2 Haziran 2011 Perşembe

Bilişim öğretmenleri nasıl norm fazlası konuma geldi?

Bilişim öğretmenleri nasıl norm fazlası konuma geldi?

Ben okul idarelerinin insafıyla başbaşa bırakılmış Bilişim Teknolojileri Öğretmenleri'nden biriyim.
Nasıl oluyor bu durum derseniz,
Şu an mevcut durumda ilköğretimde Bilişim Teknolojileri dersi 6--7 ve 8. sınıflarda sadece seçmeli ve yine sadece 1 saat seçilebiliyor.
seçiliyor demiyorum seçilebiliyor... Okul idaresi ile aranız iyiyse seçiliyor, ters düşerseniz seçilmiyor.
seçilmeyince otomatik olarak norm fazlası konumuna düşürülerek bir şekilde okullarımızdan zorunlu olarak gönderilme korkusuyla yaşıyoruz...
Zaten hali hazırda yaklaşık 12000 Bilişim Teknolojileri Öğretmeninin çoğu 15 saati bile dolduramayıp norm fazlası konumuna geldi.

Bilişim Teknolojileri öğretmenlerinin sorunlarına da bir çözüm bulunsun istiyoruz. Bu emeklerle ÖSSden yüksek puanlarla güç bela elde ettiğimiz mesleğimizi layıkıyla yerine getirmemiz için bize destek verin.

En büyük sorunumuz olan norm fazlası sorunununda artık kurtulmak istiyoruz. Rehberlik öğretmenleri gibi net bir çalışma yasal dayanağımız olsun istiyoruz. Aynı yılda 3 kere yer değiştirmeye mahkum bırakılıp hala norm fazlası olan arkadaşlarımız bile var.

Deseniz ki bu durum kıyıda köşede kalan okullarda ama maalesef öyle değil en merkezi okullarda bile Bilişim Teknolojileri öğretmenleri norm fazlası oluyor.
son 3 yılda önce zorunlu olan derslerimiz seçmeli yapıldı, sonra 4 ve 5. sınıflardan derslerimiz kaldırıldı ve seçmeli olarak 6--7 ve 8. sınıflar kaldı.
Bu da idarenin insafına bırakıldı... Bizler artık ileriyi hayal edemez olduk. Gün bize neler getirecek bilmez olduk.
Bedensel yorulmayı çoktan geçtik, zihinsel olarakta çökme noktasına geldik...

Çağımız bilgisayar çağı diyoruz. Fatih projesi ile bilgisayarlar dağıtıyoruz. Çocuklarımız teknolojiyi en iyi şekilde öğrensin istiyoruz...
Ancak mevcut durumda biz Bilişim Teknolojileri Öğretmenleri dışlanmış görünüyoruz...
Artık diğer öğretmenler tarafından TAMİRCİ olarak görülüyoruz...

Sizlerden, yeni eğitim-öğretim yılı başlamadan hakkımızda hayırlı bir çözüm bekliyoruz...
Sağlam temellere oturtulmuş bir görev tanımlaması ve norm fazlası durumuna düşmekten kurtarılmayı bekliyoruz.

Öncelikle norm fazlası sorununun çözülmesi için okullara Bilişim Teknolojileri branşında norm sonrasında ise bizce gerekli olan Bilişim Teknolojileri derslerinin yeniden ders programlarına konmasını istiyoruz. Bilişim Teknolojileri öğretmenleri için yıllardır hazırlandığı söylenilen ve genel müdürlüğümüz Eğitek tarafından yıllardır bir sonuç alınamayan genelgenin hızlandırılmasını istiyoruz..

En azından tatilimizi bu durumdan kurtulmuş olarak geçirip, hayata geçecek projede tam anlamıyla ve tüm gayretimizle Öğretmen olarak çalışmayı istiyoruz... Okullarımızda hem öğrencilerimize hem de diğer öğretmen arkadaşlarımıza Bilişim alanında rehberlik etmek bizi mutlu edecektir..

Sözleşmeli öğretmene becayiş hakkı verildi

Milli Eğitim Bakanlığınca yayımlanan 2011 Öğretmenlerin İller Arası İsteğe Bağlı Yer Değiştirme Kılavuzunda önemli düzenlemeler yer aldı ve sözleşmeli öğretmenlere becayiş imkanı tanındı


Milli Eğitim Bakanlığınca yayımlanan 2011 Öğretmenlerin İller Arası İsteğe Bağlı Yer Değiştirme Kılavuzunda önemli düzenlemeler yer almaktadır. Bu düzenlemelerden birisi de sözleşmeli öğretmenlere becayiş imkanı tanınmasıdır. Kılavuzun 3.19 maddesinde yapılan düzenleme gereğince, elektronik başvuru formunda "karşılıklı yer değiştirmeyi kabul ediyorum" şıkkını işaretleyenler, becayiş yapabilecektir.

MEB, 2011 Öğretmenlerin İller Arası İsteğe Bağlı Yer Değiştirme Kılavuzunun “3. Genel Açıklamalar” bölümü 3. maddesi 19. fıkrasındaki; “Bakanlığımıza bağlı resmî eğitim kurumlarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B maddesi kapsamında görev yapan sözleşmeli öğretmenlerden; 15 Eylül tarihi itibarıyla bulunduğu ilde 3 (üç) yıllık görev süresini tamamlayan/tamamlayacak olanlar, 5 il tercih etmek suretiyle hizmet puanı üstünlüğü esasına göre karşılıklı yer değiştirme isteğinde bulunabileceklerdir.” açıklamalarına göre sözleşmeli öğretmenler, 15 Eylül tarihi itibarıyla bulunduğu ilde 3 (üç) yıllık görev süresini tamamlayan/tamamlayacak olanlar, 5 il tercih etmek suretiyle hizmet puanı üstünlüğü esasına göre becayiş yapabilecekler.

Yine kılavuzun “4. İsteğe Bağlı Yer Değiştirmeler” bölümü “Başvuru” kısmı 1. fıkrasındaki; “Sözleşmeli öğretmenlerden; 15 Eylül tarihi itibarıyla, bulunduğu ilde en az 3 (üç ) yıl süreyle görev yapanlar iller arasında karşılıklı yer değiştirmek için başvuruda bulunabileceklerdir.” açıklamaları ve “Yer Değiştirme İşlemleri” kısmı 3. fıkrasındaki "Sözleşmeli öğretmenlerin yer değiştirme suretiyle görevlendirmeleri, karşılıklı aynı ili tercih edenler arasından hizmet puanı üstünlüğü, puanın eşit olması hâlinde öğretmenlikteki hizmet süresi üstünlüğü esasına göre, EK–1 Takvim’de belirtilen tarihlerde aynı alandan aynı eğitim kurumlarına karşılıklı olarak gerçekleştirilecektir.” açıklamalarına göre 09- 17 Haziran 2011 tarihleri arasında, 15 Eylül tarihi itibarıyla bulunduğu ilde 3 (üç) yıllık görev süresini tamamlayan/tamamlayacak olanlar, 5 il tercih etmek suretiyle hizmet puanı üstünlüğü esasına göre aynı alandan aynı eğitim kurumuna becayiş yapabilecekler.

250 Bin Sözleşmeliye Kadro An Meselesi

Kadro bekleyen 250 bin sözleşmeli personelin gözü hükümetten gelecek müjdeli habere çevrildi


Sözleşmelilerin kadroya geçirilmesiyle ilgili düzenlemenin Meclis kapalı olduğu için kanun hükmünde kararname ile yapılabileceği dile getiriliyor. Yetişmezse seçimlerden sonra çıkarılması beklenen düzenleme, sözleşmelileri önemli ölçüde rahatlatacak.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesiyle ilgili çalışmanın bir iki güne kadar tamamlanabileceğini açıklaması, sözleşmeli personeli heyecanlandırdı. Kadro bekleyen 250 bin personelin gözü hükümete çevrildi. Düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle kadrolu ve sözleşmeli personel arasındaki farklar ortadan kalkacak. Düzenlemenin, Meclis kapalı olduğu için Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile yapılabileceği belirtiliyor.
Sendikalar, uzun yıllardır sözleşmeli ile kadrolu farkının kalkması için çaba gösteriyordu. Yıllar içerisinde çeşitli düzenlemeler yapılarak sözleşmeli ile kadrolu arasındaki farkların giderilmesine çalışıldı. Torba yasa ile sözleşmeliye de eş ve çocuk yardımı ödenmesi karara bağlandı. Başbakan Erdoğan'ın sözleşmeli kadrolu ayrımının kalkacağını açıklaması ise önemli bir milat oldu. Şimdi gözler, düzenlemenin ne zaman yürürlüğe gireceğine çevrildi. Erdoğan, önceki gün, "Sözleşmeli personelimiz, endişesini kafasından silsin. Sorunu çözeceğiz. Çalışmalarımız hazır. Kanun hükmünde kararname ile yetiştirebilirsek 1-2 gün içinde çıkarabiliriz. Yetiştiremezsek, seçimin hemen arkasından çözeceğimiz problemlerden biri o." ifadelerini kullandı.

Bu durum, sözleşmeli personel arasında büyük sevince yol açtı. Milli Eğitim ile Sağlık Bakanlığı da geçiş programlarını hazırladı. Kadroya geçişle birlikte en önemli iyileşme, iş güvencesinde olacak. Her yıl sözleşme yenileyen memurlar, sözleşmelerinin uzatılmaması endişesinden kurtulacak. Böylece 657 sayılı kanunun getirdiği iş güvencesinden yararlanabilecekler. Halen pek çok alanda sözleşmeli ile kadrolu arasında farklar var. Örneğin sözleşmelilerin tayin hakkı, kısıtlamalara tabi. Kadrolular için geçerli süt izni ve ücretsiz izin hakkı, sözleşmelilerde yok. Mazeret izinleri, ölüm, doğum, babalık izni farklılık gösteriyor. Kadrolularda 7 gün olan ölüm izni, sözleşmelide 3 gün. Kadrolu memurun 10 gün olan babalık izni, sözleşmelide 3 gün. 70 bin sözleşmeli sağlık çalışanı, daha düşük döner sermaye alıyor. Vergi dilimleri kadrolu için net ücret üzerinden, sözleşmelilerde ise brüt ücret üzerinden hesaplanıyor. Bu nedenle sözleşmeli, kadroluya göre daha fazla Gelir Vergisi ödüyor. Yine sözleşmeli öğretmenler idareci veya müfettiş olamıyorlar. Kadrolularda kıdem ve kademe ilerleme varken, sözleşmelilerde göreve yeni başlayanla 25 senelik bir sözleşmeli öğretmen aynı maaşı alıyor. Tüm bu farklar ortadan kalkacak.
"DOĞU'DA HİZMET AKSAMASIN" GAYRETİ
Sözleşmeli personelin kadroya alınması ile birlikte özellikle Doğu ve Güneydoğu'daki hizmetlerin aksamaması için formül aranıyor. Çünkü sözleşmeli personelin önemli bölümü bu bölgede görev yapıyor. Sabit kadroya alındığında hastalık, eş durumu ve benzeri nedenlerle batıya tayin talebinin artması ve hizmetlerin aksaması endişe oluşturuyor. Kadro verilmesi ile birlikte tayinlerin artmaması için kademeli geçiş yönünde bir çalışma yürütülüyor. Sözleşmeli personel istihdamının bir amacı da "performansa dayalı insan kaynağı yönetimi" anlayışını yaygın hale getirmekti. Ancak olmadı. Aynı okulda görev yapan öğretmenlerden bazıları kadrolu, bazıları sözleşmeli (4/B) çalıştırılmaya başlandı. Aynı donanıma ve eğitime sahip, aynı işi yapan öğretmenlerin özlük ve sosyal hakları açısından farklar oluştu.

Çubukçu: 15 bin sözleşmeli öğretmen atanacak

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Temmuz ayında 15 bine yakın sözleşmeli öğretmen ataması yapılacağını bildirdi.


Konya'nın Ereğli ilçesinde partisinin seçim bürosunu ziyaret eden Bakan Çubukçu, burada gazetecilerin sorusu üzerine, 1 Haziran'da gerçekleştirilen atamalarda, sözleşmeli pozisyondan kadroya alınan yaklaşık 15 bin sözleşmeli öğrenmenin yerine atama yapılacağını söyledi.
Bakan Çubukçu, “Sözleşmeli öğretmen atamaları için 28 Haziran ile 4 Temmuz arasında başvuruları alacağız, 6 Temmuz'da atamaları gerçekleştireceğiz. Yaklaşık 15 bineyakın öğretmen ataması yapılacak” dedi.
Milli Eğitim Bakanlığı, 1 Haziran'da yaptığı atamayla, 28 bin 486 öğretmen adayının atama hayalini gerçekleştirmiş, söz konusu atamayla 14 bin 277 sözleşmeli öğretmen de kadrolu olmuştu.
Anadolu Ajansı

Her görev, memura 2. görev olarak verilemez

Bazı birim yöneticileri boş kadrolara ilişkin görevleri biraz daha fazla ücret olduğu için vekalet yerine 2. görevle yürütmek istemektedir.

Devlet memurlarına verilen görevler asıl görev, vekalet görevi, ikinci görev gibi çeşitli adlarla adlandırılmaktadır. Bugünkü dosyamızda ise 2. görev hakkında ayrıntılı bilgi vereceğiz. İkinci görev dosyasını şu sebepten dolayı açıklamak istiyoruz. Bazı birim yöneticileri boş kadrolara ilişkin görevleri biraz daha fazla ücret olduğu için vekalet yerine 2. görevle yürütmek istemektedir. Bunun mümkün olup olmadığını bu dosyamızda açıklamaya çalışacağız.

87. MADDE İKİNCİ GÖREVİ YASAKLAMIŞ VE İSTİSNALARI GÖSTERMİŞTİR

Devlet memurlarına İkinci görev verilmesi 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda 87 madde ile yasaklanmıştır. Ancak yasaklama maddenin ilk fıkrasında düzenlenmişken, ikinci fıkrada istisna bir hükme yer verilmiştir. İstisna hükümde ise tasfiye memurluğu, bilirkişilik gibi görevler yer almaktadır. Maddenin tam hali şu şekildedir:

"İkinci görev yasağı:
Madde 87 - Memurlara;
a) Bu Kanuna tabi kurumlarda,
b) Sermayesinin tamamı Devlet tarafından verilmek suretiyle kurulan iktisadi kurumlar ile sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait bankalarda,
c) Özel kanunlarla veya özel kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan banka ve kuruluşlarda,
ç) Yukarıdaki bentlerde yazılı idare, kuruluş ve bankalar tarafından sermayelerinin yarısından fazlasına katılmak suretiyle kurulan kuruluşlarla bunların aynı oranda katılmaları ile vücut bulan kurumlarda,
İkinci görev verilemez; bu kurumlardan her ne ad ile olursa olsun para ödenemez ve yarar sağlanamaz.

Ancak, bu Kanunun memurlara ikinci görev verilmesini öngören hükümleri ile hakem, tasfiye memuru ve bilirkişilere takdir olunan İl Genel Meclisi ve İl Daimi Encümeni başkanları, özel kanunlarla kurulan ve asli görevlerinin devamı niteliğinde olmayan çeşitli kurul, komisyon, heyet ve jüri çalışmalarına, Üniversiteler, Akademiler, Türkiye ve Orta - Doğu Amme İdaresi Enstitüsü ve Özel Kanunlarla kurulan araştırma kurumları tarafından idareyle ilgili olarak yapılan inceleme ve araştırma çalışmalarına katılanlar için özel kanunlarınca gösterilen veya bu kanunlara dayanılarak tespit edilen ücretlerin ödenmesine ilişkin hükümler saklıdır."

Maddedeki "bu kanuna tabi kurumlar" ifadesinden ne anlaşılması gerektiği açıklanmalıdır: 657 sayılı DMK Kapsamındaki Kurumlardan
1- Genel Bütçeli Kurumlar,
2-Katma Bütçeli Kurumlar
3- İl Özel İdareleri, 
4-Belediyeler, 
5-İl Özel İdareleri ve Belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar, 
6- Kanunlarla kurulan fonlar, 
7- Kefalet sandıkları,
8-Beden Terbiyesi Bölge Müdürlükleri,
anlaşılmalıdır.

88. MADDE, İKİNCİ GÖREVİ DAHA GENİŞ DÜZENLEMİŞTİR

87. maddenin dışında ayrıca 88. maddede de bir düzenleme daha yer almaktadır. Devlet memurları Kanununda ikinci görev verilmesi şartları, usulü ve sınırları, ikinci görev verilecek bazı unvanlar ile bunlara ikinci görev olarak verilebilecek görevler 88 inci madde ile düzenlenmiştir.

"İkinci görev verilecek memurlar ve görevler
Madde 88- Bu Kanuna tabi kurumlarda çalışan Devlet memurlarına esas görevlerinin yanında; 
A) Özel kanunlarla veya özel kanunların verdiği yetkiye dayanılarak memurlara gördürülmesi öngörülen sürekli hizmetler,
B) Mesleki bilgisi ile ilgili olarak, hizmet olanakları elverişli bulunmak ve atamaya yetkili amir tarafından uygun görülmek şartiyle;
1) 87 nci maddede yazılı kurumların tabiplikleri, diş tabiplikleri, eczacılıkları, kimyagerlikleri, veterinerlikleri, avukatlıkları ile Adli Tıp Kurumu Uzmanlıkları,
2) Asıl görevlerinin bulunduğu bucak, ilçe ve zorunlu hallerde iller belediyelerinin yüksek mühendis, mühendis, yüksek mimar ve mimarlarca yürütülmesi gereken teknik hizmetleri,
İkinci görev olarak verilebilir.

Asıl görevlerinin yanında;
a) Tabiplere; sağlık müdürlüğü, sağlık müdür yardımcılığı, sağlık grup başkanlığı, baştabiplik ve baştabip yardımcılığı,
b) Diş hekimlerine ve veterinerlere, meslekleri ile ilgili baştabiplik,
c) Veteriner, dişhekimi ve eczacılara; baştabip yardımcılığı,
d) Öğretmenlere; okul ve enstitü müdürlüğü, başyardımcılığı ve yardımcılığı görevleri,
ikinci görev olarak yaptırılabilir."

Mezkur hüküm ile kamu kurum ve kuruluşlarının hangi niteliğe haiz hizmetler ile belirli kurum ve unvandaki görevlerin maddede belirtilen şartlar ile esas görevlerinin yanında memurlara ikinci görev olarak verileceği belirtilmektedir.

657 sayılı Kanunun 88 inci maddesinin 1inci fıkrası ( A) bendine göre ikinci görev;
Kişiye ilişkin şartlar
- 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabii devlet memuru olması
- Devlet memuruna esas görevinin yanında verilmesi

Hizmete ilişkin şart
-Özel kanunlarla veya özel kanunların verdiği yetkiye dayanılarak memurlara gördürülmesi öngörülen sürekli bir hizmet olması

657 sayılı Kanunun 88 inci maddesinin 1inci fıkrası ( B) bendine göre ikinci görev;

Kişiye ilişkin şartlar
- 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabii devlet memuru olması
- Devlet memuruna esas görevinin yanında verilmesi

Kurumsal şart
-Mesleki bilgisi ile ilgili olarak, hizmet olanakları elverişli bulunması 
-Atamaya yetkili amir tarafından uygun görülmesi

Görevin niteliğine ilişkin şartlar
-87 nci maddede yazılı kurumların tabiplikleri, diş tabiplikleri, eczacılıkları, kimyagerlikleri, veterinerlikleri, avukatlıkları ile Adli Tıp Kurumu Uzmanlıkları,
-Asıl görevlerinin bulunduğu bucak, ilçe ve zorunlu hallerde iller belediyelerinin yüksek mühendis, mühendis, yüksek mimar ve mimarlarca yürütülmesi gereken teknik hizmetleri,

657 sayılı Kanunun 88 inci maddesinin 2 inci fıkrasına göre ikinci görev;

İkinci görev verilecek memurlar
-Tabiplere,
-Diş hekimlerine ve veterinerlere, 
-Veteriner, diş hekimi ve eczacılara
-Öğretmenlere

Verilecek ikinci görevler

Tabiplere; sağlık müdürlüğü, sağlık müdür yardımcılığı, sağlık grup başkanlığı, baştabiplik ve baştabip yardımcılığı,
Diş hekimlerine ve veterinerlere, meslekleri ile ilgili baştabiplik,
Veteriner, diş hekimi ve eczacılara; baştabip yardımcılığı,
Öğretmenlere; okul ve enstitü müdürlüğü, başyardımcılığı ve yardımcılığı

PROBLEM YARATAN KONU

88 inci maddede yer alan "A) Özel kanunlarla veya özel kanunların verdiği yetkiye dayanılarak memurlara gördürülmesi öngörülen sürekli hizmetler," hükümden ne anlaşılmalıdır. Zira bir kısım yöneticiler, teşkilat kanunlarının verdiği yetkiye dayanılarak her görevi, memura 2. görev olarak verebileceğini düşünmektedir. Oysaki; maddde metninde yer aldığı gibi, özel kanunlarla veya özel kanunların verdiği yetkiye dayanılarak memurlara ikinci görev olarak gördürüleceğine ilişkin olarak sarih bir düzenlemenin bulunması ve ayrıca görevin mahiyeti itibariyle 87 maddenin 2 inci fıkrasında sayılmamakla birlikte aynı mahiyette olması gerektiği değerlendirilmektedir. Yani her görev değil, bilirkişi, hakem, komisyon heyet, juri çalışmaları gibi bir görev olmalıdır.

Bu bağlamda 88. maddenin A fıkrasında yer alan "Özel kanunlarla veya özel kanunların verdiği yetkiye dayanılarak memurlara gördürülmesi öngörülen sürekli hizmetler" ifadenin, ucu açık sınırsız bir yetki olarak görülmesi yönündeki yaklaşımın uygun olmadığını düşünüyoruz.

Mevzuat bağlamında eğer boş bir görev var ise bu görev 2. görevden ziyade vekalet ile yürütülmeye çalışılmalıdır. Tabii vekalet görevi verirken de, 657/45. maddede yer alan "Hiç bir memur sınıfının dışında ve sınıfının içindeki derecesinin altında bir derecenin görevinde çalıştırılamaz" sınırlamasına da dikkat edilmelidir.

2. GÖREV HALİNDE AYLIK

İkinci görev aylık ve ücretleri ile diğer ödemeler, 657 sayılı kanunun 175 inci maddesinde düzenlenmiştir: İlgili madde şu şekildedir:

"Bir göreve vekaleten atanan memurlara vekalet edilen görevin kadro derecesinin birinci kademesinin üçte biri, açıktan atananlara ise (Köy ve kasaba imamlığı kadrolarına atananlara 146 ncı maddede yazılı asgari ücret aylık tutarından aşağı olmamak üzere) üçte ikisi verilir. Bulundukları yerden başka bir yerdeki bir göreve vekalet suretiyle atananlara, Harcırah Kanununun geçici görevle başka yere gönderilenlere ilişkin hükümleri uygulanır.
Ancak, kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur.
88 inci maddeye göre ikinci görev verilen memurlara, bu görevleri karşılığında aylık ödenebilmesi için boş bir kadroya ait görevin ikinci görev olarak yürütülmesi gerekir. Bu şekilde görevlendirilenlere, görevlendirildikleri kadro derecesinin ilk kademe aylığının üçte ikisi ödenir. Ancak, sağlık grup başkanlığı, baştabip ve baştabip yardımcılığı hizmetlerinin ikinci görev olarak yürütülmesi halinde kadro şartı aranmaz ve bu hizmetleri yürütenlere almakta oldukları aylığın üçte ikisi ikinci görev aylığı olarak ödenir.(1)
Açıktan vekil olarak atananlar bu Kanunla memurlara tanınan sosyal haklardan da yararlanırlar ve bunlara ödenecek vekalet aylığının hesabına memuriyet taban aylığı da dahil edilir."

İkinci görevde ücret ödenmesi için kadro olacak ve boş bir kadronun görevi ikinci görev olarak verilmesi genel olarak gerekmektedir.

Sağlık grup başkanlığı,
Baştabip 
Baştabip yardımcılığı
Görevlerinin ikinci görev olarak yürütülmesi halinde ikinci görev ücreti ödenebilmesi için kadro şartı aranmamaktadır.

İkinci Görev ücreti almakta olduk aylığın 2/3 ödenmektedir. 
Aylık tanımına Gösterge ve gösterge puanlarının aylık katsayı ile çapımı sonucu çıkan miktardır.

Ayrıca; ikinci görev verilen memurlara ödenecek zam ve tazminatlar bulunmaktadır. 05 Mayıs 2006 Tarihli 26159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe giren yan ödeme kararnamesinin "Bazı özel durumlara ilişkin esaslar" başlıklı 4 üncü maddesinin (ç) bendinde; "Asli görevleri yanında kendilerine 657 sayılı Kanunun 88 inci maddesine göre "ikinci görev" verilenlere, her iki göreve ait aynı cins zamlardan miktarı fazla olanlar ile farklı cinsteki zamlar ödenir." denilmekte olup, "Ödeme yapılmayacak haller" başlıklı 11 inci maddesinin 2 inci fıkrasının (a) bendinde "Asli görevleri yanında kendilerine 657 sayılı Kanunun 88 inci maddesine göre "ikinci görev" verilenlere ikinci göreve ilişkin özel hizmet tazminatı," ödenmeyeceği hükmü yer almaktadır.
Yer verilen hükümler uyarınca da ikinci görev verilen memurlara her iki göreve ait aynı cins zamlardan miktarı fazla olanlar ile farklı cinsteki zamlar ödenmesi gerekmektedir.

GEÇİCİ GÖREVLENDİRMELERİN TAYİN HAKKI

İl İçi ve İl Dışı Öğretmen Atamalarında Geçici Görevlendirilenlerin Durumu

Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin İl içi ve iller arası isteğe bağlı yer değiştirmeler başlıklı 26. Maddesinin 1,2 ve 4. fıkrası şöyle:
 
(1) Zorunlu çalışma yükümlülüğü bulunmayanlar, bu yükümlülüğünü tamamlayanlar ya da muaf tutulanlar ile sağlık ve eş durumu özrü nedeniyle zorunlu çalışma yükümlülüğü ertelenmiş olanlardan bulundukları eğitim kurumunda en az 3 yıl süreyle çalışan öğretmenler il içinde yer değiştirme isteğinde bulunabilirler.
(2) Zorunlu çalışma yükümlülüğü bulunmayanlar, bu yükümlülüğünü tamamlayanlar ya da muaf olan öğretmenlerden bulundukları ilde en az üç yıllık çalışma süresini tamamlayanlar iller arasında yer değiştirme isteğinde bulunabilirler.
 
(...)
 
(4) İl içinde ya da il dışına yer değiştirme isteğinde bulunacak öğretmenlerin, yer değiştirmeleri için gerekli olan bulundukları eğitim kurumunda ya da ilde çalışılması gereken sürenin hesabında, öğretmenlerin kadrolarının bulunduğu eğitim kurumunda veya ilde fiilen öğretmen olarak geçirdikleri süreler dikkate alınır. Kadrosunun bulunduğu eğitim kurumu ya da il dışında görevlendirilen öğretmenlerin yer değişikliği isteğinde bulunabilmeleri için görevlendirildikleri tarihten önce bulundukları eğitim kurumunda ya da ilde çalışılması gereken süreyi tamamlamış olmaları gerekir."
 
Bu hükümlerden de açıkça belli ki il içi tayin isteyen kişi için kadrosunun bulunduğu kurumda fiilen 3 yıl çalışma zorunluluğu vardır. il dışı tayinde ise kişi, kadrosunun bulunduğu ilde 3 yıl çalışmak zorundadır.
 
Milli Eğitim Bakanlığının bu maddelerin uygulanması konusunda taviz vermemesi ve bazı sendikaların popülist yaklaşımlarına kulak tıkaması takdir edilecek bir durumdur. 
 
Geçici görevlendirme çılgınlığı sürdüğü sürece köylere, kasabalara, uzak ilçelere öğretmen göndermek zorlaşmakta; ayrıca il ve ilçe müdürlükleri sene başlarında yoğun görevlendirme taleplerine neredeyse mesailerinin tamamını vermek zorunda kalmaktadır.
 
Geçerli özrü olanlar için sistem tedbirini almıştır ve belirli takvimlerle özür atamaları yapılmaktadır. Dolayısıyle söylendiği gibi telafisi zor mağduriyetler de yaşanmamaktadır.
 
Hakkaniyet duygusunun tam olarak yerleşmesi için her öğretmen kadrosunun bulunduğu kurumda görev süresini tamamladıktan sonra normal yollardan tayin isteğinde bulunmalıdır.
 
Ayrıca yönetmeliğin geçici 3. maddesi şöyledir:
 
"GEÇİCİ MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelikle yürürlükten kaldırılan Yönetmelik hükümlerine göre zorunlu çalışma yükümlülüklerini yerine getirmek üzere ikinci ve üçüncü hizmet bölgesine dâhil iller ile birinci hizmet bölgesine dâhil illerin (D) ve (E) ilçelerindeki eğitim kurumlarında 6/5/2010 tarihi itibarıyla görev yapmakta olan öğretmenler, adaylıkları kaldırılmış olmak kaydıyla bulundukları eğitim kurumlarında ya da illerde çalışmaları gereken sürelerini tamamlayıp tamamlamadıklarına bakılmaksızın il içi ve iller arasında yer değiştirme dönemlerinde yer değiştirme isteğinde bulunabilirler."
 
Açıkça görülmektedir ve 2010 tarihinde muafiyet (af) çıkmıştır ve geçmişe dönük bir mağduriyet olduğu doğru da değildir.
 
Uzakta da olsa, köyde de olsa tüm çocuklarımız "kendi" öğretmenlerinden ders almayı hak ediyorlar.
 
Bekir KARABULUT

30 bin öğretmen ataması sonucu oluşan minimum puanlar

2011 Haziran Dönemi Kadrolu Öğretmen Ataması Sonucu Alan ve Kurum Bazında Oluşan Minimum Puanlar

İlk Atama Sonucu Alan Bazında Oluşan Minimum Puanlar İçin 
İlk Atama Sonucu Kurum Bazında Oluşan Minimum Puanlar İçin 
Açıktan-Kurumlar İlk Atama Sonucu Alan Bazında Oluşan Minimum Puanlar İçin 
Açıktan-Kurumlar İlk Atama Sonucu Kurum Bazında Oluşan Minimum Puanlar İçin 
Açıktan-Kurumlar Yeniden Atama Sonucu Alan Bazında Oluşan Minimum Puanlar İçin 
Açıktan-Kurumlar Yeniden Atama Sonucu Kurum Bazında Oluşan Minimum Puanlar İçin 

MEB, il içi yer değiştirmelerde kafa karıştırıyor

06/05/2010 tarihli ve 27573 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ''Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmelik'in Geçici 3. maddesinde şu hüküm yer almaktadır:

“Geçici Madde 3- (Ek: 30.7.2010/27657 RG) 
(1) Bu Yönetmelikle yürürlükten kaldırılan Yönetmelik hükümlerine göre zorunlu çalışma yükümlülüklerini yerine getirmek üzere ikinci ve üçüncü hizmet bölgesine dahil iller ile birinci hizmet bölgesine dahil illerin (D) ve (E) ilçelerindeki eğitim kurumlarında 6/5/2010 tarihi itibarıyla görev yapmakta olan öğretmenler, adaylıkları kaldırılmış olmak kaydıyla bulundukları eğitim kurumlarında ya da illerde çalışmaları gereken sürelerini tamamlayıp tamamlamadıklarına bakılmaksızın il içi ve iller arasında yer değiştirme dönemlerinde yer değiştirme isteğinde bulunabilirler.”

Bu hükümlere göre zorunlu çalışma yükümlülüklerini yerine getirmek üzere ikinci ve üçüncü hizmet bölgesine dahil iller ile birinci hizmet bölgesine dahil illerin (D) ve (E) ilçelerindeki eğitim kurumlarında 6/5/2010 tarihi itibarıyla görev yapmakta olan öğretmenler, adaylıkları kaldırılmış olmak kaydıyla bulundukları eğitim kurumlarında ya da illerde çalışmaları gereken sürelerini tamamlayıp tamamlamadıklarına bakılmaksızın il içi ve iller arasında yer değiştirme dönemlerinde yer değiştirme isteğinde bulunabilme hakları var iken MEB, öğretmenlerin il içi isteğe bağlı yer değiştirme kılavuzunun 3. Genel Açıklamalar bölümündeki; “3.10. 06.05.2010 tarihinde yayımlanan Yönetmelikle yürürlükten kaldırılan Yönetmelik hükümlerine göre zorunlu çalışma yükümlülüklerini yerine getirmek üzere ikinci ve üçüncü hizmet bölgesine dâhil iller ile birinci hizmet bölgesine dâhil illerin (D) ve (E) ilçelerindeki eğitim kurumlarında 6/5/2010 tarihi itibarıyla görev yapmakta olan öğretmenler, adaylıkları kaldırılmış olmak kaydıyla bulundukları eğitim kurumlarında ya da illerde çalışmaları gereken sürelerini tamamlayıp tamamlamadıklarına bakılmaksızın iller arasında yer değiştirme dönemlerinde yer değiştirme isteğinde bulunabilirler.” açıklamalarına göre sadece iller arasında bu yer değiştirmeye izin veriyor.

Fakat MEB, 2011 öğretmenlerin iller arası isteğe bağlı yer değiştirme kılavuzunun 3. Genel Açıklamalar bölümündeki; “3.16. 06.05.2010 tarihinde yayımlanan Yönetmelikle yürürlükten kaldırılan Yönetmelik hükümlerine göre zorunlu çalışma yükümlülüklerini yerine getirmek üzere ikinci ve üçüncü hizmet bölgesine dâhil iller ile birinci hizmet bölgesine dâhil illerin (D) ve (E) ilçelerindeki eğitim kurumlarında 6/5/2010 tarihi itibarıyla görev yapmakta olan öğretmenler, adaylıkları kaldırılmış olmak kaydıyla bulundukları eğitim kurumlarında ya da illerde çalışmaları gereken sürelerini tamamlayıp tamamlamadıklarına bakılmaksızın il içi ve iller arasında yer değiştirme dönemlerinde yer değiştirme isteğinde bulunabilirler.” açıklamaları ile de hem il içi hem de il dışına bu yer değiştirme hakkını veriyor. Ama il içi yer değiştirme başvuruları alındı. Yerleştirmelerde yapılmasına rağmen il içi yer değiştirme kılavuzundaki yukarıdaki açıklamaya göre yerleşenlerin atamaların iptal edileceği söyleniyor.

Yönetmeliğe aykırı olan bu durum il dışı kılavuzundaki yukarıdaki açıklamaya da aykırıdır.

Ahmet Kandemir

DES: MEMURLAR ZAM BEKLİYOR

DES Genel Başkanı Gürkan Avcı, memurlar arasında 4 kata kadar varan ücret adaletsizliğinin çözümü ve düşük maaş alan memurlara telafi zammı verilmesi için Meclisten yasa çıkartılması gerektiğini belirtti.

DEMOKRAT Eğitimciler Sendikası (DES) Başkanı Gürkan Avcı, 10 milyon memur, memur emeklisi ve ailesi adına 12 Haziran genel seçimlerinden önce kayıp ve mağduriyetlerimizin telafisi için adım atılmasını istediklerini ifade etti. 

Başta Ak Parti, CHP ve MHP olmak üzere tüm siyasi partileri göreve çağıran Avcı, şunları söyledi: "Memurlar arasında 4 kata kadar varan ücret adaletsizliğinin çözümü ve düşük maaş alan memurlara telafi zammı verilmesi için Meclis'ten yasa çıkartılması gerekiyor. Kamu çalışanlarına 6 ayda bir yüzdelik oranlarla zam veriliyor, yüzdelik zamların yüksek maaş alan memurlara yüksek, düşük maaş alan memurlar ise düşük meblağlar alıyor. Ücret adaletsizliğinin bir nebze giderilmesi için zamların yüzdelik oranlar yerine seyyanen yapılması daha doğru olacaktır. 

EN BİLGİLİ KESİM 

2011 toplu görüşmelerinde DES olarak, toplamda yüzde 25 maaş zammı istedik. Kamu çalışanlarına siyaset yapma, siyasi partilere üye ve yönetici olma hakkı istiyoruz. Türkiye'nin en bilgili ve donanımlı kesimlerinden birisinin de kamu çalışanlarıdır. 

Memurlarımızın yüzde 75'inin üniversite mezunu, yüzde 95'inin en az orta öğretim mezunu olduğu düşünülürse, bu denli eğitimli bir camianın gelişmiş ve nitelikli Türk siyasetine büyük katkılan olacağını düşünüyorum. Gelişmiş, çağdaş ve nitelikli Türk siyasetini oluşturmak adına kesinlikle memurlara siyaset hakkı tanıması gerekmektedir. Devlet kamu işçisine siyaset hakkı tanırken kamu çalışanını bu haktan mahrum bırakmamalıdır.

MEB'DEN BAYRAK TÖRENLERİ BİLGİLENDİRME YAZISI...

MEB'DEN BAYRAK TÖRENLERİ BİLGİLENDİRME YAZISI..
Milli Eğitim Bakanlığı Bayrak törenleri ile ilgili resmi bir yazı yayınladı. 

İşte o yazı




Temmuz'da 15 bin sözleşmeli öğretmen atanacak

Temmuz'da 15 bin sözleşmeli öğretmen atanacak
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Temmuz ayında 15 bine yakın sözleşmeli öğretmen ataması yapılacağını açıkladı.
Konya'nın Ereğli ilçesinde partisinin seçim bürosunu ziyaret eden Bakan Çubukçu, 1 Haziran'da gerçekleştirilen atamalarda, sözleşmeli pozisyondan kadroya alınan yaklaşık 15 bin sözleşmeli öğrenmenin yerine atama yapılacağını söyledi.
Bakan Çubukçu, ''28 Haziran ile 4 Temmuz arasında başvuruları alacağız, 6 Temmuz'da atamaları gerçekleştireceğiz. Bunu burada ilk kez söylüyorum. Bunu bir müjde olarak sunayım. Sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçişleri sürdüğü için yeniden sözleşmeli öğretmen atanmayacağı kanaati vardı. Ama yaklaşık 15 bine yakın öğretmen ataması yapılacak.'' dedi.

BAŞBAKAN SÖZLEŞMELİLERE VERDİĞİ SÖZÜ SEÇİMLERDEN ÖNCE TUTMALIDIR

BAŞBAKAN SÖZLEŞMELİLERE VERDİĞİ SÖZÜ SEÇİMLERDEN ÖNCE TUTMALIDIR

 Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk’un, sözleşmelilerin kadroya geçirilmesi ile ilgili yaptığı basın açıklamasıdır.
BAŞBAKAN SÖZLEŞMELİLERE VERDİĞİ SÖZÜ SEÇİMLERDEN ÖNCE TUTMALIDIR
Sözleşmeliler yıllardır kadro hayali ile oyalanmaktadır. Önce sözleşmeli öğretmenlere kadro sözünü Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik vermişti. Bu söz tutulmadı. Daha sonra Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, 24 Haziran 2009 tarihinde sözleşmelilerin kadroya geçirileceğine dair söz vermişti. Ancak aradan yıllar geçmesine rağmen bu söz de yerine getirilmedi. Son olarak Başbakan Erdoğan sözleşmelilerin kadro sorununu mümkünse seçimden önce, mümkün değilse seçimden sonra çözeceğini açıkladı. Başbakan katıldığı bir televizyon programında da “Sözleşmeli personel bu sorunu kafalarından atmalılar. Yetiştirebilirsek eğer 2 gün içinde bu sorunu halletmek istiyoruz” dedi, sözleşmelilerin kadroya seçim öncesinde geçirileceğinin sözünü verdi. Ancak Başbakan dün yine katıldığı bir televizyon programında yaptığı konuşmada kadronun seçim sonrasına kaldığını söyledi.

Başbakan’ın iki gün önce bu sorunu seçimden önce çözeceğini, iki gün sonra ise sorunun çözümünün seçim sonrasına kaldığını söylemesi şık olmamıştır. Bir Başbakan’ın iki gün arayla farklı açıklamalar yapması ve sözleşmelilerin kadro umudunu seçim sonrasına ertelemesi son derece düşündürücüdür. Kaldı ki Başbakan, 12 Haziran seçimlerinden sonra tekrar iktidara geleceğine dair milletten söz mü almıştır? Verilip, tutulmayan bunca söze rağmen, Başbakan’da yeniden iktidar olacaklarına dair kanaat nasıl oluşmuştur? Aksine 12 Haziran’dan sonra herhangi bir siyasi partinin tek başına iktidara gelmesi mümkün görünmemektedir.

Sözleşmeliler Başbakan’ın son açıklamasıyla büyük bir yıkım yaşamıştır. İki gün önce sevinen, iki gün sonra ise sevinçleri kursağında kalan çalışanlar, artık kime, neye inanacağını şaşırmıştır. Sözleşmeliler hükümetten sadece hakkı olanı istemektedir.

Öte yandan 4/B uygulamasını yaygınlaştıran, 4/C’yi icat eden bizzat hükümet iken, Başbakan’ın 9 yıl sonra tam da seçimlere kısa bir süre kala sözleşmelilere kadro sözü vermesi manidardır. Nitekim bugün geldiğimiz noktada, sözleşmeliye kadro sözünün seçimlerin bir parçası olduğu çok net anlaşılmaktadır.

Sözleşmeliye kadro verilmesi için yasal düzenleme yapılması gerektiği söylenmektedir. Yasal düzenlemenin arkasına sığınanlar, işi yokuşa sürmek istemektedir. Çünkü, sözleşmelilerin kadroya geçebilmesi için hükümetin, elinde bulunan Kanun Hükmünde Kararname yetkisini kullanması yeterli olacaktır. Ancak bu konuda samimi olmayan hükümet yasal düzenleme yapılması gerektiğini söyleyerek, yine zaman kazanmaya çalışmaktadır.

Kanun Hükmünde Kararname ile çözülebilecek bu sorunun dallandırılıp, budaklanması, sözleşmelilerin ‘ha bugün, ha yarın’ denilerek, sürekli oyalanması, sözleşmelilerin istismar edildiğini ortaya koymaktadır.

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen olarak talebimiz; sözleşmelileri istismar etmeden, onları seçim malzemesi olarak görmeden bu konunun en kısa sürede çözülmesidir. Bugün 250 bin 4/B’li, 45 bin 4/C’li çalışan bulunmaktadır. 4/B ve 4/C’lilerin tamamı hiçbir kritere bağlı olmaksızın seçimlerden önce kadroya alınmalıdır. Şayet hükümet bu konuda samimiyse elinde bulunan Kanun Hükmünde Kararname yetkisini kullanır ve 4/B ile 4/C’lileri kadroya geçirir. Bunu seçim sonrasına bırakmak siyasi etikle bağdaşmadığı gibi tüm sözleşmelileri aldatmak anlamına gelmektedir. Türkiye Kamu-Sen olarak konunun seçim sonrasında da takipçisi olacağımızdan herkes emin olmalıdır.

            Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Eğitici Personele Hak Ettikleri Statü ve Kadro Verilmelidir

Eğitici Personele Hak Ettikleri Statü ve Kadro Verilmelidir

Çıkarılan kanunla Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilen Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Turizm Eğitim Merkezleri’nde (TUREM) görev yapan “eğitici ve öğretici” statüsüne sahip personel de, Milli Eğitim bünyesinde istihdam edilen diğer sözleşmeli personelle aynı statüye kavuşturulmalı ve kadroları verilmelidir.

Milli Eğitim Bakanlığı, daha önce Turizm Eğitim Merkezleri’nde görevli eğitici ve öğretmenlerin yarıyıl ve yaz tatilinin yanı sıra, yolluk ücreti, özlük hakları, nakil gibi haklardan faydalandırılması amacıyla kendisine yapılan başvuruya verdiği red cevabında, Turizm Eğitim Merkezleri’nde eğitici-öğretici olarak görev yapan personelin sözleşmeli personel statüsünde çalıştığı yönünde görüş belirtmiştir.

Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Yönetmeliği’nde, eğitici personel için, “Meslekî yeterliğe sahip öğrencilerin işyerindeki eğitiminden sorumlu, iş pedagojisi eğitimi almış, meslekî eğitim yöntem ve tekniklerini bilen, uygulayan veya meslekî ve teknik eğitim okul ve kurumlarında atölye, lâboratuar ve meslek dersleri öğretmenliği yapabilme yetkisine sahip kişiyi” ifade etmektedir.

Görüldüğü üzere, “Millî Eğitim Bakanlığında norm kadro sonucu ortaya çıkan öğretmen ihtiyacının kadrolu öğretmen istihdamıyla kapatılamaması hallerinde öğretmenlerin…” şeklindeki düzenleme gereği, MEB bünyesinde istihdam edilen sözleşmeli personelden hiçbir farkı bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, 5450 sayılı Kanun’un 5. maddesinin son fıkrasında, “Devredilen personelin devirden önce görev yaptığı kurumlarda geçen hizmet süreleri Bakanlıkta geçmiş sayılır” denilmektedir. Bu anlamda, söz konusu kurumlarda ortalama 8 yıl ile 18 yıl arasında çalışmış personel mevcuttur. Bu denli uzun bir çalışma süresi olan personelin, devirden önce hizmet yaptığı kurumdaki statüleri, hakları kazanılmış hak niteliğindedir. Mevcut yasal düzenlemenin de gösterdiği üzere, kazanılmış hak ilkesi korunmalı ve mağduriyetlerin giderilmesi yönünde işlem tesis edilerek bu kurumlarda eğitici-öğretici olarak çalışan sözleşmeli personelin de 657 sayılı Kanun’un 4/B maddesine göre Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde eğitim-öğretim hizmetinde çalışan diğer sözleşmeli personel ile aynı statüde değerlendirilmeleri gerekmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı’na yazılı müracaatta bulunarak, kanun kapsamında istihdam edilen sözleşmeli personelin, mevcut veya yeni açılacak memuriyet kadrolarına intikali söz konusu ‘Yetki Kanunu’ kapsamında mümkün olmasından hareketle hukuki statüleri Kanun ile Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilmiş Turizm Eğitim Merkezleri eğitici-öğretici personelinin de 6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamında kadrolu olarak atanmasının sağlanması konusunda gereğinin yapılmasını istedik.