25 Aralık 2011 Pazar

Siyasi Partiler İntihar Ediyor

Siyasi Partiler İntihar Ediyor
Demokratik sistemin olmazsa olmazı olan siyasi partilere Türkiye’de bir haller oluyor. Halkın oylarıyla halkın hak ve menfaatlerini koruması, kollaması, savunması gereken partiler akıl almaz işlere imza atmaya başladılar. Haydi iktidar %50’lik oyun zafer sarhoşluğunu hala atlamadı diyelim, ya mecliste grubu bulunan diğer partilere ne demeli?
Sözde demokrasiden çok çeken Ak Parti, son seçimlerden önce aldığı KHK çıkarma yetkisiyle tam 34 KHK çıkararak meclisi resmen bypass etti.632 Sayılı KHK ile umutlanan kamu çalışanları, 652 ve 666 sayılı KHK’larla adeta şok yaşadı. 652 Sayılı KHK ile il müdürlüğü ve daha üst düzey yöneticilikler, hükümet memurluğuna dönüştürülerek deyim yerindeyse kapıkulu sistemi geri getirildi. Böylece aşağının sesinin yukarıda manipüle edilmesinin yolu açıldı. Yine yargı elinde zebun olan iktidar, daha fazla dava kaybetmemek uğruna yargıya başvurma koşullarını ağırlaştırarak yargı yoluyla hak aramak isteyen insanların önüne bariyer koyup yasa dışı yollarla hak aranmasına kapı araladı. 666 sayılı KHK ile birlikte eşit işe eşit ücret adı altında üst düzey yöneticilerle onların emrinde çalışan personel arasındaki makasın genişletildiği yetmezmiş gibi muadili olmadığı gerekçesiyle bir milyondan fazla memur ek ödeme mağduru pozisyonuna düşürüldü. Halkın en fazla memnun göründüğü sağlık konusunda atılan ya da atılmak istenen adımlar şaşırtıcı bir hal aldı. Milli Eğitim Bakanlığı’nda yaşanan akıllara ziyan gelişmeler eğitimcileri çileden çıkardı.
Listeyi kabartmak mümkünse de eline yeni geçirdiği muktedirlik şansını hoyratça kullanan iktidarın anketlerdeki yükselişi de, çok sürpriz sayılmamalı ve bu yükseliş yanlış yorumlanmamalıdır. Bir kere iktidarın ciddi bir alternatifi üç dönemdir hiç olmadı, olacak gibi de görünmüyor. İkincisi ise son dönemde terörle mücadelede gösterilen önemli bir başarı var. İktidar, bu başarının semeresini topluyor.
Gelelim muhalefete: Maalesef güven vermiyor. Güven vermemesi bir tarafa son dönemde muhalefetin varlığı bile tartışılır hale geldi. Neredeyse her konuda iktidarla birlikte hareket edecek. Halkın büyük çoğunluğu tarafından hiç de hoş karşılanmayan bedelli askerlik yasa çıkarılırken sözde muhalefet yapılarak dostlar alış verişte görsün türünden bir tepki verildi. Kamu vicdanını sızlatan şike yasası, bir ay içinde iktidar ve muhalefetin el ele vermesiyle güle oynaya iki defa meclisten geçirildi. Kamu çalışanları on beş aydır toplu sözleşme yapabilmek için uyum yasasının çıkarılmasını beklerken muhalefet oralı bile olmadı. Biz, “Aileleriyle birlikte sekiz milyon insan, bir Aziz Yıldırım etmiyor mu? diye sorarken muhalefet adeta kulaklarını tıkadı. Hele hele milletvekili şoför, sekreter ve danışmanlarının maaşlarına yapılan %170’lik zam, çalışan kesimin sinirlerini oynatırken muhalefet “ne oluyor?” bile demedi. Bu da yetmiyormuş gibi milyonlarca emekli, işçi ve memur %10’luk zammı bile hayal edemezken, emekli milletvekillerine bir gecede %100’lük hiçbir yerde görülmeyen bir zam yapıldı. Üstelik milletvekili emekli aylığına hak kazanmak için iki yıl yeterli sayılırken; istifa etmesi durumunda bir memurun 15 yıldan daha az olan hizmeti, bir kuruşluk ikramiyeye bile layık görülmedi.
Muhalefetle ilgili dikkat çekici başka bir nokta ise: İktidara bir şey olur diye ödleri kopuyor. İktidar içindeki küçük dalgalanmalardan ciddi biçimde rahatsız oluyorlar. Sayın Başbakanın rahatsızlığında oluşan atmosferden paniğe kapıldılar, söylemleriyle iktidarı bile şaşırttılar. Şike yasasıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanının attığı pası değerlendirmekten aciz kaldılar.
İktidar ve muhalefetin son altı aylık icraatında maalesef öne çıkan şeyler bunlar.Yapılanları alt alta koyduğumuzda akıl ve mantıkla kavranması mümkün görünmüyor. Hem iktidar hem de muhalefet sanki akıl tutulmasına uğramış vaziyette. Galiba hepsi kendilerine biçilen rolden çok memnun. Bu düzenin böyle sürüp gideceğine dair ellerinde en az yirmi yıllık senetleri var gibi davranıyorlar. Al gülüm, ver gülüm. Ne ala memleket. Gel keyfim gel.
Hem iktidara hem de muhalefete sesleniyoruz: Aklınızı başınıza toplayın. Titreyin ve kendinize gelin. Bu millet çantada keklik değil. Hepiniz, tarihin çöp sepetine atılmak istemiyorsanız, biraz da geniş halk yığınlarının sesine kulak verin. Memnun ettiğiniz kesimlerin her bir oyu binle çarpılmıyor. Sandığın kurulma zamanı göz açıp kapayıncaya kadar geçer. Herkes hesabını kitabını iyi yapsın. Çünkü biz, niyeti bozacak duruma geldik. Haberiniz olsun.
 
 
 
          Erol ERMİŞ
Eğitim-Bir-Sen
                       İstanbul 3 No’lu Şube Başkanı

Hiç yorum yok: