1 Mayıs 2011 Pazar

TAKSİM'DE 1 MAYIS GERGİNLİĞİ

Taksim'de devam eden kutlamalarda ilk gerginlik yaşandı. Mecidiyeköy yönünden Taksim'e doğru yürüyen bir grup ve polis arasında gerginlik yaşandı. Taksim'deki kutlamalara katılmak için tek tip kıyafetle yürüyen Halk cephesi ve polis arasında arbade çıktı. Harbiye kontrol noktasında çıkan gerginlikte bariyerler devrilirken, pet şişeler havada uçuştu. Polisler göstericilere gaz sıktı..
İstanbul, güneşli bir pazar gününde 1 Mayıs Bayramı'nı kutluyor. Kutlamaların merkezi Taksim Meydanı, 1977'deki kutlamalarla aynı tasarımla güne merhaba dedi. Kürsü 1977 yılıyla aynı yerde ve AKM'ye ünlü 1 Mayıs afişi asıldı.
Taksim Meydanı'na ulaşan tüm yollar saat 07.00 gibi araç trafiğine kapatıldı, meydanın çevresindeki bayrak ve kamera direkleri tırmanılmaması için güvenlik güçlerince yağlandı. Polisler köpeklerin yardımıyla meydanda ve platformda bomba araması yaptı. Sendikalar, siyasi partiler ve dernekler ile çeşitli sivil toplum örgütleri meydana yürümek için kortej oluşturdu. DİSK, CHP ve DSP Şişli Halaskargazi Caddesi'nden, TÜRK-İŞ Dolmabahçe'den, HAK-İŞ Mete Caddesi'nden, KESK ve BDP de Şişhane'de toplandı ve Taksim'e doğru yürüyüşe geçti.

1 MAYIS 1977'DE KATLEDİLENLER KAZANCI YOKUŞU'NDA ANILDI

Sendika ve meslek odaları ile sivil toplum örgütlerinden oluşan bir grup ise 1 Mayıs 1977'de katledilen işçiler için Kazancı Yokuşu'nda bir dakikalık saygı duruşunda bulundu ve yokuşa çiçekler bıraktı.

MUSTAFA KUMLU: "DAHA FAZLA DEMOKRASİ İSTİYORUZ"

Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu ise yaptığı açıklamada, seçime hazırlanan siyasi partilere ve siyasilere seslenerek, "Taksim Meydanı'ndan yükselen sese kulak verin" dedi. Kumlu sözlerini şöyle sürdürdü: "Barış ve kardeşliği savunuyoruz. Savaştan yana politikalara destek vermeyiz. Örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılmasıı istiyoruz. Daha fazla demokrasi istiyoruz. Siyasileri Taksim Meydanı'ndan yükselen sese kulak vermeye çağırıyoruz. Taksim ve 1 Mayıs şehitlerini anıyoruz. Emekçilerin 1 Mayıs Dayanışma Günü'nü kutluyoruz."

ÖNDER VE TUNCEL KORTEJDE

Şişhane'de toplanan KESK ve BDP kortejinde İstanbul bağımsız milletvekili adayları Sırrı Süreyya Önder ve Sebahat Tuncel de yer aldı.

TARAFTAR GRUPLARI

Şişli'den Taksim Meydanı'na yürüyenler arasında taraftar grupları da yer aldı. Galatasaray, Fenerbahçe ve Adana Demirspor taraftarları Taksim'e doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş sırasında renkli görüntüler ortaya çıktı.


Sendikalar bu yıl 1 Mayıs'ı İstanbul'da Taksim Meydanı'nda 1 milyon kişiyle kutlamayı hedefliyor. Bariyerlerle çevrilen Taksim Meydanı çevresinde 17 bin polis görevlendirilirken, akşam vardiyası saat 15.00'e çekilerek miting dağılımında 38 bin 500 polisin görevde olması planlandı. Göstericilerin Atatürk Anıtı'na çıkmalarını engellemek amacıyla kurulan bariyerlerin aşılmaması için gres yağı sürüldü.
Organizasyon komitesi, katılımcıların kutlamanın yapılacağı Taksim Meydanı'na dört koldan girmesi kararlaştırdı. Karara göre Dolmabahçe tarafında toplanan Türk-İş, Hak-İş ve Memur-Sen, arkalarında bulunan siyasi parti, demokratik kitle örgütleri ile Gümüşsuyu ve Mete caddelerinden; KESK Şişhane tarafından, arkasındaki kortej Tarlabaşı Bulvarı'ndan; DİSK, meslek odaları ve arkasındaki kortej Şişli tarafından Taksim Meydanı'na gelmesine karar verildi. Saat 11.00'de Kazancı yokuşunda kurum başkanlarının bir basın açıklaması ve çiçek bırakma töreni olacak.

Anıtı korumak için gres yağı

Daha önce göstericilerin tırmanarak zarar verdiği Atatürk Anıtı için de önlem alındı. Anıtın üzerine çıkılmasını engellenmek için bariyerle çevrildi. Anıta çıkmak isteyenleri önlemek için de bariyerlere gres yağı sürüldüğü belirtildi.
Polis, gece yarısı 03.00'ten itibaren meydan çevresi ve arama noktalarında hazırlıklarına başladı. Kulaklıklı ve kamera kasklı çevik kuvvet polislerinin de arasında bulunduğu 17 bin polis bariyer çevresinde konuşlandı. İstanbul dışından getirilen 2 bin polis de çevre sokaklarda önlem aldı.
Meydan çevresinde uygun bir yerde 4 taburdan oluşan bir jandarma birliği de olası olaylara müdahale için hazır bekliyor. Ancak polis miting alanı içinde görev yapmıyor. Kutlama alanında Tertip Komitesi bünyesindeki sendika görevlileri bulunuyor.

2 kriz merkezi

Meydan ve çevre sokaklar MOBESE kameralarıyla takip edilirken, havadan da Ankara'dan getirilen Skorsky helikopterin de arasında bulunuduğu 4 polis helikopteri kameralı takip yapıyor. Meydan ve çevresine ek MOBESE kameraları takıldı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve The Marmara Oteli'ne iki kriz merkezi kuruldu. Bu merkezlerde kameralardan gelen görüntüler değerlendirilerek müdahale talimatı veriliyor.

Geçtiğimiz yıl 125 bin kişinin toplandığı meydanda bu yıl da benzer bir kalabalığın gelmesi bekleniyor. 4 arama ve kontrol noktasında fiili saldırı olmadıkça küfüre kadar giden sözle sataşmalara müdahale edilmeyecek. Bu kişiler görüntülerinden tespit edilerek daha sonra gözaltına alınacak.

Numan Kurtulmuş da yürüyüşe katılıyor

Has Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş da kutlamalara katılacak. Kurtulmuş, Dolmabahçe'den Türk-İş konvoyunun arkasından yürüyecek.

Durakların camları söküldü

Taksim Meydanı'na giden bütün sokak ve caddeler sabah saat 06.00'da araç trafiğine kapatıldı. Geçen yıl kullanılan Valikonağı Caddesi, Tarlabaşı Bulvarı, Gümüşsuyu Caddesi'ne ek olarak Mete Kavşağı'na da arama ve kontrol noktası kuruldu. Taksim Meydanı bariyerlerle kapatıldı. Kutlamalar sırasında yaşanabilecek taşkınlıklara karşı, meydandaki bütün otobüs durakları ile nostaljik tramvay durağındaki camlar söküldü. Camlar, kutlama sonrası geriye getirilmek üzere kaldırıldı.

Efsane pankart Taksim'de

1 Mayıs 1977'de Atatürk Kültür Merkezi (AKM) binasına asılan 33x15 metre boyutlarındaki 'zincirlerini kıran işçi' pankartı yeniden yapıldı. 12 Eylül 1980 darbesi öncesi yaşananların konu edildiği "Ayhan Hanım" film ekibinin 1 Mayıs olaylarının çekimleri için birebir ölçüleri ile yaptırdığı pankart bu yıl, DİSK'in özel isteği üzerine yeniden AKM'ye asılacak.
Yönetmenliğini Levent Semerci'nin yaptığı filmin ressamları tarafından 18 günde tamamlanan pankart için 495 metrekare kumaş, 380 kilo boya kullanıldı

'Fatih' eğitimde çılgın proje

Milli Eğitim Bakanı Çubukçu, proje ile her sınıfa akıllı tahta, her öğrenciye de bir elektronik kitap verileceğini, bu sayede fırsat eşitliğinin sağlanmış olacağını söyledi

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, dün İzmir'de eğitim alanındaki çılgın proje hakkında bilgi verdi. Bakan Çubukçu, "Fatih Projesi" ile her sınıfa akıllı tahta, her öğrenciye elektronik kitap verileceğini, bu sayede fırsat eşitliğinin sağlanmasında büyük bir adım atılmış olacağını söyledi.
Çubukçu dün ilk olarak Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı tarafından başlatılan "İş İçin Öğrenmek" projesinin Çeşme'deki toplantısına katıldı.

İHALE AŞAMASINDA
Çubukçu, "Eğitim bütün hamlelerimizin en önemli nirengi noktası olmuştur. Ülkemizdeki mesleki ve teknik ortaöğretimin payı yüzde 28'den yüzde 45'e yükseltilmiş, ayrıca hükümetimiz istihdam ve mesleki eğitimde işbirliğine yönelik eylem planını da uygulamaya koymuştur" dedi.
Daha sonra İzmir Valisi Cahit Kıraç'ı ziyaret eden Bakan Çubukçu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kanal İstanbul projesi açıklamasında Fatih Projesi hakkında da bilgi verdiğini anımsatarak, "Bu projede ihale aşamasına gelindi" dedi.
Çubukçu, "Fatih Projesi ile Türkiye'de bütün okullarımız bilişim altyapısını tamamlayacak. Çocuklarımızın internete güvenli erişimi, e-kitap uygulaması, öğretmenlerimizin hizmet içi eğitimi, akıllı tahta gibi birçok alanda eğitimde fırsat eşitliği sağlanacak. Eğitimde kaliteyi artıracak son derece önemli bir proje. Hem miktarı itibariyle hem kapsadığı alan itibariyle inşallah en kısa sürede de ihalesi gerekleştirecek. Önümüzdeki eğitim öğretim yılından itibaren ortaöğretimden başlayıp tüm Türkiye'ye yayılacak" dedi.



Fatih Projesi nedir? 
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen ve Ulaştırma Bakanlığı tarafından desteklenen proje çerçevesinde, eğitim ve öğretimde fırsat eşitliğinin sağlanması hedefleniyor. Bunun için okullardaki teknolojiyi iyileştirmek amacıyla bilgi teknolojileri araçlarının öğrenme-öğretme sürecinde daha fazla duyu organına hitap edilecek şekilde derslerde etkin kullanımı amaçlanıyor. Buna göre okul öncesi, ilköğretim ile ortaöğretim düzeyindeki tüm okullarda 620 bin dersliğe dizüstü bilgisayar, projeksiyon cihazı ve internet altyapısı sağlanacak. Öğretmenlere hizmetiçi eğitim verilecek.

Devrilen kapıyla ilgili soruşturma

Bakan Çubukçu, YGS'deki şifre iddiaları ve İzmir'de ALES sınavının yenilenmesiyle ilgili TBMM'de gündem dışı bilgilendirmede bulunduğunu, basına da yeteri kadar açıklama yaptığını belirterek, "ÖSYM bağımsız bir kurum. Konuya ilişkin açıklamaları ÖSYM yapıyor" dedi.
Menemen'de okulun bahçe kapısının üzerine düşmesi sonucu hayatını kaybeden 4 yaşındaki Mehmet Ali Yavuz'un ölümüyle ilgili bir soruyu da yanıtlayan Çubukçu, konuyla ilgili soruşturma açtıklarını ifade etti. Çubukçu,
"Okulların güvenli mekanlar olmasını son derece önemsiyoruz. Hiçbir çocuğumuzun kılına zarar gelmesini istemiyoruz. Bu konuda hassasiyetle hareket ediyoruz. Olayda sorumluluğu olan varsa üzerine gidilecek" dedi.

GİH, Yrd. Hiz. ve Tek.Hiz. Mücadelesi Sonuç Verdi



GİH, Yardımcı Hizmetler ve Teknik Hizmetler Sınıfı Çalışanlarının Atama ve Yer Değiştirmelerine Yönelik Mücadelemiz Sonuç Verdi
Milli Eğitim Bakanlığı ile imzaladığımız Ekim 2009 Kurum İdari Kurulu Toplantısı’nda, “Eğitim-Öğretim Hizmetleri Sınıfı dışındaki diğer hizmet sınıflarında görev yapan personelin yer değiştirmelerine ilişkin mevzuat çalışmalarının yapılması” hususunda mutabakata varılmış; Konfederasyonumuz Memur-Sen ile Kamu İşveren Kurulu arasında imzalanan 2010 Yılı Toplu Görüşme Mutabakat Metni’nde de, “Öğretmen dışında kalan Milli Eğitim Bakanlığı çalışanlarının (hizmetli, memur, teknisyen vb.) görev tanımlarının yapılması, bu personelin atama ve yer değiştirme işlemlerinin düzenlenmesi konusunda bir çalışma yapılması” kararlaştırılmıştı.

Eğitim-Bir-Sen olarak, konunun takipçisi olmuş, Bakanlığa yazılı müracaatta bulunarak, alınan kararlar gereği genel idari hizmetler, yardımcı hizmetler ve teknik hizmetler sınıfı çalışanlarının atama ve yer değiştirmelerine ilişkin yönetmelik ile görev tanımlarının yapılması konusunda düzenleme yapılması talebinde bulunmuştuk.

Bakanlık, sendikamıza verdiği cevapta, söz konusu personelin yer değiştirme suretiyle atama işlemlerine ilişkin çalışmaları başlattığını açıklamıştı.

Böylece Genel İdare Hizmetleri, Yardımcı Hizmetler ve Teknik Hizmetler sınıfı çalışanlarının atama ve yer değiştirmelerine ilişkin mücadelemiz amacına ulaştı ve Bakanlık, “Milli Eğitim Bakanlığı Personelinin Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmelik” Taslağı’nı hazırlayarak, sendikamıza gönderdi.

Mezkûr yönetmelik taslağı, Bakanlık merkez ve taşra teşkilatında mühendis, mimar, istatistikçi, grafiker, programcı, mütercim, veteriner hekim, veteriner sağlık teknisyeni, sosyal çalışmacı, psikolog, fizyoterapist, hemşire, tesis müdürü, şef, araştırmacı, uzman, sivil savunma uzmanı, çözümleyici, ayniyat saymanı, sayman, bilgisayar işletmeni, veri hazırlama ve kontrol işletmeni, veznedar, ayniyat memuru, ambar memuru, mutemet, memur, daktilograf, sekreter, santral memuru, şoför, tekniker, teknisyen, dağıtıcı, hizmetli, kaloriferci, bekçi, aşçı ve bu düzey kadrolarda görev yapan tüm personel ile bunların yardımcılarını kapsamaktadır.

“Milli Eğitim Bakanlığı Personelinin Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmelik” Taslağı’na yönelik görüş, öneri ve eleştirilerinizi 18.05.2011 tarihine kadarmevzuat@egitimbirsen.org.tr adresine iletmeniz durumunda, bunlar tarafımızca değerlendirilerek, taslağa nihai şekli verilecek ve 20.05.2011 tarihinde Bakanlığa iletilecektir.




İlksan'ın 1 milyar TL'si kayıp iddiası



İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı'nın (İLKSAN) 6. dönem 3. olağan temsilciler kurulu toplantısı yapıldı. Toplantıda İlksan'la ilgili yeni bir iddia ortaya atıldı.

Toplantıda cevap hakkı verilmediği gerekçesiyle salonu terk eden Eğitim Bir Sen Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri Ramazan Çakırcı, İLKSAN'ın bir milyar liradan fazla parasının kayıp olduğunu iddia ederek, öğretmenlerin paralarının çarçur edildiğini söyledi.


İLKSAN 6. dönem 3. olağan temsilciler kurulu toplantısı Ananas Otel'de başladı. Toplantıda sendika başkanları söz alarak görüş ve önerilerini bildirdi. İlk Eğitim Bir Sen Genel Basın Yayın Sekreteri Ali Yalçın söz aldı. İLKSAN eğitim çalışanlarından hastalananlara, evlenenlere, doğum yapanlara, çocuklarını okutanlara, ölenlerin ailelerine yardım etmek amacıyla kurulduğunu ifade den Yalçın, İLKSAN'ın amacında otel işletmeciliği ve gayrimenkul alımının olmadığını söyledi. İLKSAN'ın yönetim işleyişi itibariyle bataklığa dönüştüğünü ifade eden Yalçın, toplam taşınır taşınmaz dahil 400 milyon lira değeri bulunan sandıktan en iyimser rakamla hak sahiplerinin 1.5 milyar lira alacağının bulunduğunu vurguladı.
Burada 1.1 milyar liranın açık bulunduğunu ifade eden Yalçın, bundan da en fazla İLKSAN üyelerinin zarar görmeye devam ettiğini kaydetti. Hiç bir yönetim başarısı ve katsı içermeyen, rutin kredi ve faiz gelirlerini büyük bir başarı olarak sunma anlayışının da gerçekleri gizlemenin bir başka yöntemi olduğunu ifade eden Yalçın, "2010 yılı faaliyet raporu burada açıkça ortaya koyuyor. Gelirlerin yüzde 98.23 faiz ve aidat. Nerede yönetim başarısı? Eğer kredi vermeyi, faizden gelir elde etmeyi, bunu da sanki bir lütufmuş gibi sunmak yönetim başarı ise sözüm yok. Her ay 30 lira para zorunlu olarak alınmaktadır. Zorunlu üyeliğe derhal son verilmelidir. İLKSAN'In tasfiyesini istiyoruz." dedi.
Daha sonra söz alan Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, İLKSAN'ın tarihinde olmayan, inkılap denilebilecek şeyler yapıldığını söyledi. Bunun görülmesini isteyen Koncuk, "Öğretmenler bu kadar mı beceriksiz?" diye sordu. İLKSAN'ın "Kapatılsın ve kapatılmasın" tartışmalarını yaşadıklarını belirten Koncuk, "İLKSAN kapatılabilir. Ama '250 bin üyenin hakkını hukukunu sağlayarak kapatalım' diyoruz. Küçük bir bakkal dükkanını kapatmanın bile bir sürü yolu var. Geçenlerde bir hesap yapıldı. Şu anda 300 milyon TL parası var ve 1 milyar TL civarında mal varlığı var. Kapattığınız zaman üyelere mevzuat gereği vermeniz gereken parayı ödemek için 1 milyar TL daha üzerine koymanız lazım. Bunu söyleyen arkadaşlarımız o ağababalarına söyleseler de 1 milyar TL'yi versinler ve İLKSAN'ı kapatalım." diye konuştu.
Koncuk'un konuşması sırasında zaman zaman salondaki üyeler arasında tartışmalar yaşandı. Koncuk'un konuşmasını bitirmesinden sonra cevap hakkı isteyen Yalçın ve Eğitim Bir Sen Temsilcileri söz verilmediği gerekçesiyle protesto ettiğini belirterek salonu terk etti. Bu sırada salonda bulanan Türk Eğitim Sen Temsilcileri "Yuh" çekti.
'CUMHURBAŞKANI DEVLET PLANLAMA KURULUNU HAREKETE GEÇİRSİN İSTİYORUZ'
Görüş ve önerileri ortaya koymak amacıyla bu toplantıya katıldıklarını belirten Eğitim Bir Sen Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri Çakırcı, bu toplantının gözden ırak, basından uzak bir yerde yapılması ve basına da haber verilmemiş olmasında kafalarda soru işareti bıraktığın söyledi. Eğitim Bir Sen olarak 250 bin Öğretmeninin alın terinin sormak üzere buraya geldiklerini ifade eden Çakırcı, 70 yıl önce kurulan İLKSAN'ın bugün bataklık bir vaziyet aldığını kaydetti. Bu da emeklilerin, eğitim çalışanlarının aldıkları alın terinin burada heba edilmesi bizlerin vicdanını yaraladığını dile getiren Çakırcı, "Ankara Yeni Kent TOKİ arsasının çok ucuz bir fiyata satılmış olması, 6 milyon lira olan iş merkezinin halen atıl durumda bekletilmesi, Pendik arsası, bulunduğumuz Ananas Oteli'nin sürekli zarar ediyor olması, fahiş avukatlık ücretlerinin ödenmesi, özellikle İstanbul Pendik arsası ile ilgili tutulan avukata 2.5 milyon lira verilmiş olması İLKSAN'ı ciddi anlamda zarara uğratmıştır. Tabi ki bunun zararını kim ödeyecek? Maalesef öğretmenlerimiz ödeyecekler. Onların alın teri ile burayı ayakta tutmaya çalışıyorlar. Geliri faiz ve üye aidatından başka hiçbir geliri olmayan kuruma dönüşmüştür İLKSAN. Bu İLKSAN kamburundan kurtulmamız için Eğitim Bir Sen olarak bu genel kurula katıldık. Ali Başkan'ın genel kurulda sendikamızın genel görüş ve önerilerini ortaya koyduktan sonra bizden sonraki ortaya çıkan Türk Eğitim Sen Genel Başkanının usulsüzlükleri, yolsuzlukları başarı olarak bizlere lanse etmesi, bizleri hakikaten rahatsız etmiştir. Bir sendikanın böyle bir vasatsızlık bir duruma gelen sandığın başarılı olduğunu gösterilmesi bizleri şaşırtıyor. Tabi ki eğitim çalışanlarının takdirine bırakıyoruz." şeklinde konuştu.
İLKSAN bir an önce bataklıktan kurutulmasını istediklerini belirten Çakırcı, 2006 yılında olduğu gibi dış mali ve yönetim denetiminin yapılması gerektiğini söyledi. Bu denetimlerle İLKSAN'ın yeniden çek edilmesi gerektiğini ifade eden Çakırcı, daha sonra kapatılma sürecinin başlatılmasını istedi. Gün geçtikçe eğitim çalışanlarından alınan paraların buralarda çarçur edildiğini belirten Çakırcı, "Burada acaba diyoruz 'Bizim ulaşamadığımız, bilemediğimiz başka şeyler mi var? Bilgiler mi var? Yolsuzluklar mı var?" diye sordu.
Bu noktada da İLKSAN yöneticilerinin kamuoyunu aydınlatması gerektiğini ifade eden Çakırcı, burada Devlet Denetleme Kuruluna da ciddi anlamda görevler düştüğünü söyledi. İLKSAN'ın denetlenmesi gerektiğini belirten Çakırcı, Cumhurbaşkanı'nın da burada Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirip bir an önce İLKSAN'ı denetlemesini sendika olarak istediklerini söyledi. Bunun acil bir durum olduğunu ifade eden Çakırcı, çünkü gün geçtikçe her ay öğretmenlerden, hizmetliden, memurdan kesilen ücretin heba ediliyor olmasında vicdan azabını yaşadıklarını dile getirdi. Bir siyasi milletvekili adayının dahi bu genel kurula iştirak etmiş olmasını, daha önceki dönemlerde yöneticilik yapmış ve İLKSAN'ı batıranlardan birinin katılmış olması kendilerini şaşırttığını belirten Çakırcı, yetkililerin bir an önce konuya müdahale etmesini istediklerini kaydetti.
İLKSAN'da verilmesi gereken ve tasfiye edilmesiyle birlikte ödenmesi gereken 1.5 milyar lira para söz konusu olduğunu belirten Çakırcı, İLKSAN şu anda tüm mal varlığı ile birlikte 400 milyon lira civarında olduğunu söyledi. Çakırcı, "Bara da kayıp olan 1 milyar TL üzerinde bir para var. Bu kayıp para, bu sandığı yönetenler döneminde kaybolmuştur. Bu parayı kaybedenlerde Türk Eğitim Sen delegelerinin oylarıyla seçilen yönetim kurulu üyeleridir. Bu parayı bu yönetimin beceriksizliğiyle birilerine peşkeş çekildiğini düşünüyorum. Daha önceki yönetimlerin bankaları batırdığı gibi bugünde İLKSAN batma noktasına gelmiştir. Bunun faturası da maalesef halka ve devlete kesilmeye çalışılıyor. Sınıf öğretmenliğine başlayan öğretmen arkadaşlarımız hemen üye yapılıyor. Bu dünyanın hiç bir yerinde yok. Yani gönüllü üyelik yok burada. Zorunlu üyelik söz konusu. Bizim sendika olarak zorunlu üyeliği kabul etmemiz mümkün değil. Maalesef yasal mevzuatta bu konuda sıkıntılı. Sendika olarak zorunlu üyeliğin bir an öncede kaldırılmasını istiyoruz." diyerek sözlerine son verdi.

İL İÇİ VE İLLER ARASI YER DEĞİŞTİRMEDE MAĞDURİYET YAŞANMASIN…

 Türk Eğitim-Sen olarak il içi, iller arası isteğe bağlı ve zorunlu yer değiştirmeler kapsamında yapılacak yer değişiklikleri için tüm açık olan yerlerin duyurulması ve başvuru sürelerinin Mayıs ayı içerisinde, Haziran başında yapılacak olduğu söylenen 30.000 ilk atamadan önce yapılması ve mevcut öğretmenlerden yer değiştirmek isteyenlerin mağdur edilememeleri için Milli Eğitim Bakanlığına yazı yazdık.



UNVAN DEĞİŞİKLİĞİ SINAV SORUNLARI MEB’E YAZILDI

Bilindiği üzere geçtiğimiz günlerde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan 2011 Yılı Unvan Değişikliği Sınavı Başvuru Kılavuzu’nda sınav başvurularının 02-13 Mayıs 2011 tarihleri arasında alınacağı ve sınavın 14 Ağustos 2011 tarihinde yapılacağı düzenlenmiştir.
            Türk Eğitim Sen olarak üyelerimizden gelen talepler doğrultusunda, sınavdatekniker ve teknisyen unvanları için alınacak başvuruların, mesleki teknik okulların teknisyen, tekniker yetiştiren tüm bölüm mezunlarını kapsayacak şekilde düzenlenmesi, ortaöğrenimini meslek lisesinde tamamlayan ve daha sonra üst öğrenim olarak meslek yüksek okulunu bitirenlerin teknisyen kadrosuna başvurularının kabul edilmesi, Haziran ayında mezun olacak olanlara başvuru hakkı tanınması, sınav başvuru ücretinin makul bir rakama düşürülmesi,  Kılavuz’da sınavda hangi konulardan soru çıkacağına dair bilgilere yer verilmesi hususlarında talepte bulunduk

Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç’ın “ÖSYM YGS Sonuçlarını Alelacele Açıklayarak Yeni Sorunlara Zemin Hazırlamıştır! ” başlıklı açıklama metni.



YGS’de yaşanan şifre skandalından sonra sınavın akıbetinin ne olacağı sorusu milyonlarca insanı beklentiye sevk etmiştir. Her geçen gün ortaya çıkan farklı skandallarla gelişen süreci, ÖSYM’nin alelacele sonlandırması da daha derin sorunlara zemin hazırlamıştır.

Bilindiği üzere sendikamız KPSS, YGS ve son olarak ALES’te yaşananları yakından takip etmektedir. Bu süreç içerisinde ortaya çıkan skandallara ve sınav sistemine karşı çeşitli şekillerde tepkimizi dile getirmiş ve konuyla ilgili kurumlara önerilerimizi iletmiş olmamıza rağmen sürece dair çözücü herhangi bir adım atılmamıştır. Skandalların ilk ortaya çıkışından itibaren sürecin üzeri kapatılmaya çalışılmış ve çeşitli şekillerde demokratik tepkilerini gösterenler tehdit edilmiştir. Bu atmosfer içerisinde dahi, toplumdaki gerçeklerin ortaya çıkarılması beklentisi devam ederken, ÖSYM’nin yangından mal kaçırırcasına, ilerde oluşabilecek sonuçları düşünmeden YGS sonuçlarını açıklaması akıllarda bir çok soru işareti yaratmıştır. Ayrıca YGS sonuçlarının alelacele yayınlanmasına sebebiyet verdiği ve net açıklamalarda bulunmadığı için savcılık makamı da güvensizlik duyulan kurumlar arasına girmiştir. Şöyle ki,

· YGS sonuçlarının açıklanmasına ve üç kez ertelenen LYS başvurularının başlatılmasına gerekçe olan gelişme nedir? Savcılık makamıyla ÖSYM arasında nasıl bir iletişim vardır ve bu görüşme ile ne olmuştur da YGS sonuçları açıklanmıştır?

· Savcılık sınavın açıklanması için talimat vermiş midir? Verdiyse hangi yetkiye dayanarak bu talimatı vermiştir?

· Savcılık makamı hangi konularda, nasıl bir yöntem izleyerek, hangi alan uzmanları ile bir çalışma yürüttüğünü ve hangi verileri elde ettiğini açık ve şeffaf bir şekilde neden kamuoyu ile paylaşmamıştır ? KPSS’deki kopya skandalında kamuoyuna da yansıyan oldukça güçlü ve somut deliller ve bilgiler mevcutken, neden halen bir sonuç alınamamıştır ?

· YGS’nin yok sayılması için daha ne tür gerekçelerin oluşması bekleniyor ? Çünkü YGS, eğitim bilimi çerçevesinde, konu/tema birliğinin sağlanması, soruların kolaydan zora doğru sıralanması ve sayılarla ifade edilen seçeneklerin küçükten büyüğe veya büyükten küçüğe doğru sıralanması gibi bir çok temel kriteri sağlayamamaktadır. Dolayısıyla kişiye özgü soru kitapçığı bazı adayların lehine bazı adayların ise aleyhine sonuçlar doğurmuştur. Ayrıca YGS sonuçlarıyla bir adım sonrasını belirleyecek adayların sınav kitapçıklarındaki eşitsiz dağılım sebebiyle de gelecekleri olumsuz etkilenmiştir.

· Ankara İdare Mahkemesi 4 Mayıs’a kadar ÖSYM’den savunma beklemektedir. Neden bu süreç göz ardı edilmiştir. Mahkemeden sınavın iptali kararı çıkarsa bunun sorumluluğunu ÖSYM alacak mıdır? Böylesi bir karar çıkarsa gençlerimize yaşatılanların hesabını kim verecektir?


· Cezaevlerinde gerçekleştirilen YGS’de Fen alanı ÖSYM tarafından iptal edilmiştir. Bu durum merkezi sınavın eşitlik ilkesini ortadan kaldıracak ve her iki tarafı da olumsuz etkileyebilecek sonuçlar yaratacaktır. Yeni soruların niteliği elbette ki farklı olacaktır. Bu nitelik farkı gibi tek bir alandan sınava girmenin psikolojik etkisi ile diğer adayların yaşadıkları da birbirinden başka olacaktır. Bu durum Fen alanında sınava gireceklerle diğer adaylar arasında avantaj ya da dezavantaj şeklinde eşitsizliğe hizmet edecektir. Bu çerçevede yenilenen sınava ilişkin LYS sonrası yargı denetiminden iptal kararı çıkarsa ne olacaktır ? ÖSYM bu süreç hakkında ne planlamaktadır?

· Bilindiği üzere TBMM’de 17 Şubat 2011 tarihinde ÖSYM yeniden yapılandırılmış, 03 Mart 2011 tarihinde de bu kanun resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. ÖSYM yeniden düzenlenirken kanunun 3. maddesi ile sınavı kısmen ya da tamamen iptal yetkisinin kuruma verilmesinde yaşanan süreç öngörülerek mi hareket edilmiştir?


Eğitim Sen olarak belirtmek isteriz ki bu sorular cevaplanmadığı müddetçe YGS ve sınav sistemi üzerindeki şaibeler ortadan kalkmayacaktır. Bilinmelidir ki yaklaşan genel seçimler öncesinde yangından mal kaçırırcasına alınan politik kararlarla gençlerimizin eğitim geleceğinin ortadan kaldırılmasına asla izin vermeyeceğiz. Sendikamız gerçekler tüm yönleriyle aydınlatılıncaya kadar bu sürecin yakından takipçisi olmaya devam edecektir.