-Sayın Bakan, daha yönetmelik güncellenmeden, kılavuz yayınlanmadan, başvuru ekranı açılmamışken bu sayıyı nereden aldınız?
Gerek alana, gerekse teşkilata yabancılık çektiğini düşündüğümüz bakanımızı özür grupları hakkında sendika olarak bir daha bilgilendirmek isteriz:
Sağlık Özrü:
Evrensel hukuk içinde ve kendi anayasamızda da tanımını bulan en kutsal hak kuşkusuz yaşam hakkıdır. Öğretmenin kendisinin ya da bakmakla yükümlü olduğu 1. derece yakınlarının yaşamlarını sürdürmesi alacakları tedavi ve bakıma bağlı olduğunda değil bir yıl, bir gün bile beklenmemesi gerekir. Geçtiğimiz günlerde Hakkari’de bir öğretmenimiz bakmakla yükümlü olduğu kanser hastası annesini maalesef kaybetti, evlat olarak görevini yapamaması, yanında olmaması vicdanları kanatmalıdır. Hayata dair endişesi olan bir öğretmeni sınıfında verimli çalıştırabilmek mümkün değildir. Sağlığı ve işi arasında tercih yapmaya zorlanan çoğu öğretmen ücretsiz izin veya istifa noktasında bir karar almakta, çok daha zor durumlara düşmektedir. 14 Eylül KHK si ile hükümsüz kalan MEB Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde takvime bağlı olmadan her an yapılabilen sağlık özrünün yeni yönetmelikte de aynı şekilde korunması gerekmektedir.
Eş Durumu Özrü:
Anayasamızın 41. Maddesi kapsamında güvence altında olan aile bütünlüğü yalnızca öğretmenleri değil, eşlerini, çocuklarını hatta kendi ebeveynlerini de ilgilendirmektedir. Yurdun her karış toprağını kutsal sayarak ilk atamayla göreve başlayan bir öğretmenin, 1 yılı aşmayacak bir fedakarlık yapması, ailesinden uzakta çalışması kabul edilebilen ve öngörülen bir durumdur. Karşı çıktığımız husus; süreç içinde kural değiştirerek bu ayrılık süresini 2 hatta 3 yıla çıkarılmasıdır. Olağan takvimde bile eş durumu tayini ilçe değil il emrine yapıldığından bazı öğretmenler eşlerinden yüzlerce km. uzağa atanabilmekte, ayrılık fiili olarak sürmektedir. İlk atamayı Temmuz-Ağustos döneminde yapan MEB, göreve başlatma sürecini 1 Eylül sonrasına ertelediğinden yer değişikliğine esas tarihi “31 Ağustos” olarak belirlediğinde 1 günle bile mağduriyet yaşanmaktadır. Bu şekilde yer değiştirme başvurusunda bulunması engellenmiş olan öğretmenler Şubat 2012 dönemine kadar sabretmeyi göze almışlarken ilgili KHK ile başvuru umutları 6 ay daha ötelenmiş olacaktır.
Bölgesel koşullar dikkate alındığında güvenlik, sağlık ve eğitim koşulları açısından yanlarında çocukları ve eşleri olmaksızın doğuya giden özellikle kadın öğretmenler istifa baskısı altında kalmışlardır. Ailesinden yüzlerce km. uzakta çalışan bir öğretmenin çocuğuyla bayramlar ve yarıyıl tatili dışında görüşebilmesi mümkün olamamakta bunalıma girmektedir. Eşler kadar annenin yokluğunda çocuk bakmak zorunda kalan büyükanneler de süreci sancıyla yaşamakta, en büyük sıkıntıyı bu ayrılığı terk edilmek olarak algılayan çocuklar çekmektedir. Anne veya babasıyla yalnızca telefon veya web kamerasıyla iletişim kuran bebeklerin, çocukların olduğunu bilmek son derece acıklıdır. Birçok öğretmen uzakta çalışmakla ilgili suçluluk ve çaresizlik hissettiğini paylaşmaktadır. Bu olumsuz duygular içerisinde gözü yaşlı, gözü yolda bir öğretmenden mesleki verim beklemek hayalciliktir.
Eğitim Özrü:
Ülkemiz insanının eğitim seviyesini arttırmak için atılan adımlar ulusal ve uluslararası hedefler açısından takdir edilmektedir. Eğitimin en önemli unsuru olan öğretmenin de kendini akademik açıdan güncellemesi, eğitimini sürdürmesi için bakanlığımız tarafından özendirici adımlar atılmaktadır. Daha çok öğretmenimizin lisansüstü eğitim yapması özlenen bir durumken bu eğitimi halen çalıştığı ilde yapma olanağı bulunmayan öğretmenlerin özre bağlı yer değiştirmeleri 14 Eylül Tarihli KHK ile sınırlandırılmıştır. Öğretmenler bu değişiklik yüzünden ALES puanlarının güncelliği yitirilmeden üniversitelerin bahar yarıyıl içinde başlayacak yüksek lisans ve doktora programlarına başlayamayacaklardır. Bu mağduriyet milli eğitimin eğitim kalitesi, öğretmen yeterliliklerine ilişkin hedefleri ile çelişmektedir.
Üniversitelerimiz ile MEB arasında kurulacak eşgüdüm ve işbirliği ile daha çok öğretmenin lisansüstü eğitim alabilmesi, hatta daha kolay ve daha ekonomik koşullarda kendini geliştirmesi mümkündür. Bu diyalog kurulduğunda eğitim özrünü senede bir kere ve Ağustos dönemiyle sınırlamanın akılcı olmadığı da görülecektir.
SONUÇ:
Temel insan hakları bağlamında 3 kişinin, 300 kişinin mağdur olması hak ihlalini meşru kılmaz. Sağlık, aile bütünlüğü ve eğitim hakkı söz konusu olduğunda soruna nicel yaklaşamazsınız. “300” kişi diye azımsadığınız kitlenin reelde binlerce kişi olduğunu başvurular alınmaya başladığında hep birlikte göreceğiz. Sayısal çoğunluk bu denli önemliyse, bakanlığın kendi sitesinden TC kimlik numarasıyla alınacak özür grubu “ön başvurusu” ile gerçek mağdur sayısını hemen tespit etmek mümkündür. Bakanımıza son sorumuz da şudur:
-Özür grubundan yer değiştirmeyi hak edenlerde 300 sayısı kat be kat aşılırsa Şubat özür grubu atamalarını yapacak mısınız?
Fatih Kaya
Anadolu Eğitim Sendikası
Teşkilatlanmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder