Öncelikle ortalıkta dolaşan Yönetici Atamada “Mülakat” konusunu özetlemek gerekirse, “Kaynağı meçhul Yönetmelik Taslağından” başlamak konunun nirengi noktasını oluşturmaktadır. Nitekim eğitim sosyal medyasının arşivleri tıpkı bunun gibi kaynağı meçhul gayri resmi yönetmelik taslağı çöplüğüne dönmüş durumdadır. Hülasa alışık olduğumuz türden bir Yönetici Atama Taslağı bugünlerde eğitim sosyal medyasında boy göstermekte ve yönetmeliğin kırılma noktasını da “Mülakat, eş anlamıyla söylemek gerekirse sözlü sınav” oluşturmaktadır. Efendim rivayet odur ki ocak ve şubat aylarında yönetici atamalar yapılacağı için bugünlerde Milli Eğitim Bakanlığında hummalı bir yönetmelik çalışması varmış ve yeni bir Yönetici Atama Yönetmeliği bu atamalara yetiştirilecek şekilde süratle hazırlanıyormuş. Bu yönetmeliğin çıkarılma nedeni ise sınav kazanan yönetici adaylarının mülakatla ya da sözlü sınavla atanmalarını sağlamakmış, bir başka ifadeyle yangından mal kaçırmakmış. Bu mülakatı ise il milli eğitim müdürü, atamadan sorumlu yardımcı ya da şube müdürü, iki ilçe milli eğitim müdürü ve bir okul müdüründen oluşan beş kişilik komisyon yapacakmış. Kriterler ise aşağı yukarı tüm mülakat sınavlarında kullanılan daha ziyade sübjektif nitelikli , ucu açık, daha doğrusu komisyonun istediği kişiyi istediği okula atamasına çanak tutar türden bir torpil mekanizmasıymış. Haliyle yazılı sınavın zaten uygulamada pek bir anlamı kalmayacağı için de ayıp olmasın kabilinden % 50’sini de lütfedip değerlendirmeye dahil edeceklermiş. Miş, miş, miş.. Vesaire vesaire hep torpile dair…
Bu torpil mekanizmasının yasal dayanağının ise 632 sayılı KHK’ye konulan “Sözlü sınav” oluşturmaktaymış. Dahası Kanun Hükmünde Kararnameler konusunda Danıştay’a değil de Anayasa Mahkemesine dava açılabildiği için, bu mahkemeye de yalnızca Cumhurbaşkanı, iktidar ve muhalefet partileri dava açabildikleri için de iş işten geçmişmiş…konu medyada işlendiği şekliyle özetle durum aşağı yukarı bundan ibaret.
Efendim konuya biraz ironik yaklaşmam ve de fazla ciddiye almıyor olmam bu konuyla yakından ilgilenenleri biraz rahatsız etmiş olabilir ki kastım asla bu değildir, bu sitenin ve şahsımın bu konudaki hassasiyetini ve mücadelesini “Başta önden giden atlılar olmak üzere ki onlara selam olsun!” bilenler bilir… Birazdan gerekçelerimizi sıraladığımızda sizin de kuşkuyla yaklaşacağınızı zannediyorum. Nitekim yönetici atama sorununun doğurduğu www.memurlar.biz sitesinde ta başından beri tüm mücadele süreçlerinin içinde yer almış, beş yıldır bu konuda kafa yormuş, kalem oynatmış ve hatta Eğitim Yönetimi alanındaki yüksek lisans tez konusunu da “Yönetici Atama” konusundan yazmış olan birisi olarak elbette bizim de naçizane bu konuda düşüncelerimiz, şüphelerimiz ve uzun süre içinde yer aldığımız sosyal medyadan gelen kokuları alma yetimiz vardır.
Bizi bu konuda bu şekilde düşündüren daha doğrusu şüphelendiren nedenlere gelince aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür:
1) Öncelikle bu konuyu ciddiye almamızı gerektirecek bir resmi taslak ya da açıklama mevcut değildir. Ortalıkta dolaşan taslak ise kaynağı belli olmayan, gerçekten böyle bir taslak olup olmadığı konusunda kesin bir bilgi bulunmadığı ve de bu iş için kullanılan entrika yöntemlerinden olduğunu bildiğimiz için şüpheyle bakılmasını gerektiren, yukarıda da bahsettiğim gibi şimdiyekadar ortaya çıkan kaynağı meçhul taslaklardan biri olup, sitelerin arşivlerindeki taslak çöplüğündeki yerini almayı beklemektedir.
2) 632 sayılı KHK’de yer alan “Sözlü sınav” ibaresi her ne kadar bu iş için en azından şüphelenmeye sebep olacak nitelikte mide bulandırsa da üst yasal düzenlemelerde bulunan her hükmün alt yasal düzenlemelere aynen yansıdığı ve uygulamaya konulduğu şeklinde bir literatürümüz bulunmamaktadır. Zira eğer öyle olsaydı 1739’da yer alan “Uzman öğretmenlik” konusu -en azından yargıya takılmadan önce- şimdiye kadar defalarca yapılmış olması gerekirdi. Dolayısıyla bu sözlü sınav ibaresinden hareketle evhama kapılıp, hayali yönetmelikler yazmak olsa olsa hezeyan olur bence. Ayrıca sözlü sınav konusu KHK ile düzenlendiği için Danıştay’ı da aştığı için artık yargı engeline de takılmayacağı şeklindeki saptama ise galiba öncelikle Danıştay’ın belli kesimin beklentilerine göre karar verdiği şeklindeki önyargıdan ve yine hukuk bilgisi eksikliğinden olsa gerek. Zira bu KHK hükmüne göre çıkarılacak olan Yönetmelik pekâlâ Danıştay’a götürülür. Yargıçlar da kararlarını sadece bir tane KHK hükmüne göre değil, 657, Anayasa ve diğer yasal düzenlemelerle birlikte, Hukuka ve vicdanlarına göre verdiklerine göre eğer adaletsiz bulurlarsa pekâlâ iptaline karar verebilirler. Kaldı ki hafızam beni yanıltmıyorsa CHP 632 sayılı KHK’yi Anayasa Mahkemesine götürdü diye biliyorum.
3. Bu konuya şüpheyle bakmamı gerektiren enönemli gerekçe ise bu konunun başından beri bilindiği üzere yönetici atama konusu, sendikaların en büyük reklam malzemesi olmuş, -yerinde açılan davaların hakkını teslim etmekle beraber- adı sanı duyulmadık sendikalar bu konuda olur olmaz sebeplerle davalar açarak kendi reklamlarını yapmış olmalarıdır. Ayrıca yine sendikalar, sendikacılığı yönetici atamadan ibaret zannederek tüm mesailerini bu işe harcama yanılgısına düşmüşlerdir. Dahası üye toplamak için herkese mavi boncuk dağıtır gibi yöneticilik vaadiyle üye toplayan sendikacıların önünde elini ovuşturup peşlerinden ayrılmayan dalkavuk tayfası da artık bunlardan ümidi kesip sınavlara yönelince deyim yerindeyse sendikacılar işsiz, işlevsiz, polemiksiz ve reklamsız kalmışlardır. İşte tam da bu noktada bu tür taslak entrikalarıyla yeniden kendilerine bir iş ve reklam malzemesi üretmek adına böyle bir oyuna başvurmuş olabilecekleri konusunda şüphelenmekteyim doğrusu. Buna paralel olarak da sendikaların verdiği sipariş üzerine bu konuda kalemşorluk yapan ya da sitelerine misyon biçen yorumcular için de hem bir malzeme hem de sivrilip sendika basamaklarını tırmanmak adına bir ganimet gibi algılanıyor olabilir. Hülasa bu konuda bir entrika varsa eğer, bu paragrafta yazdıklarım önceki tecrübelerden hareketle hiç de yabana atılacak tahminler değildir.
Sonuç olarak mevcut yönetmelik tüm eğitim camiası tarafından kabul gören, şu ana kadar çıkarılmış olan yönetmeliklerin en adili olan, EK-2 hariç objektiflik kriterlerine uyduğu için de aklı başında kimsenin eleştiremeyeceği son derece güzel bir yönetmeliktir. Böylesi bir yönetmeliğe “Mülakat ya da sözlü sınav” gibi daha önce yargıdan dönmüş olan hatta geçtiğimiz yıllarda kördüğüm olan yönetici atama sorununun da fitilini ateşlemiş olan bu saçmalığı eğer Bakanlık arpalık peşinde koşan sendikaların oltasına takılır da geri getirme gafletinde bulunursa –ki ben asla ihtimal vermiyorum- bu defa baltayı hepten taşa vurmuş, bu konuda en az on yıl geri gitmiş ve tüm eğitim camiasını karşısına almış olur ve aynı zamanda zaten üyelerinden aidat toplamaktan başka bir misyonları ve aktiviteleri de kalmamış olan, işlerini sosyal medyaya kaptırmış olan ve torpil arpalığından kendine varlık zemini oluşturmaya çalışan sendikaları da eğitim camiasının gözünde tarihin çöplüğüne atmış olur.
Böylesi akıllara ziyan, faciayı andıran bir tablonun gerçekleşme ihtimali resmi olarak gün yüzüne çıkarsa bu yazdıklarımdan ötürü özür dileme erdemini gösterdikten sonra, tıpkı daha önce yönetici atama yönetmeliğinin çıkması sürecinde “Önden giden atlılarla” birlikle yaptığımız mücadele örneğinde olduğu gibi kolları sıvayıp bu konuda da memurlar biz sitesi aracılığı ile mücadele edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.
Nitekim en adaletli yönetmelik çıkması konusunda ve diğer konularda yukarıda bahsettiğim entrikacılara rağmen, sendikaların da fersah fersah önünde olmuş olan memurlar.biz sitesinin mücadele edip debaşarılı olmadığı bir konu yoktur. Örnek mi? Mevcut Yönetici Atama Yönetmeliği ve Rotasyon konusu ... Peşinden de uzman öğretmenlik konusunun geleceğine inancım tamdır. Sabırla bizi desteklemeniz yeterlidir. 04.01.2012
Cafer GÜZEL
Bu torpil mekanizmasının yasal dayanağının ise 632 sayılı KHK’ye konulan “Sözlü sınav” oluşturmaktaymış. Dahası Kanun Hükmünde Kararnameler konusunda Danıştay’a değil de Anayasa Mahkemesine dava açılabildiği için, bu mahkemeye de yalnızca Cumhurbaşkanı, iktidar ve muhalefet partileri dava açabildikleri için de iş işten geçmişmiş…konu medyada işlendiği şekliyle özetle durum aşağı yukarı bundan ibaret.
Efendim konuya biraz ironik yaklaşmam ve de fazla ciddiye almıyor olmam bu konuyla yakından ilgilenenleri biraz rahatsız etmiş olabilir ki kastım asla bu değildir, bu sitenin ve şahsımın bu konudaki hassasiyetini ve mücadelesini “Başta önden giden atlılar olmak üzere ki onlara selam olsun!” bilenler bilir… Birazdan gerekçelerimizi sıraladığımızda sizin de kuşkuyla yaklaşacağınızı zannediyorum. Nitekim yönetici atama sorununun doğurduğu www.memurlar.biz sitesinde ta başından beri tüm mücadele süreçlerinin içinde yer almış, beş yıldır bu konuda kafa yormuş, kalem oynatmış ve hatta Eğitim Yönetimi alanındaki yüksek lisans tez konusunu da “Yönetici Atama” konusundan yazmış olan birisi olarak elbette bizim de naçizane bu konuda düşüncelerimiz, şüphelerimiz ve uzun süre içinde yer aldığımız sosyal medyadan gelen kokuları alma yetimiz vardır.
Bizi bu konuda bu şekilde düşündüren daha doğrusu şüphelendiren nedenlere gelince aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür:
1) Öncelikle bu konuyu ciddiye almamızı gerektirecek bir resmi taslak ya da açıklama mevcut değildir. Ortalıkta dolaşan taslak ise kaynağı belli olmayan, gerçekten böyle bir taslak olup olmadığı konusunda kesin bir bilgi bulunmadığı ve de bu iş için kullanılan entrika yöntemlerinden olduğunu bildiğimiz için şüpheyle bakılmasını gerektiren, yukarıda da bahsettiğim gibi şimdiye
2) 632 sayılı KHK’de yer alan “Sözlü sınav” ibaresi her ne kadar bu iş için en azından şüphelenmeye sebep olacak nitelikte mide bulandırsa da üst yasal düzenlemelerde bulunan her hükmün alt yasal düzenlemelere aynen yansıdığı ve uygulamaya konulduğu şeklinde bir literatürümüz bulunmamaktadır. Zira eğer öyle olsaydı 1739’da yer alan “Uzman öğretmenlik” konusu -en azından yargıya takılmadan önce- şimdiye kadar defalarca yapılmış olması gerekirdi. Dolayısıyla bu sözlü sınav ibaresinden hareketle evhama kapılıp, hayali yönetmelikler yazmak olsa olsa hezeyan olur bence. Ayrıca sözlü sınav konusu KHK ile düzenlendiği için Danıştay’ı da aştığı için artık yargı engeline de takılmayacağı şeklindeki saptama ise galiba öncelikle Danıştay’ın belli kesimin beklentilerine göre karar verdiği şeklindeki önyargıdan ve yine hukuk bilgisi eksikliğinden olsa gerek. Zira bu KHK hükmüne göre çıkarılacak olan Yönetmelik pekâlâ Danıştay’a götürülür. Yargıçlar da kararlarını sadece bir tane KHK hükmüne göre değil, 657, Anayasa ve diğer yasal düzenlemelerle birlikte, Hukuka ve vicdanlarına göre verdiklerine göre eğer adaletsiz bulurlarsa pekâlâ iptaline karar verebilirler. Kaldı ki hafızam beni yanıltmıyorsa CHP 632 sayılı KHK’yi Anayasa Mahkemesine götürdü diye biliyorum.
3. Bu konuya şüpheyle bakmamı gerektiren en
Böylesi akıllara ziyan, faciayı andıran bir tablonun gerçekleşme ihtimali resmi olarak gün yüzüne çıkarsa bu yazdıklarımdan ötürü özür dileme erdemini gösterdikten sonra, tıpkı daha önce yönetici atama yönetmeliğinin çıkması sürecinde “Önden giden atlılarla” birlikle yaptığımız mücadele örneğinde olduğu gibi kolları sıvayıp bu konuda da memurlar biz sitesi aracılığı ile mücadele edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.
Nitekim en adaletli yönetmelik çıkması konusunda ve diğer konularda yukarıda bahsettiğim entrikacılara rağmen, sendikaların da fersah fersah önünde olmuş olan memurlar.biz sitesinin mücadele edip de
Cafer GÜZEL
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder