özrü:
Anayasamızın 41. Maddesi kapsamında güvence altında olan aile bütünlüğü yalnızca öğretmenleri değil, eşlerini, çocuklarını hatta kendi ebeveynlerini de ilgilendirmektedir. Yurdun her karış toprağını kutsal sayarak ilk atamayla göreve başlayan bir öğretmenin, 1 yılı aşmayacak bir fedakarlık yapması, ailesinden uzakta çalışması kabul edilebilen ve öngörülen bir durumdur. Karşı çıktığımız husus; süreç içinde kural değiştirerek bu ayrılık süresini 2 hatta 3 yıla çıkarılmasıdır. Olağan takvimde bile eş durumu tayini ilçe değil il emrine yapıldığından bazı öğretmenler eşlerinden yüzlerce km. uzağa atanabilmekte, ayrılık fiili olarak sürmektedir. İlk atamayı Temmuz-Ağustos döneminde yapan MEB, göreve başlatma sürecini 1 Eylül sonrasına ertelediğinden yer değişikliğine esas tarihi “31 Ağustos” olarak belirlediğinde 1 günle bile mağduriyet yaşanmaktadır. Bu şekilde yer değiştirme başvurusunda bulunması engellenmiş olan öğretmenler Şubat 2012 dönemine kadar sabretmeyi göze almışlarken ilgili KHK ile başvuru umutları 6 ay daha ötelenmiş olacaktır.
Bölgesel koşullar dikkate alındığında güvenlik, sağlık ve eğitim koşulları açısından yanlarında çocukları ve eşleri olmaksızın doğuya giden özellikle kadın öğretmenler istifa baskısı altında kalmışlardır. Ailesinden yüzlerce km. uzakta çalışan bir öğretmenin çocuğuyla bayramlar ve yarıyıl tatili dışında görüşebilmesi mümkün olamamakta bunalıma girmektedir. Eşler kadar annenin yokluğunda çocuk bakmak zorunda kalan büyükanneler de süreci sancıyla yaşamakta, en büyük sıkıntıyı bu ayrılığı terk edilmek olarak algılayan çocuklar çekmektedir. Anne veya babasıyla yalnızca telefon veya web kamerasıyla iletişim kuran bebeklerin, çocukların olduğunu bilmek son derece acıklıdır. Birçok öğretmen uzakta çalışmakla ilgili suçluluk ve çaresizlik hissettiğini paylaşmaktadır. Bu olumsuz duygular içerisinde gözü yaşlı, gözü yolda bir öğretmenden mesleki verim beklemek hayalciliktir.

Eğitim Özrü:
Ülkemiz insanının eğitim seviyesini arttırmak için atılan adımlar ulusal ve uluslararası hedefler açısından takdir edilmektedir. Eğitimin en önemli unsuru olan öğretmenin de kendini akademik açıdan güncellemesi, eğitimini sürdürmesi için bakanlığımız tarafından özendirici adımlar atılmaktadır. Daha çok öğretmenimizin lisansüstü eğitim yapması özlenen bir durumken bu eğitimi halen çalıştığı ilde yapma olanağı bulunmayan öğretmenlerin özre bağlı yer değiştirmeleri 14 Eylül Tarihli KHK ile sınırlandırılmıştır. Öğretmenler bu değişiklik yüzünden ALES puanlarının güncelliği yitirilmeden üniversitelerin bahar yarıyıl içinde başlayacak yüksek lisans ve doktora programlarına başlayamayacaklardır. Bu mağduriyet milli eğitimin eğitim kalitesi, öğretmen yeterliliklerine ilişkin hedefleri ile çelişmektedir.
Üniversitelerimiz ile MEB arasında kurulacak eşgüdüm ve işbirliği ile daha çok öğretmenin lisansüstü eğitim alabilmesi, hatta daha kolay ve daha ekonomik koşullarda kendini geliştirmesi mümkündür. Bu diyalog kurulduğunda eğitim özrünü senede bir kere ve Ağustos dönemiyle sınırlamanın akılcı olmadığı da görülecektir.

SONUÇ:

Temel insan hakları bağlamında 3 kişinin, 300 kişinin mağdur olması hak ihlalini meşru kılmaz. Sağlık, aile bütünlüğü ve eğitim hakkı söz konusu olduğunda soruna nicel yaklaşamazsınız. “300” kişi diye azımsadığınız kitlenin reelde binlerce kişi olduğunu başvurular alınmaya başladığında hep birlikte göreceğiz. Sayısal çoğunluk bu denli önemliyse, bakanlığın kendi sitesinden TC kimlik numarasıyla alınacak özür grubu “ön başvurusu” ile gerçek mağdur sayısını hemen tespit etmek mümkündür. Bakanımıza son sorumuz da şudur:

-Özür grubundan yer değiştirmeyi hak edenlerde 300 sayısı kat be kat aşılırsa Şubat özür grubu atamalarını yapacak mısınız?



Fatih Kaya

Anadolu Eğitim Sendikası
Teşkilatlanmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı

Memurlar 21 Aralık'ta greve gidiyor

Çankırı'da 'yaranlar' ilk ocaklarını yaktı





Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) 21 Aralık'ta greve gitme kararı aldı.
Mülkiyeliler Birliği'nde basın toplantısı yapan KESK Genel Başkanı Lami Özgen, kamu çalışanları ile toplu sözleşmenin geciktirilmesi sebebiyle 21 Aralık'ta greve gideceklerini belirtti. Yasa taslağının Bakanlar Kurulu'nda bekletildiğini aktaran Özgen, yasa taslağının grevli toplu sözleşme hakkını çalışanlara tanımadığını öne sürdü. Özgen, bazı sendika çalışanın da 21 Aralık'ta hizmet üretmeyerek greve katılacaklarını kaydetti.
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği (TMRT-DER), Devrimci Sağlık İş Sendikası (Dev Sağlık İş), Sağlık Hizmetleri Sınıfı Çalışanları Derneği, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği (SHUD), Tıbbi Laboratuvar Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği, Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği (Tüm Rad-Der), Türk Dişhekimleri Birliği (TDB), Türk Hemşireler Derneği (THD), Türk Tabipleri Birliği (TTB), Türkiye Diyetisyenler Derneği üyeleri de 21 Aralık'ta grev kararı almıştı. CİHAN

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) 21 Aralık'ta greve gitme kararı aldı.

ÖĞRETMENLER, OKUL MÜDÜRÜ BİLE OLAMAYACAK

Eskiden eğitim fakültesinden mezun olduktan sonra öğretmenliğe atanan bir kişi, mesleki ya da akademik kariyer yaparak önce okul müdürü sonra ilçede, ilde, bakanlıkta şube müdürlüğü ve diğer üst makamlara gelerek bilgi birikimlerini uygulamaya geçirmek için hayal kurabilirdi. Bu hayal kuranlardan bir kısmı torpille, sınavla ya da başka yöntemlerle görevde yükselerek hayallerini yerine getirme fırsatı da bulabilirdi.
2011 seçimlerinin ardından İşletme bölümü mezunu Ömer DİNÇER’in Bakan olmasıyla birlikte Milli Eğitim Bakanlığında büyük bir değişim başladı. Önce 652 sayılı KHK ile MEB’in yapısını değiştiren ve bütün bürokratları bir gecede havuza alan Sayın Bakan daha sonra yine işletme mezunu bir bakan yardımcısı ve hukuk mezunu bir müsteşar göreve getirerek MEB’i tepeden başlayarak değiştirme yoluna girdi.
Yine devamında yapılan üst düzey atamalara baktığımızda eski kaymakamlar, iktisatçılar, işletmeciler, siyasal mezunları, hukukçular kendilerine çok rahat yer bulabildiler. Ancak eğitim fakültesi mezunu, öğretmenlikten başlayarak kademeleri tırmanmış bir üst düzey bürokrat görünmüyor ya da göstermelik birkaç tane var.
Bu durum gerçekten içler acısıdır. Bizim korkumuz bu işletmeci mantığının devam etmesi ve okul yöneticiliğine kadar indirilmesidir. Zaten sayın bakanımız geçen hafta işsiz öğretmenler için “kendilerine başka iş bulsunlar” demişti. Önümüzdeki günlerde, çalışmakta olan öğretmenlere de, “okul yöneticiliği istemesinler, sınıflarından çıkmasınlar, kafalarını da kuma gömsünler” bile diyebilir.
Bugün ülkemizde bakanlıklara baktığımızda; Sağlık Bakanı tıp fakültesi mezunu, Adalet Bakanı hukuk fakültesi mezunu, Enerji Bakanı elektrik mühendisi, Maliye Bakanı ekonomist ama Milli Eğitim Bakanı işletme mezunudur. 650 bin civarında öğretmenin olduğu bu büyük camiadan neden bir bakan çıkmıyor?  Mecliste 40’dan fazla öğretmen kökenli milletvekili var, kaç tanesi AKP’de bilmiyorum ama bunların arasında bakan olacak kapasitede birisi yok mu? Galiba yok…
Dedik ya biz öğretmenler sayıca fazla olmamıza rağmen sesimizi çıkarmadıkça bırakın bakanlığı, milletvekilliğini bu gidişle okul yöneticiliği bile elimizden alınacak.  
Bizden söylemesi…..
 
Saygılarımla
Sencer KAYA
Eğitim Yöneticisi