5 Ağustos 2011 Cuma

ÖĞRETMEN ADAYLARI ŞOKTA!

MEB in 2011 KPSS sonucuna göre ilk atamaya bu kadar az kontenjan vermesi haklı olarak öğretmen adaylarını mağdur etmiştir.

Seçim öncesi öğretmen atamalarının fazla yapılmasından dolayı bu yıla atama kadrosunun sadece 11.544 verilmesi öğretmen adalarında şok etkisi yarattı.
 

Öğretmen adaylarının açıklamaları ise şöyle;

*2010 da sınava girdik kopya denildi. Hala daha kopya olayı araştırılmış suçlular bulunmuş değil.Kpss iki aşamada olan bir sınav, eğer sınav psikolojisi diye bir sey varsa siz bir bölümün sorularını biliyorsanız zaten diğer bölümü de yaparsınız sadece sınavın bir bölümü  iptal edildi. Değişen hiç bir şey olmadı. Yine sonuçlar yaklaşık olarak aynı geldi hatta atanabilecek durumda olup da düşürenler oldu. Kimse bir açıklama yapmadı herkes sustu.Neden ?  Seçimler oluyor diye sadece yılda bir kez yapılan atama kuralı hemen değiştirildi, yeniden atama yapıldı . Birçok kişi o sınavda hak etiğini alamadı. Adaletin olduğunu düşünürdüm. Koca bir sene çok çalıştım tek isteğim hakkımla kopya karışmamış bir sınavla atana bilmekti. Sınavdan 90 aldım eğer şansınız yoksa bir sınavdan çok çalışmış olsanız bile iyi bir puan alamazsınız. Bugün bakıyorum sadece on bir bin atama yapılacağı hiç bir açıklama yapılmadan o kadar rahat açıklana biliniyor ki. Eğer yapılanların haklı bir gerekçesi varsa bir kişi çıksın lütfen bir açıklama yapsın. Bir kişi lütfen bizi dinlesin. Kopya çekerek atanmış ve bu işe göz yummuş kişiler çok kişinin canını yaktı.2011 sınavına hayali olan 230 bin kişi girdi sonuç on bir bin mi olmalıydı?Lütfen bu atama sayısını arttırılsın. Bizler arttırılması  için elimizden geleni yapacağız.

*tek kelimeyle rezalet diyorum ingilizce öğretmeniyim toplamda 2010 puanıyla 67 bin alımla 72.40 a kadar öğr. alımı yaptılar 72,20 kalmıştım şimdiki puanım 
yüksek olsada ne fayda yazıklar olsun... Ramazan Sadakasından başka bişey değil sınav yapılmasa daha iyiydi geceyi gündüze kat stress başka bişey değil hakkımı helal etmiyorum etmeyeceğim...

*Bizi ilk önce 55 Bin sözüyle oyalayıp daha sonra Haziran ataması peşinden Temmuz ataması yapıp bize açıklama yapmayıp bu zmana kadar umutla bekleten İNSANLAR(?)!!! Önceki atamada ki arkadaşlarımız 2010 kopya mağduruydu peki biz kimin neyin mağduruyuz? Nasılsa o tahtlarınızdan bir gün inip çoçuklarınızda böyle bi durumla karşılaşır inşallah o zaman anlarsınız bizi...Sizleri Allah a havale ediyorum elimizdende başka bir şey gelmiyor...

*Kopyacılar, kopyadan dolayı önce atanamayıp ta sonradan atananlar , ek alım isteyip atananlar , hepsi ama hepsi piyasadan silindi, yerleşen yerleşti, 
kimseden ses seda yok!Yorum yazan yazana idi? yok sınanv iptal olsun yok 
olmasın, yok ek atama olsun yok olmasın, hani neredeler şimdi? 2010 kpss 
hırsızlarının ceremesini,2011 de yeniden sınava hazırlanıp girenler ve yeni 
mezun olanlar çektiler. 11 bin gerçekten çok komik bi sayı, Ağustos alımının en az 30 bin olması gerekiyordu. Kimse kimsenin günahını çekmek zorunda değil! Ama bence hemen karamsarlığa kapılmayın arkadaşlar, Meb Ağustostan sonra gene 2 ayda 3 ayda bir alım yapacaktır diyorum. İnşallah herkesin gönlüne göre olur!

*Desenize 88 puanla atanamıyacaz..ve de bazıları 15 puanla güle oynaya atanacak!

55 BİN KADRO
Milli Eğitim Eski Bakanı Nimet Çubukçu daha önce yaptığı açıklamada, 2011 yılında 55 bin yeni kadrolu 

Milli Eğitim Bakanlığı, yeni dönemde okula başlayacak birinci sınıf öğrencilerinin kayıtlarının e-kayıt sistemi ile yapıldığını duyurdu


2011-2012 eğitim -öğretim yılında sınavsız öğrenci alan ortaöğretim kurumlarının 9. sınıflarına yeni öğrencikayıtlarının e- kayıt sistemi ile elektronik ortamda yapılacak.
Lise Kayıtları e okul aracılığı ile yapılmaktadır. TIKLAYIN
Bu uygulama ile ortaöğretim kurumlarında eğitim-öğretimkalitesinin yükseltilmesi, okul kayıt bölgesinin ve öğrenci kontejan tespitlerinin daha sağlıklı yapılması, veli ve öğrencilerin kendi semtlerindeki okulları sahiplenmesi, ulaşımda zaman tasarrufunun sağlanması, öğrencilerin sosyal, kültürel ve sportif aktivitelere daha fazla zaman ayrılabilmesinin amaçlanıyor.
Öğrenciler, velilerinin ikamet adreslerine en yakın genel liselere, meslek liseleri, çok programlı liseler veya mesleki ve teknik eğitim merkezlerine yerleştirilecek.
İl-ilçe milli eğitim müdürlükleri, okul müdürlükleri, veli ve öğrenciler MEB Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğüncehazırlanan "e-kayıt modülü" üzerinden bilgi girişişlemlerini, kayıt-kabul şartlarını, program-alan tanıtımlarını takip edebilecek.
-SINIF MEVCUTLARI 40’I AŞMAYACAK-Kontenjan belirlemesi yapılırken, sınıf mevcutları imkanlar dahilinde 40’ı aşmayacak şekilde planlanacak.
Öğrenci aday kayıtları, genel lise ve meslek lisesi müdürlüklerince 1-26 Ağustos 2011 tarihleri arasında yapılacak. Aday kaydı yapılırken, okul müdürlükleri kendilerine başvuran öğrencilerin kimlik, diploma notları ve adres bilgilerini e-okul sisteminden TC Kimlik Numarası ve ilköğretim öğrenci numarası ile girerek sorgulayıp, kontrol edecek.
Genel liselere aday kayıt işlemleri genel lise müdürlüklerince, meslek lisesi aday kayıt işlemlerimeslek lisesi müdürlüklerince yapılacak.
Genel liselere kayıtlarda bölge ve ikametgah adresi esas alınacak. Meslek liselerine kayıtlarda ise bölge sınırlaması olmaksızın 10 okul tercihi yapılacak. Adaylar hem genel liseye hem meslek lisesine kayıt yaptıramayacak.
Aday başvuruları, ayrılan kontenjandan fazla olması durumunda meslek liselerine yerleştirmeişlemleri, ilköğretim diploma puanı, eşitlik halinde tercih önceliği, yine de eşitlik halinde yaşı küçük olan adaya öncelik verilmesi suretiyle yapılacak.
Genel liselere yerleştirme işlemleri, ilköğretim diploma puanı ve yaşı küçük olan öğrenciye öncelik verilmek suretiyle aday kaydı yapılacak, kontenjan fazlası olan diğer öğrenciler, Öğrenci Yerleştirme Komisyonlarınca öğrencinin ikametine en yakın diğer genel liselere dengeli bir biçimde gerçekleştirilecek.
Bu şartlar sonucunda dahi herhangi bir okula yerleştirilmeyen öğrenciler, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarına yönlendirilerek gerektiğinde bu okullarda ikili öğretim yapılacak.
Aday kayıtları tamamlandıktan sonra okullar ve Öğrenci Yerleştirme Komisyonlarınca gerekli kontroller yapılarak, kayıt listeleri komisyonlarca onaylanacak ve en geç 5 Eylül 2011 tarihinde "www.meb.gov.tr" adresinde ilan edilecek. İlan edilen listelere göre kesin kayıt işlemleri için gerekli evrak, ilgili okul müdürlüklerince 6-16 Eylül 2011 tarihleri arasında kabul edilerek, kesin kayıtişlemleri tamamlanacak.
"2011 Devlet Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı" esasları ile yatılı ilköğretim bölge okulu mezunlarından söz konusu ortaöğretim kurumlarını yatılı olarak kazanan öğrencilerin kayıtlarında e-kayıt başvurusu şartı aranmayacak.
-ZORLA BAĞIŞ İSTENMEYECEK-Kontenjan açığı bulunması halinde öğrencisini, kardeşinin öğrenim gördüğü veya anne-babanın çalıştığı işyerinin bulunduğu alanın dahil olduğu okula kayıt yaptırmak isteyen veli talepleri de Öğrenci Yerleştirme Komisyonlarınca değerlendirilecek.
Terör saldırıları sonucu şehit olan ya da malul duruma düşen öğretmenlerin çocukları, şehit, malul ve muharip gazi çocukları ile özel eğitime ihtiyacı olan öğrencilerin durumlarını belgelendirmeleri ve istemeleri halinde, istedikleri genel veya meslek liselerine kayıtları yapılacak.
Mazeretleri nedeniyle 1-26 Ağustos 2011 tarihleri arasında aday kayıtlarını
yaptıramayan öğrencilerin mağduriyetlerine sebebiyet verilmemesi bakımından, yeni öğretim yılı başlamadan valiliklerce belirlenecek bir takvim çerçevesinde Öğrenci Yerleştirme Komisyonlarınca genel liselere veya meslek liselerine kayıt ve yerleştirme işlemleri sürdürülecek.
Öğrenci ve velilerden kayıt sırasında hiçbir surette zorla bağış ve gereksiz belge istenilmeyecek

Eğitimciler Ek İş Yapmaktan Kurtarılmalıdır

Eğitimciler Ek İş Yapmaktan Kurtarılmalıdır

Eğitim sisteminin sağlıklı, verimli ve nitelikli hale gelmesi için öğretmenlerin ve diğer eğitim çalışanlarının ücretlerinin iyileştirilmesi gerektiğini söyleyen Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkan Gürkan Avcı, Öğretmenlere verilen ücret gündelik hayatlarındaki zorunlu harcamaları karşılamaktan uzaktır. Bugün öğretmenler kamudaki birçok çalışandan daha düşük ücret alıyor. Hükümet, öğretmenlerin geçim sıkıntısını gerçek anlamda telafi edebilecek, onları ek iş yapmaktan kurtaracak bir maaş politikası belirlemelidir, dedi.

Hükümetin ‘Kamu Personelinin Yeni Maaş Sistemi’ projesini bir an önce hayata geçirmesi ve özellikle kamuda en düşük maaş alan gruba giren eğitim çalışanlarının ücretlerini iyileştirme yolunda somut adımlar atması gerektiğini kaydeden DES Genel Başkanı Gürkan Avcı,  “Farklı kamu kurumlarında, aynı işi yapan memurlar arasındaki ücret farklılıkları ve ücretleri arasında seyreden adaletsizlikleri ortadan kaldıracak İntibak Kanunu'nun biran önce çıkarılmasını istiyoruz. Memurlar arasındaki ücret uçurumunun devam etmemesi için zamların yüzdelik oranlarla değil, net ücret dilimleriyle yapılmasını istiyoruz. Yüzde 4’lük zam bin 700 TL maaş alan öğretmene 68 TL olarak yansırken, onlarca farklı kurumlarda çalışan memurlara 200 TL olarak yansımaktadır” dedi.

Çocuklarını okutmakta zorlanan, tatile gidemeyen, ailesinin zorunlu ihtiyaçlarını karşılayamayan bir öğretmenin sağlıklı, verimli ve nitelikli bir eğitim hizmeti veremeyeceği, dolayısıyla hükümetin 2023 vizyonu için GSMH’dan eğitime ayırdığı payla birlikte eğitimcilere verilen maaşları da artırması gerektiğini ifade eden DES Genel Başkanı Gürkan Avcı, En düşük memur maaşı standart alınarak memur taban maaşlarından vergi alınmasına son verilmeli, eşit işe eşit ücret sistemi tesis edilmeli, eğitim çalışanlarına yüzde 4’lük zammın yanında birinci ve ikinci altıncı ayda olmak üzere 150 TL ek zam yapılmalı, ilaç ve sağlık giderlerinden alınan KDV sıfırlanmalıdır, dedi.
D. Eğitimciler Sendikası 

MEM Yönetmeliğinin Uygulanmayan Maddeleri


Millî Eğitim Bakanlığının il ve ilçe düzeyindeki görev­lerini plânlamak, programlamak, yönetmek, denetlemek, geliştirmek ve değerlendirmek üzere kurulan il ve ilçe millî eğitim müdürlüklerinin teşkilât ve görevlerini belirlemek ve hizmetlerin yürütülmesine ait esas ve usulleri düzenlemek amacıyla il ve ilçe millî eğitim müdürlüklerinin teşkilât ve görevleri ile personelin görev, yetki ve sorumluluklarına ait esas ve usulleri kapsayacak bir Yönetmelik olarak MEB Milli Eğitim Müdürlükleri Yönetmeliği düzenlenmiştir. Bu Yönetmelik, kendisinden önceki 1984 model Yönetmeliği yürürlükten kaldırarak 1995 yılında yürürlüğe girmiştir.
Günümüze kadar sadece 1997 yılında bazı maddelerde değişiklik yapılmış olup; ondan sonra ne durumda olduğunu kimse merak etmemiştir. Bu Yönetmelik öldü mü yoksa yaşıyor mu? Göze batan konuları ikibaşlık altında ele alalım:
Birincisi: MEB Milli Eğitim Müdürlükleri Yönetmeliğin 7. Maddesinde sayılan bölümlerden “İnceleme Soruşturma ve Değerlendirme Bölümü” İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü dışındaki illerde bulunmamaktadır. Mardin Milli Eğitim Müdürlüğü ise henüz yeni kapatmıştır. Neden kapatılmıştır? Bu bölümlere ihtiyaç yok mudur? İl müdürlerinin böyle bir bölümden haberleri yok mudur? Ya da il MEM’leri didik didik ederek denetleyen sayın müfettişlerimiz bu bölümü önemsemiyorlar mı? Mevzuata aykırı her durum tespit edilirken niçin bu durum teğet geçilmektedir.
İnceleme, Soruşturma ve Değerlendirme (İSD) Bölümü il milli eğitim müdürlüklerinin çok önemli bir bölümüdür. Burada yapılacak yanlışlar kurumun disiplinini bozacaktır. Disiplinin bozuk olduğu yerde her şey bozuktur. Her şeyin bozuk olduğu yerde hiçbir başarı beklenemez. Sadece olumsuzluk üretilir.
Bazı arkadaşlar diyecekler ki; “her il milli eğitim müdürlüğü bünyesinde İSD var ve başında da eğitim müfettişleri başkanı bulunmaktadır”. Doğrudur. Fakat, bu durum ne kadar hukukidir. Bu Yönetmelikte eğitim müfettişleri başkanının yeri yoktur ki; İSD Bölümünü ona verelim. Eğitim müfettişleri başkanı, ayrı bir mevzuat olan MEB Eğitim Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliğine göre çalışmaktadır.
Ayrıca bu Yönetmeliğin çeşitli yerlerinde İlköğretim Müfettişleri Kurulu Başkanlığı olarak geçen ibareler bulunmaktadır ki; MEB Eğitim Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliğinde de böyle bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla da MEB MEM Yönetmeliğinden de temizlenmesi gerekmektedir.
İkincisi: MEB Milli Eğitim Müdürlükleri Yönetmeliğinin 42. maddesinde Millî Eğitim Müdür Yardımcılarının, 43. Maddesinde ise şube müdürlerinin görevleri düzenlenmiştir. Buna göre, şube müdürleri milli eğitim müdür yardımcılarının sorumluluğunda görev yapması gerekmektedir. Fakat hiçbir il milli eğitim müdürlüğü bu maddelerdeki hükümlere uymaz. Emniyet müdürlüğü gibi diğer kurumlardaki il müdür yardımcısı ve şube müdürünün hiyerarşik durumları nedense milli eğitimlerde Yönetmelikte olmasına rağmen uygulanmamaktadır. Ve yine denetleyen sayın müfettişlerimiz buna da dikkat etmezler. Diğer kurumlardaki şube müdürleri, il müdürünün yapacağı iş bölümüne göre kendilerine verilen şubenin veya şubelerin görevlerini müdür ve müdür yardımcısına karşı sorumlu olarak yürütürler iken; -Milli Eğitim Müdürlüklerinin 43. Maddesindeki düzenleme de böyledir- fakat; ne hikmetse il milli eğitim müdürleri ilgili Yönetmeliği –tabiri caizse- takmıyorlar.
Oysa 657 sayılı Kanun’un 10. ve 11. Maddelerine göre; her Devlet memuru kendi görevi ile ilgili mevzuatı bilmek ve uygulamakla yükümlüdür. Bakanlar Kurulunun imzalarıyla kabul edilen bu Yönetmelik hükümlerini beğenmemek kimsenin haddine değildir.
 Millî Eğitim Bakanlığının il ve ilçe düzeyindeki görev­lerini plânlamak, programlamak, yönetmek, denetlemek, geliştirmek ve değerlendirmek üzere kurulan il ve ilçe millî eğitim müdürlüklerinin teşkilât ve görevlerini belirlemek ve hizmetlerin yürütülmesine ait esas ve usulleri düzenlemek amacıyla il ve ilçe millî eğitim müdürlüklerinin teşkilât ve görevleri ile personelin görev, yetki ve sorumluluklarına ait esas ve usulleri kapsayacak bir Yönetmelik olarak MEB Milli Eğitim Müdürlükleri Yönetmeliği düzenlenmiştir. Bu Yönetmelik, kendisinden önceki 1984 model Yönetmeliği yürürlükten kaldırarak 1995 yılında yürürlüğe girmiştir.
Günümüze kadar sadece 1997 yılında bazı maddelerde değişiklik yapılmış olup; ondan sonra ne durumda olduğunu kimse merak etmemiştir. Bu Yönetmelik öldü mü yoksa yaşıyor mu? Göze batan konuları ikibaşlık altında ele alalım:
Birincisi: MEB Milli Eğitim Müdürlükleri Yönetmeliğin 7. Maddesinde sayılan bölümlerden “İnceleme Soruşturma ve Değerlendirme Bölümü” İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü dışındaki illerde bulunmamaktadır. Mardin Milli Eğitim Müdürlüğü ise henüz yeni kapatmıştır. Neden kapatılmıştır? Bu bölümlere ihtiyaç yok mudur? İl müdürlerinin böyle bir bölümden haberleri yok mudur? Ya da il MEM’leri didik didik ederek denetleyen sayın müfettişlerimiz bu bölümü önemsemiyorlar mı? Mevzuata aykırı her durum tespit edilirken niçin bu durum teğet geçilmektedir.
İnceleme, Soruşturma ve Değerlendirme (İSD) Bölümü il milli eğitim müdürlüklerinin çok önemli bir bölümüdür. Burada yapılacak yanlışlar kurumun disiplinini bozacaktır. Disiplinin bozuk olduğu yerde her şey bozuktur. Her şeyin bozuk olduğu yerde hiçbir başarı beklenemez. Sadece olumsuzluk üretilir.
Bazı arkadaşlar diyecekler ki; “her il milli eğitim müdürlüğü bünyesinde İSD var ve başında da eğitim müfettişleri başkanı bulunmaktadır”. Doğrudur. Fakat, bu durum ne kadar hukukidir. Bu Yönetmelikte eğitim müfettişleri başkanının yeri yoktur ki; İSD Bölümünü ona verelim. Eğitim müfettişleri başkanı, ayrı bir mevzuat olan MEB Eğitim Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliğine göre çalışmaktadır.
Ayrıca bu Yönetmeliğin çeşitli yerlerinde İlköğretim Müfettişleri Kurulu Başkanlığı olarak geçen ibareler bulunmaktadır ki; MEB Eğitim Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliğinde de böyle bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla da MEB MEM Yönetmeliğinden de temizlenmesi gerekmektedir.
İkincisi: MEB Milli Eğitim Müdürlükleri Yönetmeliğinin 42. maddesinde Millî Eğitim Müdür Yardımcılarının, 43. Maddesinde ise şube müdürlerinin görevleri düzenlenmiştir. Buna göre, şube müdürleri milli eğitim müdür yardımcılarının sorumluluğunda görev yapması gerekmektedir. Fakat hiçbir il milli eğitim müdürlüğü bu maddelerdeki hükümlere uymaz. Emniyet müdürlüğü gibi diğer kurumlardaki il müdür yardımcısı ve şube müdürünün hiyerarşik durumları nedense milli eğitimlerde Yönetmelikte olmasına rağmen uygulanmamaktadır. Ve yine denetleyen sayın müfettişlerimiz buna da dikkat etmezler. Diğer kurumlardaki şube müdürleri, il müdürünün yapacağı iş bölümüne göre kendilerine verilen şubenin veya şubelerin görevlerini müdür ve müdür yardımcısına karşı sorumlu olarak yürütürler iken; -Milli Eğitim Müdürlüklerinin 43. Maddesindeki düzenleme de böyledir- fakat; ne hikmetse il milli eğitim müdürleri ilgili Yönetmeliği –tabiri caizse- takmıyorlar.
Oysa 657 sayılı Kanun’un 10. ve 11. Maddelerine göre; her Devlet memuru kendi görevi ile ilgili mevzuatı bilmek ve uygulamakla yükümlüdür. Bakanlar Kurulunun imzalarıyla kabul edilen bu Yönetmelik hükümlerini beğenmemek kimsenin haddine değildir.

Uygulamada da bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi devlet işleyişine egemen olması gereken disiplini ve güveni yok eder. Yasa ve yönteme uymak devlet işleyişinin selameti ve hukuka uygunluğu açısından zorunludur. Aksi halde her işlem Yargıdan dönecektir. Yargıdan dönen her işlem Kamu kurumuna yani Devlete olan güveni sarsacaktır. Devlet sistemi ile çalışanları karşı karşıya getirmek zamanla devlet hayatında hukuki, iktisadi ve sosyal çöküntülere sebep olacaktır.
İşte bu yüzden memurlar, Devletin itibarı ve kamu idaresine duyulan güveni korumak zorundadır. Bunu yapmayarak Yönetmelik hükümlerini çiğneyenler ne kadar büyük adam olduklarını gösterdiklerini samasınlar.
Devlet demek; bir kurallar manzumesi demektir. İşte bu kuralları takmayanlar, uymayanlar, uygulamayanlar ve yıkmaya çalışanlar Devlete ihanet etmiş sayılırlar.
Şimdi burada Yönetmeliğe uyulmuyorsa ortada büyük bir disiplinsizlik sorunu ve dolayısıyla da suç var demektir. Bu suçu işleyenler hakkında gereği yapılmalı. Mevzuatla iştigal eden Bakanlığımız mensuplarının da derhal bunun nedenini araştırması gerektiği kanaatindeyim. Ya Yönetmelik ortadaki fiili duruma uydurulmalı ya da ortadaki fiili durum Yönetmeliğe uygun yapılmalı. Yanlış neredeyse ya da kimdeyse düzeltilmeli. Devlet ciddiyeti mutlaka sağlanmalıdır.



Ali COŞKUNER
Eğitim Yöneticisi

SBS sonuçları açıklandı

İlköğretim 7. sınıflar için son kez düzenlenen Seviye Belirleme Sınavı (SBS) sonuçları açıklandı. Sonuçlar, Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) internet sitesinden öğrenilebilecek.
MEB'den yapılan açıklamada, Ortaöğretim Kurumlarına Geçiş Sistemi çerçevesinde, ilköğretim 7. sınıflar için SBS'nin 5 Haziran 2011 tarihinde, yurt içi ve yurt dışında 655 sınav merkezinde gerçekleştirildiği anımsatıldı.

SBS SONUÇLARINIZI ÖĞRENMEK İÇİN TIKLAYIN!

Bu yıl ilköğretim 7. sınıflar için son kez yapılan sınava 1 milyon 98 bin 203 öğrencinin başvuruda bulunduğu, 1 milyon 83 bin 750 öğrencinin sınava girdiği belirtildi.


TOPLU GÖRÜŞMELER TARİH OLDU...

Kamu çalışanlarının merakla beklediği soru cevabını buldu;15 Ağustos’da toplu görüşme yapılmayacak. 



Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda toplanan Üçlü Danışma Kurulu, “toplu sözleşme” yapmak için ortak karar aldı.

Buna göre, taraflar  15 Ağustos 2011 tarihinde bir araya gelmeyecek. Bunun yerine 1 Ekim’de meclis açıldıktan sonra, 4688 sayılı yasanın değiştirilmesinin ardından “Toplu Sözleşme” yapmak için toplanacak. Toplantıda konuşan Bakan Faruk Çelik, yasama döneminde öncelikli olarak kamu çalışanlarına toplu sözleşme hakkı tanıyan yasanın çıkartılacağını belirtti.

Bilindiği üzere 12 Eylül referandumu sonrasında kamu çalışanlarına toplu sözleşme yapma hakkı tanıyan anayasa değişikliği yürürlüğe girmişti. Ancak anayasa değişikliğinin uygulanabilmesi için gerekli olan ikincil mevzuat değişikliği hükümet tarafından gerçekleştirilmemişti.

Konuyla ilgili 8 Ağustos 2011 tarihinde Konfederasyonların ve Çalışma Bakanlığı’nın teknik komiteleri toplanacak. Anayasal hakkın kullanılmasına zemin sağlayacak yasal değişikliğin nasıl yapılması gerektiği konusunda teknik komite çalışmaya başlayacak. Üçlü Danışma kurulu toplantısında teknik komitenin Eylül başına kadar çalışmasına karar verildi. Komite çalışmasını tamamladıktan sonra ilgili düzenleme Eylül ortalarında hükümet tarafına sunulacak.

Üçlü Danışma Kurul toplantısına Türkiye Kamu-Sen adına Genel Başkan İsmail Koncuk ve Türkiye Kamu-Sen Genel Toplu Görüşme Sekreteri Necati Alsancak katıldı. Koncuk toplantıyla ilgili olarak “ 2011 yılının kayıp yıl olmasını istemiyoruz. Bu yüzden toplu sözleşme yapmak için gerekli yasal zeminin oluşturulmasını bekleyeceğiz. Yeni yasama döneminin öncelikli çıkartılacak yasası olarak 4688 sayılı yasadaki değişiklikler öngörülüyor. Amacımız kamu çalışanlarına toplu sözleşme yapma imkanını sunmaktır.” dedi.

Türkiye Kamu-Sen olarak daha önce de belirttiğimiz gibi Uluslar arası sözleşmelere ve evrensel sendikal anlayışa aykırı bir şekilde grev hakkından mahrum bırakılan memurlarımızın, toplu sözleşme hakkını gerçek anlamda kullanabilmesi için mevzuat çalışmalarında göz önünde bulundurulması zorunlu üç önemli konu üzerinde duruyoruz.

  1. Toplu pazarlıklarda, memurların en geniş şekliyle temsil edilmesi,
  2. Yetkili sendika ve konfederasyonların toplu pazarlık masasında kamu işveren tarafı ile eşit şartlarda ve eşit statüde yer almaları,
  3. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun tarafsız olması.

Bu şartların sağlanmadığı bir toplu pazarlık sistemi, amacı karşılamaktan uzak kalacaktır. Özellikle eşit statüde temsil ve tarafsız arabuluculuk sisteminin oluşturulması, toplu sözleşme sisteminin kurulmasının özüdür. Taraflardan birinin diğerine keyfi dayatma yaptığı ve arabuluculuk kurumunun bir tarafın tahakkümünde olduğu bir yapılanma, mevcut toplu görüşme sisteminin dahi gerisinde kalacaktır.

Bu amaçla 8 Ağustos’da başlayacak teknik komite çalışmaları büyük önem arz etmektedir. Konfederasyon olarak üzerinde yoğunlaşacağımız konu bu hususlar olacaktır.


MEMURLARIN ZAM PAZARLIĞI ERTELENDİ


Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanı Faruk Çelik, 15 Ağustos'ta toplu görüşme şeklinde bir toplantının yapılmayacağını, memurlarla yapılacak toplu sözleşmenin yasal çalışmanın ardından gerçekleştirileceğini bildirdi.
Bakan Çelik, memur konfederasyonlarının genel başkanlarıyla Bakanlık'ta bir araya gelerek, toplu sözleşme hakkının kullanımı konusunda görüş alışverişinde bulundu.
Çelik, toplantının ardından yaptığı açıklamada, daha önce 15 Ağustos'ta gerçekleştirilen toplu görüşme sürecini, anayasa değişikliği sonunda toplu sözleşme hakkının nasıl kullanılacağı konularını ele aldıklarını söyledi.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu'nda anayasa değişikliği sonrasında negibi değişiklikler yapılacağı konusunu da ele aldıklarını anlatan Bakan Çelik, verimli bir toplantı yaptıklarını ve mutabakata vardıklarını kaydetti.
Konfederasyonların 15 Ağustos'ta yapılan toplu görüşmenin tarihe karıştığını ifade ettiklerini aktaran Çelik, 15 Ağustos'ta toplu görüşme şeklinde bir toplantı yapılmayacağını bildirdi. Çelik, toplu sözleşme görüşmelerinin ise yapılacak yasal çalışmaların ardından gerçekleştirileceğini belirtti.
Bakan Çelik, gerekli yasal hazırlıklar için teknik heyetlerin 8 Ağustos'ta bir araya gelecek çalışmalara başlayacağını söyledi.
ÇELİK: DÜZENLEME EKİMDE TBMM'DE OLACAK
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, toplu sözleşme süreciyle ilgili eylül ayının ikinci yarısında bu düzenlemeyi Bakanlar Kuruluna sunacaklarını, 1 Ekim'den itibaren konunun TBMM komisyonlarında ve Genel Kurulda tartışılarak yasalaşması sürecini tamamlamış olacaklarını bildirdi.
Bakan Çelik, memur konfederasyonlarının genel başkanlarıyla Bakanlıkta bir araya gelerek, toplu sözleşme hakkının kullanımı konusunda görüş alışverişinde bulundu.
Çelik, toplantının ardından yaptığı açıklamada, teknik heyetlerin 8 Ağustos'ta, üç memur konfederasyonunun katılımıyla Bakanlık bünyesinde çalışmaya başlayacaklarını bildirdi. Çelik, 8 Ağustos'ta bu çalışmalar bitirildikten sonra üç konfederasyonun görüşleri ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının görüşlerinin yine bir toplantıda gündeme getirileceğini belirtti. Çelik, bu toplantının da ağustosun sonu eylül ayının ilk haftalarında yapılacağını söyledi.
Eylül ayının ikinci yarısında bu düzenlemeyi Bakanlar Kuruluna sunacaklarını, 1 Ekim'den itibaren konunun TBMM komisyonlarında ve genel kurulda tartışılarak yasalaşması sürecini tamamlamış olacaklarını ifade eden Çelik, ''Umarım güzel başlayan bu süreci yine sağlıklı ve verimli bir şekilde sonuçlanmasını birlikte gerçekleştirmiş olacağız'' diye konuştu.
Konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bakan Çelik, ''15 Ağustos itibariyle toplu görüşme olmayacak. Hukuki bir sorun çıkmaz mı? Bu yıl ücret artışları nasıl belirlenecek? Toplu sözleşme konusunda Meclis yasa çıkaramazsa ne olacak?'' şeklindeki soruyu şöyle yanıtladı:
''15 Ağustos yasal düzenleme, anayasa değişikliğinden dolayı bizim, hepimizin ortak görüşü bu. Bir üst norm olarak yapılan bu değişiklikten dolayı mutlak suretle uyum yasalarının çıkarılması şeklinde görüşümüz var. İkinci ihtimali düşünmüyoruz çünkü Hükümetin de bu konuda kararlılığı ortada.
Madem referandum ve sonrasında anayasa değişikliği gerçekleşti, buna paralel olarak bu düzenlemenin gerçekleştirilmesi ve toplu sözleşmenin ilgili mevzuatı 2011 yılı içerisinde tamamlanması ve 1 Ocak itibariyle yeni bir sistemin yürürlüğe girmesi şeklindeki irademiz kamuoyu ile paylaştığımız bir iradedir.''
Bakan Çelik, ''Toplu sözleşme uygulaması ekim-kasım gibi görülüyor. Bütçe bu dönemde belirlenmiş olmaz mı?'' sorusu üzerine, ''Bu çalışmalarımızı Bakanlık olarak değil, Bakanlıklar olarak değerlendirmekte yarar var. Çünkü toplu sözleşmeler Hükümetimizi de ilgilendiren görüşmeler. Bu çalışmalarımızı ilgili bakan arkadaşlarımızla sürdüreceğimizin bilinmesinde yarar var'' dedi.

ÖSYM’NİN SINAVSIZ 31 BİN YABANCI ÖĞRENCİ ALIMINA, YARGIDAN DUR KARARI


EĞİTİM-İŞ, Ayrımcılık Peşindeki YÖK’ün “Saklı Hedef”lerini Açığa Çıkarmaya Devam Ediyor... 
 
YÖK 18 Şubat 2010 tarihinde aldığı “Yurtdışından Öğrenci Kabulüne İlişkin Esaslar” başlıklı karar uyarınca yabancı uyruklu öğrencilerin üniversitelere sınavsız girebilmelerine olanak sağlamıştı. EĞİTİM-İŞ SENDİKASI olarak, kamuoyunda büyük tepki toplayan uygulamayı dava konusu yapacağımızın bilgisi haber ajanslarında yer alır almaz YÖK, düzenlemenin geri çekildiğini açıklamıştı. 
 
YÖK’ün hukuk tanımaz tavrını ve bizzat başkanı tarafından dile getirilen hukuku dolanma hevesini çok iyi bildiğimiz için, bu açıklamaya da kuşkuyla yaklaşarak yeni durumu da mercek altına almıştık. Yaptığımız inceleme sonunda YÖK’ün tepkilere neden olan durumun düzeltildiği yönündeki açıklamasının kamuoyunu yanıltmayı amaçladığı, gerçekte ise kavramlarla ustaca oynanmak suretiyle hukuki karmaşa yaratıldığı, bu sayede “saklı hedef”in muhafaza edildiği ortaya çıkmıştır. 17 Mart 2010 tarihli düzeltilmiş(!) kararda “2010-2011 eğitim-öğretim yılından itibaren Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavının Kaldırılmasına” ibaresi korunarak, dayanak yönetmeliğin zorunlu gördüğü “Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı”nı kaldırma inadı sürdürülmüştür. Daha önce de ifade ettiğimiz üzere düzenlemeye göre; lise öğrenimlerinin bir bölümünü veya tamamını yurtdışında tamamlayan ve uyruklarından biri TC veya KKTC olan çift uyruklu öğrenciler, 2010 yılı içerisinde TC veya KKTC uyruğundan çıkarlarsa, sınavsız olarak yükseköğretim kurumlarına alınabileceklerdir. Söz konusu hüküm; “yurt dışında lise öğrenimini tamamlayan Türk uyruklu öğrencilerin büyük çoğunluğunun çift uyruklu olduğu gerçeği” ve de “Türk uyruğundan çıkma işlemi ile çıkma sonrası tekrar Türk uyruğuna girme işleminin son derece basit bir prosedürle gerçekleştiği gerçeği” ışığında irdelendiğinde amaçlananı ortaya koymaktadır. İdari Dava Daireleri Kurulu’nun verdiği kararla birlikte, 3. dünya ülkelerinde hiçbir denetime tabi olmaksızın verilen yönlendirici eğitim ile Cumhuriyet’le hesaplaşmaya, rejimi dönüştürmeye şartlandırılmış öğrencilerin, sınavsız olarak üniversitelere taşınmasına ilişkin kaygılar ortadan kaldırılmıştır.
 
Sonuç itibariyle EĞİTİM-İŞ olarak sorunu Danıştay’a taşımıştık; davanın görüldüğü Danıştay 8. Dairesi ise yürütmeyi durdurma talebimizi reddetmişti. Danıştay kararına karşı yaptığımız itiraz Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından haklı bulunarak, düzenlemenin yürütmesi durdurulmuştur.  
   
Saygı ile duyurulur. 
 

Veli DEMİR
Genel Başkan

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararını indirmek için tıklayınız.

BU ÖĞRETMENLERİN SESİNE KİM KULAK VERECEK?

Öğretmenler dertlii mi dertli. Ama dertlerini anlataccak bir makam bulamıyorlar.Küskünler, kırgınlar ve tepkililer.Kimseye bir zararları yok.En büyük zararı da kendilerine veriyorlar. 





Öğretmenler dertlii mi dertli. Amadertlerini anlataccak bir makam bulamıyorlar.
Küskünler, kırgınlar ve tepkililer.
Kimseye bir zararları yok.
En büyük zararı da kendilerineveriyorlar.
Üzülüyorlar, içlerine kapayorlar vehemen herkese ve her kuruma karşı olan güvenlerini kaybediyorlar.
Oysa onlara yarın çocuklarımızıemanet edeceğiz.
İşte bu yüzden bu atama sistemimutlaka  değiştirilmeli.
Adı arkası kesilmeyen maillerdenbazıları şöyle:

SaygıBekliyoruz

sayınabbas güçlü
eminimsize günde binlerce mail geliyordur.belki benim yazdıklarımı okumayacaksınızama ben çevremde kimseye derdimi anlatamadığım için size yazıyorum ailem dehaklı ne bilsinler nasıl anlasınlar kızlarının bir türlü atanamadığını.2008türkçe öğretmenliği mezunuyum.4 senedir atanamıyorum bu 4 sene içinde herşeyimi kaybettim umudumu inancımı neşemi...en son 83.4 ile atanamayıncanişanlımı da kaybettim..gece uyurken sabah uyanmayayım diye dua ediyorumhayattan hiçbir beklentim kalmadı..
abbasbey içinde yaşadığım durum nasıl anlatılır bilmiyorum..4 senedir iş arıyorum ücretliöğretmenlik yaptım hergün eve ağlayarak döndüm diğer kadrolu öğretmenlerinmuamelesinden dolayı..

buyazdıklarım duygu sömürüsü asla değildir.belki dışardan okuyan biri olsaydımbana da öyle gelirdi ama değil abbas bey..ben hergün zehir gibi uyanıp netbaşında iyi bir haber bekliyorum yaptığım iş başvurularının olumlu bir sonucuvar mı diye bekliyorum ama yok..

insanlarınyüzüme acıyarak bakmasından yine mi olmadı tüh tüh deyip bıyık altındangülmelerinden usandım dayanacak gücüm kalmadı..şimdi de 11 bin gibi bir sayıylabaş ediyoruz köpeğe kemik atar gibi böyle komik bir rakam verdiler bizeallahtan reva mıdır soruyorum size hangi adalete sığar bu kandırmaca..seçim vardiye onca sözleşmeliyi bir günde kadro veren devlet 250bin öğretmene bu sayıyıverirken hiç utanmadı mı.bazı bölümler 40 ile atanırken biz bu puanlarlabekliyoruz bu devletin türkçeye matematiğe fen bilgisine bu düşmanlığınedendir..

abbasbey lütfen sesimizi duyurun.daha yazacak o kadar çok şey var ki..ağlayarakyazıyorum inanın.
bukötü sistem artık son bulmalı ben hergün annemin gözünün yaşını görmekistemiyorum insan içine çıkamaz olduk

vakitayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim lütfen ben ve benim gibi olanarkadaşlarıma yardım edin..


İlDışı Atamalar

            
SAYIN ABBAS GÜÇLÜ MERHABA..BİR İNGİLİZCE ÖĞRETMENİYİM.YILLARDIR İNANIN TÜMYAZILARINIZI VE EĞİTİM ÇALIŞMALARINIZI TAKİP ETTİM .BENİM KONUM İL DIŞIATAMALAR...KISACA DOĞU HİZMETİ VE ATAMA.SİZE ÖNCEDEN YANİ BU YILKİ ATAMADÖNEMİNDE GÖNDERDİĞİM MAİLİMİ AŞAĞIYA EKLEDİM...LÜTFEN BİZE YARDIMCI OLUN.BENVE BENİM GİBİ ZORUNLU HİZMETİNİ YAPMIŞ OLUP, TAYİN İSTEDİĞİ HALDE TAYİNİOLMAYAN ARKADAŞLARIMA...EVET SİZE YAZDIĞIM GİBİ BENİM İSTEDİĞİM İL E GERÇEKTENDE 1 KİŞİLİK KONTENJAN AÇILDI...AYDIN 1 KİŞİ...İZMİR 1 KİŞİ...VE 23 İL HİÇAÇILMADI KONTENJAN...BENİM DOĞU HİZMETİM BİTTİ FAKAT BÖYLE KÖTÜ BİR DURUMYAŞAMAKTAYIZ...BU KONUYU BİREYSEL OLARAK İNANIN TÜM MERCİİLERE İLETTİM , SİZ DEİLETİN LÜTFEN...BU KONUDA BİR TEPKİ OLMADIĞINA İNANMIYORUM . ÇOK KİŞİ MAĞDUROLDUK...LÜTFEN BENİM MAİLİMİ OKUYUN LÜTFEN...TÜRKİYE'NİN ÇOK ZOR ŞARTLARINDAGÖREV YAPAN ÖĞRETMENLERİMİZ VAR...ONLARIN EN DOĞAL HAKKI GÖREV SÜRELERİBİTTİĞİNDE İSTEDİKLERİ BÖLGELERE TAYİN OLABİLMEK...GEÇEN YIL DOĞU AFFINA RAĞMENTAYİNİMİN OLMAMASI...BU YIL KISITLI KONTENJAN SEBEBİYLE TAYİN OLMAMASI...BİZİMHAKKIMIZ DEĞİLMİDİR BU.LÜTFEN BİZE BU YAZ TATİLİNDE BİR HAK DAHA VERİLSİN .AYRICA BU YIL TÜM SÖZLEŞMELİ ÇALIŞANLAR DA KADROYA GEÇİRİLDİĞİ ANDA BİZİM TAYİNDÖNEMİMİZE DAHİL EDİLDİ VE 1 KİŞİLİK KONTENJANLARLA...BEN O ARKADAŞLARIMIZINKADROYA GEÇİRİLMELERİNE ÇOK MUTLU OLDUM AMA SİSTEM BÖYLE OLMAMALIYDI.BEN BUSORUNUMU SENDİKALARA DA YAZDIM SAYIN GÜÇLÜ...ÇALIŞMA HAYATINIZDA BAŞARILARDİLİYORUM...

TEŞEKKÜRLER...

ÖNCEKİ MAİL İM AŞAĞIDADIR...


SAYIN ABBAS GÜÇLÜ DEĞERLİ VAKTİNİZİ FAZLA ALMAYACAĞIM .SİZİ YAZILARINIZLAYILLARDIR TAKİP ETMEKTEYİZ VE HER ZAMAN SORULARIMIZA CEVAP VERDİNİZ. BENİ BUKEZ DE DİNLEYİP YARDIMCI OLURSANIZ ÇOK MUTLU OLURUM .BEN DOĞU HİZMETİNİ SİVASTA YAPMAKTA OLAN , DOĞU GÖREVİNİ TAMAMLAMIŞ, HATTA GEÇEN YIL VERİLEN DOĞUHİZMETİ MUAFİYETİNİ KAZANMIŞ YİNE DE GEÇEN YIL AZ SAYIDA VERİLEN KONTENJAN İLETAYİNİ GERÇEKLEŞMEMİŞ BİR İNGİLİZCE ÖĞRETMENİYİM. KONUYU TAKİP ETMEKTEOLDUĞUNUZU BİLİYORUM AYRICA KONU İLE İLGİLİ YAZINIZI DA OKUDUM.

GERÇEKTEN BİZ NET BİRBİLGİ ALAMAMAKTAYIZ. SAYIN GÜÇLÜ KISACA ÖZETLEYECEK OLURSAM ; ÖRNEĞİN GEÇEN YILBATI İLLERİNE BENİM BRANŞIMDAN YİRMİ KÜSÜRLERDE KONTENJAN VERİLDİĞİ İÇİN ALTATAMA PUANLARI 105 LERDE KALDI...Kİ İL İÇİ VE İL DIŞI ATAMALAR GEÇEN YIL AYNIANDA YAPILIP İL İÇİNE ÇOK DÜŞÜK PUANLI ATAMALAR YAPILIP DÜŞÜK KONTENJANDOLAYISIYLA DA BİZLERE SIRA GELMEDİ. FAKAT TERCİHLERİMİZ BİRLİKTE ALINMIŞTI.SAYIN GÜÇLÜ GEÇEN YIL AÇILAN MAĞDURİYET DAVALARI BİLE SÜRERKEN ..BU YILİÇİN  BAKANLIK YETKİLİLERİ DAHA FAZLA KONTENJAN VERİLECEĞİSÖYLENMİŞTİ  .

SAYIN ABBAS GÜÇLÜÇEŞİTLİ SİTELERDEN DUYUMLARIMA GÖRE BAZI İLLERİN ÖRNEĞİN İNGİLİZCE BRANŞINDA İLDIŞINA 1 KONTENJAN VERECEĞİ YÖNÜNDEDİR...BU DOĞRU OLABİLİR Mİ LÜTFEN BİZİM İÇİNARAŞTIRIRMISINIZ ? BİZLER 25 KONTENJANLA GEÇEN YIL MAĞDUR OLMUŞKEN BU 1 KİŞİALIMI OLABİLİRMİ ? BU ATAMA KONUSUNDA BANA BİLGİ VERİR MİSİNİZ ?


BU KONU BİZLER İÇİN ÇOK ÖNEMLİKISACASI DESTEĞİNİZİ BEKLEMEKTEYİZ .ÇALIŞMA HAYATINIZDA BAŞARILAR DİLER ,CEVABINIZI BEKLEMEKTEYİZ...
 
Merhabalar Abbas Bey, nasılsınız? Ben size izmir'den yazıyorum, biraz öncetelevizyonda 11 bin öğretmen alacaklarını duydum ve şoka girdim. Ne yapacağımıbilemedim ve sadece size yazmak istedim. Ben çocukluğumdan beri öğretmen olmakistemiştim, ilkokulda bunun için çok çabaladım ve İzmir Anadolu ÖğretmenLisesini yüksek bir puanla kazandım. Okulumu her yıl taktir alarak bitirdim.Öss'ye girdim ve Dokuz Eylül Üniversitesi Türkçe Öğretmenliğini kazandım.Okulumda hocalarım tarafından parmakla gösterilen biriydim; çevremdekileröğretmen olacağıma o kadar çok inanmışlar ve bunu benimsemişler ki; banaismimle hitap etmezler "Öğretmen hanım!" derlerdi. 2010 da okulumdunmezun oldum ve sınava girdim; malum kopya olaylarından dolayı düşük aldım. Moralimimozmadım ve tüm yıl tekrardan dershaneye gittim, sınavdan 82.286 puanaldım. Peki şimdi sonuç ne????  Yine hüsran!!!!
    Allah aşkına söyleyin bana; ben gençliğimi başarılı veiyi bir Türkçe Öğretmeni olmak için adadım ama acaba yanlış mı yaptım?Yani bu vatana faydalı olmak için çabalamak, suç muydu? 
    Gerçekten anlayamıyorum, sistem çok adaletsiz... Biryerde 0 (sıfır) puanla Rehberlik, Okulöncesi ve Zihinsel engelliler gibibölümler kapış kapış atanıyor, ama 90 puanlara yakın başarı elde eden bizleratanamıyoruz. İnanın diğer bölümlere karşı nefret duymaya başladım. İnsanlarıbirbirine düşürür oldular. Çünkü, onların okudukları bölümler üniversiteyegirerken bile çok yüksek puanla alım yapmıyordu. Bizler sıralarda dirsekçürütürken, onlar sinemalarda film izlerlerdi. Sonuç ne oldu? Onlar düşükpuanla atanıyor, biz ve bizim gibi bölümler ise atanamıyor.
    Lütfen bana yazdıklarımdan dolayı kızmayın Abbas Bey!Başta dedim ya öğretmenleri birbirlerine düşürdüler diye!!!! Benim  gibidüşünen o kadar çok insan var ki!!! Benim gözüm başkasının ekmeğinde değilhakeden herkes atansın. Herkes emek veriyor.... Ama madem bu başarı sınavı,madem bu bir seçme sınavı; madem bununla öğretmenlik için ne kadar yeterliolduğumuzu ölçüyorlar; PEKİ SORUYORUM    ŞİMDİ  SİZE :85 PUAN ALAN BİRİ Mİ DAHA BİLGİLİDİR, YOKSA 0 (SIFIR) PUAN ALAN BİRİ Mİ?
     Açıkçası ben öğretmen atamalarında hiç olmadı birtaban puanı olması gerektiğini düşünüyorum. Ne biliyim 70 filan olsun bari,onun altındakiler atanamaz densin. Sonuçta herkesi hayatta almaz bu devlet!!!!Bari belli bir seviyeye ulaşmış kişileri alsınlar. 
    Sanırım üzüntüden ne dediğimi bilmiyorum ama eğer ki buülke Atatürk İlkelerini kendine rehber edindiyse, o zaman dönüp bi Halkçılıkilkesine baksın. Çünkü burada EŞİTLİK YOK!!! HAKSIZLIK VAR!!!
     Sizi çok seviyorum ve kendize iyi bakmanızıtemenni ediyorum!!!

        Hoşçakalın...

Abbas GÜÇLÜ